BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İşler düzeliyor mu?

İşler düzeliyor mu?

Son dönemde kamuoyunda bir tartışma var. 11 Eylül’de ABD’ye yapılan terörist saldırıların Türkiye’ye ekonomik katkısı olup olmadığı. Bizce bunun tam anlamıyla değerlendirilebilmesi için 11 Eylül öncesini hatırlamakta yarar var.



Son dönemde kamuoyunda bir tartışma var. 11 Eylül’de ABD’ye yapılan terörist saldırıların Türkiye’ye ekonomik katkısı olup olmadığı. Bizce bunun tam anlamıyla değerlendirilebilmesi için 11 Eylül öncesini hatırlamakta yarar var. 11 Eylül’den önce Türkiye’de döviz riski maksimum seviyelere ulaşmış, 2002 yılında iç borcun döndürülüp döndürülmeyeceği ciddi olarak tartışılmaya başlanmıştı. Genel kanı da mevcut şartlar içinde bu borcun döndürülmesinin mümkün olmadığı yönünde yoğunlaşmıştı. Hatta IMF ile ek kaynak konusunda masaya oturulması gündeme gelmişti. Ancak IMF’ten gelen 2001 yılı kaynaklarının ardından böyle bir talebin kabul edilmeyeceği de bilinen bir gerçekti. Ardından 11 Eylül’de tüm dünyayı dehşete düşüren terörist saldırı gerçekleşti. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kısa vadeli etkileri olumsuz oldu. Faizler fırladı, dövizde aşırı dalgalanmalar başladı, borsa endeksi 50 cent seviyelerine kadar düştü. Ancak ABD’nin Afganistan’a operasyon düzenlemesi ile dünya ekonomisinde başlayan toparlanma Türkiye’de de kendini göstermeye başladı. Buna ek olarak, ABD’nin Orta Doğu’daki en önemli müttefiklerinden biri olan Türkiye’nin yıldızı parlamaya başladı. Teröre karşı yapılacak tüm operasyonlara verilen tam destek ABD’de beklenen olumlu etkiyi gösterdi. Zaten ek kaynak ihtiyacı olan Türkiye biraz da jeopolitik gücünü kullanarak ek kaynak talebini tekrar gündeme getirdi. Bu talep gündeme getirilirken de mazeret olarak 11 Eylül saldırılarının ekonomide yaptığı tahribat olarak gösterildi. Ancak birçok ülke saldırının ardından kısa bir zaman sonra ekonomik olarak saldırı öncesi noktaya gelmeyi başarmıştı. Gerek Afganistan, gerekse her zaman ABD açısından problem olan Irak’a yakınlığı Türkiye için bir avantaj oldu. IMF ve ABD, 11 Eylül saldırılarından Türkiye’nin yara aldığını kabul ederek ek kaynak vermeyi kabul etti ve 3 yıllık yeni bir stand-by anlaşması konusunda uzlaşıldı. Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Bu saldırının ekonomik anlamda Türkiye’ye faydası oldu mu, olmadı mı? Resim bana bu saldırıdan sonra konjonktürün Türkiye’nin lehine döndüğü görüntüsü veriyor. Irak’a muhtemel bir müdahalenin ekonomiye olabilecek etkilerini saymazsak, ekonominin iyileşme yoluna gireceği yolundaki ümitler giderek artmaya başladı. Ekonomik programın gerektirdiği radikal tedbirler, IMF’in de tavizsiz tutumu ile alınmaya başladı. Özellikle kamu kesimi ve devlet bürokrasisinde uygulamaya konacak tedbirler, Türkiye’nin gelecek yıllarda istikrarlı bir ekonomiye kavuşacağı umudunu artırıyor. Ancak, son günlerde piyasaların birdenbire aşırı iyimser bir havaya büründüğü ve pembe tabloların çizildiğini görüyoruz. Unutmamak gerekir ki , Türkiye ağır bir ekonomik buhran ve tahribata maruz kaldı; üstelik bunun etkileri halen devam ediyor. Şunu unutmamak gerekir, uygulanmakta olan “güçlü ekonomiye geçiş programı”, çok sıkı ekonomik ve parasal tedbirler gerektiriyor. Bunların uygulanması esnasında ciddi sıkıntılar yaşanacaktır. 2001’de yüzde 8 küçülen Türkiye, henüz büyüme trendinde değildir. Dövizdeki düşüş, borsadaki yükseliş her şeyin iyi olduğu anlamına gelmemelidir. Unutmayalım ki, 1999 sonunda da, AB üyeliğinin kabûlü ve IMF ile stand-by imzalanması sonucu, piyasalar aynı iyimser havaya girmiş, faizler düşmüş, Borsa tarihi rekorlara gitmişti. Ancak, programda yapılan hatalar ve siyasi basiretsizlikler sonucu ülke bir yıl sonra tarihinin en ağır ekonomik bunalımı ile karşılaştı ve halen de bunun acıları çekiliyor. Burada tabii ki, felaket tellallığı yapmıyoruz. Türkiye, 11 Eylül sonrası yakaladığı konjonktürün de yardımıyla, IMF ve ABD’nin güçlü mali desteğini sağladı. Buna karşılık da radikal tedbirleri uygulamaya koymaya başladı. Şimdiden sonra, uygulamaların ciddiyetle yapılması, tavizsiz biçimde program gereklerinin yerine getirilmesi ve bunun sonuçlarının beklenmesi lazımdır. Her şey halloluyormuş gibi tatlı hayallere kapılmamak, tedbirleri gevşetmemek gerekir. Piyasaların da gerçekçi olup ihtiyatı elden bırakmamalarında fayda var. Kısaca, iyimser olmak için erken, ama umutlu olmak için gerekli şartlar oluşmaya başladı diyebiliriz.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 95953
    % -0.94
  • 5.8268
    % -0.21
  • 6.5545
    % -0.3
  • 7.5597
    % -0.05
  • 238.589
    % -0.11
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT