BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Merhaba düşman

Merhaba düşman

Çocukluğumda şehrimizin düşman işgalinden kurtuluş yıldönümü merasimlerini hiç kaçırmazdım. Ana caddenin etrafında toplanır gösterileri seyrederdik.



Çocukluğumda şehrimizin düşman işgalinden kurtuluş yıldönümü merasimlerini hiç kaçırmazdım. Ana caddenin etrafında toplanır gösterileri seyrederdik. Gaziler, okullar, askeri birlikler, temsili milis kuvvetleri ve valinin konuşması. Ne olup bittiğini pek de bilmezdik. Ama özeti şu idi ki, düşman bizim şehrimizi de istila etmiş, biz de diğer bütün şehirler gibi kazma kürek düşmanı kovalayıp şehrimizi kurtarmışız. Her şehrin böyle bir kurtuluş hikâyesi vardır. ..... Bizden sonraki nesiller neyi kutlayacak? Şimdiki düşman süngüyle kovalanacak gibi değil... Düşman ekranlarda, uluslararası piyasalarda, borsada, şirketlerde, bankalarda, fabrikalarda, havayollarında, internette, uydularda, cep telefonlarında... Süngüyle hangi birini kovalayacağız? Bulduklarımızı hangi denize dökeceğiz? ..... Anlaşılmayacak ne var? Diyorum ki şu apur sapur işleri bırakıp yeni nesilleri motive edecek, onları aşka şevke getirecek, birlik dirlik içinde tutacak başka yollar bulalım. Düşman aynı düşman değil. Süngüyle, topla, helikopterle kovalanacak gibi de değil. ..... Bu cennet vatanımızın birkaç büyük şehri dışında kalan bütün vilayetleri her yıl hazineye yüz lira verip 200 lira çekiyor. Kazandığından fazlasını harcıyor. Bütün yük üç beş şehrin sırtında, onlar da yükü çekemiyor artık. Hazinemiz topladığı verginin yüzde 107’sini borç faizine ödüyor. Son 15 yıldır PKK mazeretimiz vardı. Ama ondan önce de kafamız aynı kafaydı. Sınırları gevşetip sınır ticaretini teşvik edecek yerde iki koyun geçireni kaçakçı ilan ettik. Tersini yapsaydık Irak’a, Suriye’ye, İran’a sınır olan şehirlerimiz ihya olurdu. El attığımız yeri kurutup tembelleştiriyoruz. İşte Kuzey Kıbrıs... Hazırdan yiyen yüzbinlerce insan. Üretim yok, kazanma kaybetme derdi yok... Her masraf merkezden... Yiyip içmeyi bile beceremiyorlar. Ve işte Türkiye... İnsanların dayanacak gücü kalmadı ama Ankara’nın şatafatı devam ediyor. ..... Bir yerleri kontrol altında tutmanın metodları da değişti. Bizim kafamız hiç değişmiyor. Düşmana iş bırakmıyoruz. TOPAL MOLLA 1920 yılında, Topal Molla lakabıyla tanınan bir zat, Afganistan’da bir tekke kurmuş. Topal Molla’nın müritleri 3 yıl içinde 200 bine ulaşmış. Müridlerinin sayısı 1925 yılında 300 bini aşan Topal Molla, krala karşı ayaklanma hareketini başlatmış. Bir yıl boyunca Afganistan’da kan gövdeyi götürmüş. O yıllarda Afgan Kralı olan Emanullah Han, ülkesini terketmek zorunda kalmış. Ülkesinden ayrılan Emanullah Han, Afgan sınırına geldiğinde yanına bir “adam” sokulmuş ve çok güzel konuştuğu Urducasıyla sormuş: -Beni tanıdın mı, demiş Emanullah Han’a; “Ben meşhur Topal Molla’yım. Afganistan’daki görevim bitti, İngiltere’ye dönüyorum. -Seni tanıdım, demiş Kral; ben senin İngiliz casusu olduğunu biliyordum. Fakat halkıma o kadar çok tesir etmiştin ki, senin casus olduğuna onları inandırmanın çok zor olacağını düşündüm. Sarıklı sakallı Topal Molla, sakalını kesmiş, sarığını atmış, başına silindir şapkasını oturtmuş ve İngiltere yoluna koyulmuş.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT