BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > HASRET

HASRET

Yakalanmış serçe kuşu gibi tir tir titriyordu Ayşe... Abuzer bir duble rakı içmişti.... İçtiği zamanlar gözü hiç bir şey görmezdi. Kendisinin karşısında korkudan titreyen insanları seyretmekten aşırı zevk alırdı. Sesinin tonunu yumuşatarak sordu Ayşe’ye...



Durmuş’un takatinin kesilmekte olduğu bir sırada çıkarması için işaret verdi Abuzer. Durmuş’un kafası sudan çıktığında artık onun onlarla mücadele edecek gücü kalmamış nefes alabilme derdine düşmüştü. İşte bu esnada Durmuş konuşabilir, bildiklerini doğru olarak söylerdi. - Nerde ülen Mihriban.. Durmuş ağzından su püskürtmekle meşguldü o sırada. - Söyleee, gene sokuyummu gafanı suya.. Abuzer bir ara Ayşe’nin ağzından çekmişti elini: - Tamam! gaddar herif ben söyleyeceem nereye gettiklerini.. diye bağırdı. Karısına boş gözlerle bakıyordu Durmuş. Uzun müddet kafası suyun içinde kaldığı için oksijensiz kalan ciğerleri geçici bir süre vazife görememiş soluk soluğa kalmıştı. Büyük bir hırıltı ile nefes almaya gayret sarfediyordu. Karısının kendini kurtarmak için konuştuğunu biliyordu. Gerçi İstanbul’a gittiklerini söylemekte bir beis olduğunu sanmıyordu. Zira İstanbul’daki adreslerini kendileri de bilmiyorlardı. Faat bu zalim adam “İstanbul’daki adreslerini vereceksiniz” diye tutturursa o zaman ne yapacaklardı? Abuzer’i bilmedikleri hususunda ikna etmek mümkün olmazdı. Herhalde bir kaşık suda boğardı o zaman... Hadisenin gidişatı Durmuş’un endişelerini boşa çıkarmamıştı. - Ya! demek İsdanbul’a geddiler hemi, neresine geddiler İsdanbul’un? Bu suali hiç beklememişti Ayşe. Abuzer’in nalça gibi elleri orta yaşlı kadının boğazını kavramıştı. Kafasını yaklaştırmış, dişlerini sıkarak fısıltıyla konuşurken Ağzı leş gibi kokuyor, paslı dişleriyle sırıtıyordu. - Neresine geddiler İsdanbul’un ha? Korkuyla kekeledi Ayşe: - Bilmiyom ağa, yemin ederim ki bilmiyom. - Nasıl bilmezsin gız, İsdanbul’a geddüğünü nerden biliyon o zaman? - Oraya gedeceklerini söylediydiler.. - Bilüsün bilüsün, şinci bülbül gibi ötmeye başlarsın heç meraklanma.. Yakalanmış serçe kuşu gibi tir tir titriyordu Ayşe... Abuzer bir duble rakı içmişti.... İçtiği zamanlar gözü hiç bir şey görmezdi. Kendisinin karşısında korkudan titreyen insanları seyretmekten aşırı zevk alırdı. Sesinin tonunu yumuşatarak sordu Ayşe’ye: - Gıız Ayşe senin gafanı da sokuyum mu şu bakracın içine? - Yapma ağa Allah aşgına yapma, ne olur bırak bizi ayaklarının altını öpüyüm bırak.. - Ya demek ayaklarımın altını öpeceksin hemi? - Öperim ağa ayaklarının altını öperim, ne olur bizi bırak.. Abuzer daha da köpürüyordu: - Gıız gardaşının adresini vermeden sizi bırakabilür müyüm ben! Tam sekiz sene hep bu günü bekledim, her gece hayalimde geberttim, o gatil gardaşını. Onun ganını dökmeden bağa ırahat yüzü yoh. Bütün variyetimi bu uğurda harcamaya hazırım ben.. - Eyi hoş da bizden ne İsdiyon Abuzer ağa, biz neddük sağa? - Gaçuduğuz, Mihribanınan çocukları el birliği edip gaçuduğuz, nereye gaçuduysanız yerini söyleyeceksiniz... ¥ DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT