BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Masalların dünyası

Masalların dünyası

“Zamanın Eskitemediği En Güzel Sözler” isimli kitabının ardından çocuklarla ilgili çalışmalarını yoğunlaştıran Hikmet Ulusoy’un “Çocuk Masalları” isimli kitabı da okuyucularıyla buluştu.



Televizyonsuz dönemlerin en büyük eğlencesi şüphesiz masallardı. Sadece çocuklar mıydı dinleyen “Bir varmış bir yokmuş ....” diye başlayan ve mutlaka mutlu sonla noktalanan o güzel hikayeleri?... Anlatanlar da büyük zevk alır, defalarca beyinlere nüfuz eden o güzel masalları bıkmadan sıkılmadan dinlerler bir kere “off” demezlerdi o zamanlar. Hani her mahallenin bir masalcı teyzesi veya ninesi olurdu ya... Masalları bir türlü tükenmezdi onların; her defasında bir başka masal dökülürdü dillerinden. Ya şimdi bizler?.. “Kırmızı Başlıklı Kız” masalından bir küçük alıntı aklımızda kalan o kadar... Maket evlerden... Çocuklarla ilgili masallar yazmaya yıllar evvel gazetelerin çocuklar için verdiği maket evlerle başlamış Hikmet Ulusoy. Önceleri bu karton parçalarını yapıştırıp yeğenleri için evler yapmaya başladığında belirmiş bu masallar. Onlarla oynarken bu evlerle ilgi hoş masallar uydurmuş. Sonraları bunları kaleme alma ihtiyacı hissetmiş Ulusoy ve “Çocuk Masalları” isimli kitabı böylelikle doğmuş. Kitabın resimleri ise Cemalettin Güzeloğlu’na ait... Kitabı, Kültür Bakanlığı Çocuk Edebiyatı Dizisi’nden çıkan Hikmet Ulusoy, çocukların hâlâ eski masalları dinlemek zorunda kaldığını belirterek, bunların güzel klasikler olduğunu ancak yeni ve güncel masallara da yer verilmesi gerektiğini ifade ediyor. Masalla eğitim Çizgi filmlerin çocukların eğitimi ve gelişimi anlamında hiç bir fayda vermediğini iddia eden Ulusoy, “Televizyonlardaki çizgi filmlerde ne yazık ki hep şiddet var. Bu durum çocukların gelişimi bakımından büyük sakıncalar arz ediyor. Çocuk ne verilirse şüphesiz onu alır ve onu işler. Şimdileri köylerde bile masal anlatılmaz oldu, oysa ninelerimiz ne hoş masallar anlatırdı bizlere, bunların hemen hepsi unutuldu. Çocuklarımızı bir kara kutunun karşısına hapsetmekle onlar için belki de en kötü şeyi yapıyoruz. Şifahî kültür en önemli eğitim yöntemi. Evlerimizin eski güzelliğine ve öğretici havasına bürünmesi için mutlaka masallara yönelmemiz ve bu konuda yazılan kitapları okumamız gerekiyor. Toplum olarak buna çok ihtiyacımız var” diyor. Alıntı Üç Tembel... Çok büyük bir kentin kenar semtinde dul ve fakir bir kadın ile Mehmet, Hasan ve Ali adında üç oğlu yaşardı. Çocuklar öyle tembel, öyle tembeldi ki, çalışmak şöyle dursun, yemek yerken kaşığı tutmak bile onlar için büyük bir işkenceydi. Oğlanların gün boyu yaptığı iş; kışın sobanın yanına üç minder atıp orada sabahtan akşama kadar yatmak, yazın ise evlerinin önündeki kocaman akasyanın altında uyumaktı... Yüzlerine konan sivrisinekleri kovalamak dışında, yatmak onlar için zevkti. (...) Üç kardeş gözlerine inanamadılar. Çünkü birbirine tıpatıp benzeyen üçüz kız kardeş çıkageldi... Üstelik kaybettikleri anneleri de kızların arkasında. Üç kardeş mutlulukla önce sımsıkı annelerine sonra da birbirlerine sarıldılar... Ama âşık oldukları kız yüzünden birbirlerini kıskandıkları için çok utandılar. Ve bir daha kıskançlık olayı yaşamayacaklarına, ayrıca ömür boyu birbirlerine destek olacaklarına söz verdiler... Eskinin üç tembel oğlanı, şimdinin üç çalışkan genci, üç güzel kızla, üç gün, üç gece düğün yaptılar ve kendi elleriyle yaptıkları evlerinde anneleriyle birlikte ömür boyu mutlu yaşadılar...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT