BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ah şu babalar...

Ah şu babalar...

Bugün Babalar Günü. Kriz milletin anasını da babasını da ağlatınca, ne Babalar Günü’nün, ne de babalığın tadı tuzu pek kalmadı artık... Ayrıca başka gün yokmuş gibi, Öğrenci Seçme Sınavı’nı da (ÖSS) getirip bugüne koydular..



Bugün Babalar Günü. Kriz milletin anasını da babasını da ağlatınca, ne Babalar Günü’nün, ne de babalığın tadı tuzu pek kalmadı artık... Ayrıca başka gün yokmuş gibi, Öğrenci Seçme Sınavı’nı da (ÖSS) getirip bugüne koydular.. Zaten 15 milyon öğrenci tatile çıkmış. Her evde bu tatilin ve gelecek öğretim yılının sıkıntıları daha şimdiden yaşanmaya başlamış. Yani bir bu ÖSS eksikti. Onu da bugüne denk getirdiler. Söyleyin bakalım, bu vaziyette Babalar Günü’nü kutlamanın bir alemi, anlamı kalıyor mu? Ama olsun; adet yerini bulsun. Babalar Günümüz kutlu, mutluluklarımız (!) gerçek olsun inşallah.. Üniversite yolları... Bugün 1 milyon 473 bin 936 kişi, üniversiteye girebilmek için sınavda ter döküyor. Gençlere kolay gelsin diyorum. Ama ne bu sınavdan kazanarak (!) çıkanlar sevinsinler, ne de elenenler üzülsünler. Çünkü ÖSS’nin yolları taştan, üniversite öğretimi ise çıkarıyor gençleri baştan.. Dahası ehil olanın, kabiliyetin falan test edildiği bir mekanizma değil, bu ÖSS.. Sadece bir ‘eleme’ olayı. Üstelik adaleti de yok.. Şansa kalmış bir şey.. ÖSS değil, sanki milli piyango. Size de çıksa ne olacak? Dolayısı ile elenseniz de, eleğin üzerinde kalsanız da, dünyanın SONU değil!. Bir defa girip de diploma alsanız ne olacak? O diplomanın ne faydası var? Ayrıca 5 adaydan 4’ünün ortada kalacağı, ancak 1’inin de ‘rastgele’ girebileceği bir üniversite tahsilinin, kime ne hayrı dokunabilir ki?.. Açıkçası YÖK’ün bu inanılmaz köhne sisteminde ‘yok’ olmanın, sevinilecek nesi var? Dahası inanın; Türkiye’de üniversiteye girmek ile ÖSS’ye takılıp ortada kalmak arasında, aslında pek de fazla bir fark yok.. Girenler ne yapıyorlar sanki? 4 yıl sonra aynı işsizler kervanına katılmaktan, elinde işe yaramayan üniversite diploması ile avare avare dolaşmaktan çok mu memnunlar yani? Bunun için açıkça ifade ediyorum.. Tekrarlıyorum; inanın dünyanın sonu değil bu sınav.. Hayatta yapılabilecek çok daha iyi işler var.. Mesela İngilizce öğrenmek, internete evden bağlanmak imkanına kavuşmak, yurtdışına tahsil için gitmenin yollarını aramak.. Kafasına koyanlar İngilizce’yi Türkiye’de, daha kolay ve ucuza öğrenebilirler; bunun yolunu, imkanlarını temin edebilirler.. Eve bir bilgisayar almak, sürekli internet bağlantısına sahip olmak, ‘çok’ istenirse yapılabilecek en hayırlı işlerden... Baba olmuşuz bir kere... Gerçi hayat şartları giderek daha da zorlaşıyor. Ama ne yapalım? Babayız, anayız.. İster çalışan, ister çalıştıran olalım; kendi çocuklarımız için yılda 2-3 bin doları gözden çıkarmağa uğraşacağız.. Çok zor ve hatta imkansız gibi görünse de bu masrafı, bütçelerimize öncelikli olarak koymağa gayret edeceğiz. Zira bunu yapabilirsek, Türkiye’de İngilizce de öğrenilir; evler internetle dünyaya da bağlanabilir; gençler kendi arzuları istikametinde hayattaki beklentilerine kavuşmanın mutluluğunu da tadabilir.. Ülkemizde ilkokuldan üniversiteye 15 milyon öğrenci var. Bunları, evlerinden internete bağlayabilmek, ÖSS’den de, girilebilecek rastgele üniversite bölümlerinden de çok çok daha önemli.. Çünkü gençlerle gerçekten ilgilenmek demek, onları ömür törpülerinden kurtarmak, hayata altın bileziklerle kazandırmak demek.. Bu Babalar Günü’nde, bu durumu daha ciddi düşünsek mi acaba? Kızları ile başı dertte olan Başkan Bush geçenlerde babalık ve sorumluluk üzerine yaptığı bir konuşmada aynen şöyle dedi: “Çocuk yetiştirmek, fedakârlık istiyor! Efor, zaman harcamak ve ilgilenmek gerekiyor. Ama bugünün toplum hayatında, evlatlarımız için yapmayı istediklerimiz ve niyetlerimiz ile gerçek durum arasında geniş uçurumlar var.” Amerika’da ‘ideallar ile gerçek arasında’ böylesine uçurumlar varsa, Türkiyemiz’deki durumu varın hesap edin.. Ama, ne yapalım? Başka çaremiz var mı? ‘Baba’ olmuşuz bir kere.. Bundan istifa edemeyeceğimize ve ‘al hayrını gör’ deyip satamayacağımıza göre, ha gayret.. Hepimize, bütün burnundan soluyan babalara kolay (!) gelsin... Değil mi ya, babalık kolay mı?..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT