BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > a), b), c), d), Hiçbiri

a), b), c), d), Hiçbiri

Biz yaşlılarımızdan şöyle duyardık: “Bizim zamanımızda idadî (ortaokul) mezunları bile daha bilgili ve kültürlü idiler. Hele rüşdiye (lise) mezunları bugünün üniversite mezunlarını ceplerinden çıkarırlardı.”



Biz yaşlılarımızdan şöyle duyardık: “Bizim zamanımızda idadî (ortaokul) mezunları bile daha bilgili ve kültürlü idiler. Hele rüşdiye (lise) mezunları bugünün üniversite mezunlarını ceplerinden çıkarırlardı.” Bugünün gençliğine de biz en azından şunu diyoruz: “Bizim zamanımızda biz daha çok çalışırdık. Hocalarımız daha ciddi idiler. Sınıflarda göz açtırmazlardı. Biz test denilen şeyi bilmezdik. Soruyu cevaplamak için kafamızı daha fazla kullanmak zorundaydık.” Bugünün gençliği de ileride kendilerinden sonra gelenlere herhalde şöyle diyecekler: “Bak şu amcayı görüyor musun? Onun düşünme yeteneği vardır. Önüne bir problem gelince düşünür, problemi analiz eder ve çözüm bulabilir. Başın daralınca ondan yardım isteyebilirsin. Çünkü bize ilkokul öncesi hazırlık kurslarından üniversite bitinceye kadar hep test uyguladılar. Bizim neslin düşünme, yenilik yapma yeteneği büyük ölçüde dumura uğradı...” Okullar açılıyor denilince kendiliğinden bunlar geldi aklıma ve beynimden geçenleri sansür uygulamadan paylaştım sizlerle. Bundan başka yine şöyle bir öğrenim hayatımı film şeridi gibi gözümün önünden geçirdim. Yaklaşık yirmi yıllık bu sürede gerçekten kendini vererek heyecanla, coşkuyla bir şeyler öğretmeye çalışan kaç hocam oldu diye düşündüm. Kendime göre bir rakam buldum. Şimdi siz de lütfen şöyle bir arkanıza yaslanın ve düşünün bakalım, öğrenim hayatınızda kaç tane coşkulu, neşeli, samimi hocanız oldu. Bu soruyu seminerlerde sorduğumuz zaman bir iki tane ancak çıkıyor. Bunun sebebini bu köşede analiz etmek mümkün değil ama, ülke olarak milli gelirden eğitime ayırdığımız payın oranı herhalde bu konuda önemli bir göstergedir. Bütün bunlardan sonra bir de kısıtlı imkânlarla yetiştirdiğiniz kabiliyetli insanlarınızı beyin göçü ile kaybettiğinizi düşünün. (Mesela Almanya bugünlerde dünyadan 500 bin bilgisayar uzmanını çekebilmek için faaliyete geçti bile.) En sonunda elde kalanların da rutinlere boğulup “Senden yeni fikirler bekleyen yok, benim dediğimi yap, bana yeter, bir de seninle uğraşmayayım!” tarzı yönetim anlayışı ile çalıştırıldığı bir iş ortamını ekleyelim. O zaman “Bu krizler nereden çıktı ve neden bir türlü bitmiyor?” sorusuna cevap vermek için başka sebepler arayıp bulmaya gerek kalıyor mu sizce? Dünyanın bilgi çağına ayak bastığı bugünlerde tatsız bir yazı oldu, farkındayım... Yine de yeni öğretim yılının başarılı geçmesi temennimizdir. Bütün bu olumsuzluklara rağmen bizleri dün de bugün de yetiştirmeye gerçekten fedakârca çalışan tüm hocalarımızın ellerinden öperiz. İyi haftalar efendim.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT