BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kemal Abi’nin haftalığı

Kemal Abi’nin haftalığı

Dünya Kupası final grubu kuraları sonucu, dört dünya şampiyonluğu bulunan Brezilya’yla eşleşmiş olmamız, Türkiye adına büyük bir tanıtım, propaganda unsurudur. Çünkü araştırmalara göre, Brezilya, Dünya Kupaları’nda yüzde 98,5 ile televizyonlardan izlenme oranı en fazla olan ögedir. Ögedir diyorum çünkü, ne politik, ne sosyal, ne ekonomik ve de ne magazin görüntüleri böyle bir rakamlara ulaşabilmiştir.



önce büyük onur! Dünya Kupası final grubu kuraları sonucu, dört dünya şampiyonluğu bulunan Brezilya’yla eşleşmiş olmamız, Türkiye adına büyük bir tanıtım, propaganda unsurudur. Çünkü araştırmalara göre, Brezilya, Dünya Kupaları’nda yüzde 98,5 ile televizyonlardan izlenme oranı en fazla olan ögedir. Ögedir diyorum çünkü, ne politik, ne sosyal, ne ekonomik ve de ne magazin görüntüleri böyle bir rakamlara ulaşabilmiştir. Bu nedenle maçı kazanır veya kaybederiz, onu kestirmek şimdiden mümkün değildir ama, milli takım bu kupaya kalarak bana göre Türkiye’ye en büyük hizmeti yapmıştır, Şenol Güneş’ten başlayarak futbolcuları, federasyonun bütün ünitelerini bir kere kutlamam gerekiyor. Hatta bir de koca bir teşekkür eklemek... daum’dan açılmışken... Daum, F.Bahçe maçından önce “Türkiye’deki geleceğimi gözden geçireceğim” diye bir demeç vermişti. Yapma be Daum! O Beşiktaş ki, sana en kötü günlerinde kucak açtı. Şimdi ihanet etmeyi düşünmek bile büyük vicdansızlıktır. Üstelik doğru oyun sistemine de geçtin... Haaaa para yok, transfer yapılamıyor... Olabilir... Benim bildiğim Daum eldekilerle işin üstesinden gelir... Aman bir daha böyle tatsız demeçler verme! işte mustafa bey! Derbide Tümer’le Mirkovic oyundan atıldığında yerimden kalkarak, maçın F.Bahçe’ye geçtiğini iddia etmiştim. Ama ben nereden bilebilirdim ki, Johnson’un yeni bir işşiz oyuncu olarak Mirkovic’in yerine çekileceğini... Yani orta alan sorumluluğunun bir tek Hakan Bayraktar’ın omuzlarına yüklenebileceğini... Devam edelim... Nereden kestirebilirdim ki, iki aydır bırakın maç oynamayı doğru dürüst idmanı olmayan Ogün’ün kontenjandan o hava ve saha şartlarında Lazetic ve Yusuf dururken maça sürüleceğini... Ve taaa başa dönelim... Ali Güneş’ten ileri uç oyuncusu icad edilmeye çalışıldığını nasıl kestirebilirdim ki... Denizli gibi “Maç rüyasına” yatsam bile bunların bir tekini dahi beynimde şekillendiremezdim. Sanırım başkan Yıldırım, maç sonu sert demecinin ardından arabasına bindiğinde, hatta hatta bu demeçten önce, benim şaşkınlığımın on mislini hocasının icraatlarından dolayı yaşamıştır. ve daum... Bizim köşenin okurları çok iyi anımsıyacaklardır. Yanılmıyorsam Ankaragücü maçı ile birlikte dörtlü alan savunmasına geçen Beşiktaş’ın önünün açıldığını, kayıp ve berabere biten maçlardan sonra bile iddia eden belki de tek spor yazarıydım. Bu çağdaş sisteme geçişte, çift ön libero kullanımında yarar olacağını da vurgulamış, top rakibe geçerken savunmanın önüne sıkışma gereklerinin de yerine getirilmesini yazmıştım. Daum’un takımı F.Bahçe maçında bunların hepsini yerine getirdi. Şimdi Beşiktaş’ı bekleyin... Şayet zaman içinde kadro genişletme strateji ile bir-iki transfer de yapılırsa, Beşiktaş’ı hırpalayan Beşiktaşlılar bile şaşkına dönecektir. turgay kaptan sen bir ömürsün! Değerli dostum Turgay Şeren ağabey, Telegol’de “Yahu bu G.Saray nasıl transfer yapar? İçerdeki oyunculara para veremezken, nasıl da Batista ve Murat’ı alır” diye eleştiri yapmaya çalıştı. Değerli kaptan formasını yıllarca giydiğin G.Saray’ın yönetimi belirttiğin şartlarda bunu becerebiliyorsa, eleştiri yerine şapka çıkartman daha doğru olmaz mı? Belki de, gidecek, hatta giden futbolcular var... Mesela Ergün’den söz ediliyor... Şimdiden alternatiflerinin transfer edilmesi, bana göre müthiş bir yöneticilik manevrasıdır. Ben senin yerinde olsam, Cansun ve ekibini kutlardım. Haaa bu transferlerde federasyonun G.Saray’a kefil olduğu söyleniyor. Ne derece doğrudur bilemem ama, şayet yönetim bunu da becerebiliyorsa, vallahi pes! trabzon maçına hazırlanıyor Yani bu da lâf mı diye sormayın... Trabzon sanki diğer maçlara hazırlanmıyormuş gibi... Hazırlanır tabii hazırlanır da ama, F.Bahçe maçlarının önemi Trabzonspor için bir başkadır. Çünkü, Trabzonspor ilk şampiyonluğunda F.Bahçe’yle boğuştuğundan ve de şehrin büyük bir bölümü G.Saray sempatizanı olduğundan bu maçların önemi daha bir başkadır onlar için... Ama diyeceksiniz ki, Trabzonspor’da kaç tane Trabzonlu var... Olsun... Şehrin atmosferine bir bakın bakalım, başka hangi maç öncesi böylesine tanık oldunuz? barcelona’nın sırrı! G.Saray bu akşam Barcelona karşısında çok önemli bir maça çıkıyor. Dünyanın en çok sayıda, en etkili pasını yapabilecek bu İspanyol takımının nasıl yenileceğini, daha doğrusu nasıl o zenginliklerinin fukaralığa dönüştürüleceğini Atletic Bilbao ve Alaves TRT ekranlarından sundu. Sanırım Lucescu gibi deneyimli bir hoca bu iki maçı izlemiştir. G.Saray bu iki takımın oyun anlayışı ile maça çıkarsa, sonucu kestiremem ama, en azından Barcelona’nın o etkili pas tezgahı yok edilir. Bence G.Saray, Şampiyonlar Ligi’nde en iyi istihbarat elde edilmiş maça çıkacaktır. Gerisi Lucescu ve futbolculara kalmıştır. f.bahçe’nin yeni tribünü Başkan Aziz Yıldırım geçtiğimiz hafta içinde kolumdan tuttuğu gibi Maraton’a götürdü... Henüz beton yığını ama, anladığım kadarı ile Avrupa’nın en güzel tribünlerinden biri olacak... Bu tribün sayesinde, F.Bahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda ilk etapta bir UEFA Kupası finali kaparız. Buna kalıbımı basarım. İnsanın “Keşke param olsa da bir loca alsam ve de bütün lig maçları ve milli maçlar bu stadda oynansa diyeceği geliyor. Bu arada bir diyeceğim daha olacak... Merhum Saraçoğlu’nun isminin yanına bir de Yıldırım’ı eklesem mi acaba? Çok sesli olur ama, gönül ne Saraçoğlu’dan, ne de Yıldırım’dan vazgeçebiliyor. Ya da en azından Maraton’a Aziz Yıldırım adı verilebilir. zafer önder ipek ve diğerleri! Genç hakem, İstanbulsporlu Petkov’u oyundan nasıl attı hala anlamış değilim... Bushi’de haklı ama, ilk icraatı tam anlamıyla bir hakem skandalı... Mutlu Çelik bey Ankara’da yine karşımıza çıktı. Neler neler yapmış... MHK, ne yapıp yapmalı acilen bir değişime gitmelidir. Özellikle Birinci Lig maçlarını deneyimli hakemlere vermelidir. Yoksa yangın çıkacak... F.Bahçe başkanı sert ama mükemmel bir uslupla yangını haber verdi. Bugün için bir Erol Ersoy, bir Mustafa Çulcu, Bir Serdar Tatlı, bir Ali Uluyol, bir Ali Aydın, bir Orhan Erdemir, bir Muhittin Boşat gibi deneyimli hakemlerden yararlanmak daha doğru olur sanırım... Nasıl olsa ligin “Oynansa da olur, oynanmasa da” maçları yakın bir gelecekte sahne alacaktır. O zaman gençlere eğitim amaçlı düdük çalma izni çıkarılmalıdır. Bilmem ne dersiniz? çık hıncal çık F.Bahçe yönetim kurul üyesi Murat Özaydınlı,. ATV’nin Bizim Stadyum programında açık ve net olarak Hıncal Uluc meslekdaşımı er meydanına davet etti. Gelsin dedi, yüzyüze hesaplaşalım. Kaçak oynuyor, bir kutunun içinden veryansın ediyor dedi... Haklı... Biz bunu senelerdir seslendiriyoruz ama çıt yok... Hıncal Uluç meslekdaşımız görüşlerini de, programlarını da hep banttan yayınlatır. Neden? Yoksa karşı karşıya gelindiğinde futboldaki kıt bilgisi meydana çıkacak diye korkar mı? Böyle televizyon yorumculuğu olur mu? Çık dostum çık da, ak mı kara mı belli olsun...
Kapat
KAPAT