BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Asrın davası

Asrın davası

Gerede’den M. Fikri Ulusoy isimli okuyucumuzun sorusu şöyle: “Babam 1943 yılında bir hisse satın aldı. Babam 1965 yılında vefat eyledi. Sonra tapu adımıza intikal etti. Diğer hissedarlarla ilgili paylaşım için dava açıldı. Ancak bir netice çıkmadı. Aradan geçen yıllara rağmen, biz hâlâ tapuya tam olarak malik olamadık. Bu nasıl iştir?”



Gerede’den M. Fikri Ulusoy isimli okuyucumuzun sorusu şöyle: “Babam 1943 yılında bir hisse satın aldı. Babam 1965 yılında vefat eyledi. Sonra tapu adımıza intikal etti. Diğer hissedarlarla ilgili paylaşım için dava açıldı. Ancak bir netice çıkmadı. Aradan geçen yıllara rağmen, biz hâlâ tapuya tam olarak malik olamadık. Bu nasıl iştir?” Cevap: Gayrimenkullerin hisseli olarak satın alınmasında istenmeyen bazı sıkıntılar yaşanmaktadır. Bu sıkıntıları çözmenin temel yollarının iyi araştırılması ve her olaya uygulanması gerekmektedir. Hisseli yerlerde problemi bitirecek dava, İZALE- İ ŞÜYU davasıdır. Bu şu demektir: Nizalı gayrimenkulün mümkün ise taraf sayısınca eşit olarak bölünmesi ve ortaklar arasında paylaşılmasıdır. Bazen bu mümkün olmayabilir. Mesela, 3 hisse olur ama hisesedar sayısı beş olur veya yer bölünemez. O zaman da, miras konusu yer satılır. Elde edilen hasılat paraya çevrilir ve taraflar arasında hisse nispetince paylaşılır. Hisseli olarak yapılan satışlarda kimi zaman da, şufa davası problemi çıkabilir. Bunun halli için de çareler düşünülmesi gerekir. Bunun için öncelikle tapu satışının rayiç değerde yapılması gerekir. Sonra, mümkün ise, satıştan sonra muvafakat veya onay alınmalıdır. Yer fiili olarak bölünmüş bir gayrimenkul ise şufa davasını aşma imkanı hukuken mevcuttur. Ülkemi seviyorum... İsmi mahfuz bir okuyucumuzun sorusu şöyle: “Çalıştığım kurumda bir zimmet iddiasından dolayı mahkemeye verildim. Mahkeme üç defa dosyamızı bilirkişiye gönderdi. Bilirkişilerden birinci raporda adiyen zimmet olduğu; ikincisinde zimmet suçunun oluşmadığı ve olmadığı, üçüncü raporda ise ihtilasen zimmet suçunun oluştuğuna dair rapor çıktı. Bu arada işten ihraç disiplin cezasını aldım. Bölge İdare Mahkemesine dava açtım. Mahkemeyi kaybettim. Danıştay ise, davamın 4455 Sayılı Kanun kapsamında kaldığı, ancak süresinde müracaat edilmediği için karar tesisine yer olmadığı şeklinde karara bağladı. Ben bunun üzerine yeniden mahkemeye müracaat eyledim. Davam halen derdesttir. İşime tekrar dönebilir miyim?” Cevap: Ağır Ceza yargısında görülmekte olan davanın sonucunun ne olduğunu bilmekte fayda vardır. Bu davanın sonucu göreve iade konusunda önemlidir. Bu davada beraat kararı alınır ise, İdari Yargının verdiği kararın bozulması için iade-i muhakeme yoluna gidilmesi mümkündür. Böylece, İdari Yargının verdiği karar yeniden gözden geçirilir ve ihraç kararı kaldırılabilir. Bunun sonucunda da işinize dönmeniz mümkündür. Öte yandan, ülkemizde zaman zaman bu gibi konularda halk tabiriyle af getiren kanunlar çıkmaktadır. Bu kanunlarda belirtilen sürelerde müracaatlar yapıldığında, ilgili kişilerin mesleklerine dönmesi mümkün olabilmektedir. Ancak, bu kanunlardan istifade edebilmenin temel şartı Ceza Yargısından mahkumiyet kararı almamış olmaktır. Veya, alınan kararın cezasının çekilmesi ve buna göre aradan belirli sürelerin geçmesi lazımdır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT