BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ''Berin’im benim!''

''Berin’im benim!''

Röportaj gazeteciliğinin usta isimlerinden Nuriye Akman, Adnan Menderes’in Yassıada’da iken eşine yazdığı “Elli Kelime”lik mektupları bir kitapta topladı.



Nuriye Akman, Türkiye’de uzun soluklu röportajlar ile gündeme gelmeyi başarmış ve bu konuda kendine ciddi bir yer edinmiş gazetecilerimiz arasında dikkat çekiyor. Gündeme getirdiği konular, söyleşi yaptığı şahıslar ve dizi halinde yayımladığı birbirinden önemli dosyalarla gündem oluşturmayı başarmış olan Akman, gazetecilik kariyerinde ortaya koyduğu bütün çalışmalarını kitaplaştırmaya başladı. Benseno Yayınları arasında çıkan “Yüzleşme-Açlık Grevinde 205 Gün”, “Elli Kelime”, “İnci Avcısı” ve “Kalabalıklar”, bir yanda düz bir kitap tadı verirken, bir taraftan da ülkemizin geçtiği farklı ve sıkıntılı dönemleri kişiler ve olaylar açısından ele alıyor. Dört önemli ve çağına tanıklık eder kıratta çalışmayla karşı karşıya bulunan okuyucu için öncelik sırasını tesbit etmek çok güç ama yüzyılın ikinci yarısına damgasını vurmuş bir siyasi trajediyi yeniden ve farklı bir biçimde hatırlamak isteyenlere “Elli Kelime”yi önerebiliriz. Menderes’in mektupları “Elli Kelime”, 27 Mayıs İhtilali’nden sonra ipe gönderilen Adnan Menderes’in trajedisini gözler önüne sermesi bakımından önem taşıyor. Adnan Menderes’e Yassıada’da tutuklu bulunduğu süre içerisinde bir ‘mektup rejimi’ uygulanmıştı; günde elli kelimeyi geçmeyecek bir mektup yazma hakkı vardı ve günde elli kelimeyi geçmeyecek bir mektup alabilirdi yalnızca... Menderes, bu mektuplaşma hakkını eşi Berrin için kullandı. İşte bu mektuplardan biri: “Berin’im benim, 8 ve 2 adet de 10 tarihli 3 mektubunu aldım, hakikaten eşsiz ıstıraplar çektik. Benim ızdırabımın aslı sen ve siz, hasretimiz. Bir dağ başında tek başımıza olsaydık, bir ızdırabım olmazdı. Mektuplarında her an yetiştin ve bu sayede hasretin acısına dayanabilmek imkanını bulabildim. Çocukları en derin hasret ve sevgiyle kucaklarım. Sana o kadar içten sevgi ve duygularla bağlıyım ki, böyle bir hasret ve sevgi ile seni binlerce, binlerce öperim. Biricik Berin’im benim.” İnsanların içinde Açlık grevinde bulunanların dramını gözler önüne serdiği söyleşileri ile de gündeme gelen Akman’ın “Yüzleşme” isimli kitabı ise farklı bir pencere aralıyor okuyucuları için. “İnci Avcısı”, söylemiyle, formatıyla, akışıyla farklı bir televizyon programı olmuştu. Klasik magazin anlayışının dışında, eşyaları, iç dünyaların kapılarını açan bir anahtar gibi gördü. İnsanın, eşyanın ne kadar farkında olduğunu, kendisinin hangi yönünden hoşnut, hangi yönüyle kavgalı olduğunu, hayatın anlamına dair hangi sonuçlara ulaştığını, çocuksuluğunu ya da olgunluğunu eşyasının verdiği ipuçlarını değerlendirerek anlamaya çalışıyordu. Alev Alatlı, Alev Ebuzziya, Bedri Koraman, Doğan Hızlan, İlber Ortaylı, Yılmaz Karakoyunlu, Hayrettin Karaca’yı bir de “İnci Avcısı”ndan okumak gerekiyor. Dizinin son kitabı ise “Kalabalıklar”ın ne olduğunu anlatıyor. Alanlarda, tarlalarda, daracık mekanlarda.. tek kişilik kalabalıklardan, gerçek kalabalıklara veya kalabalıkların tenhalığına bir yolculuk... (Benseno, 0 212 528 23 57) Adnan’dan Berin’e “Berinim; dün yedi tarihli bir mektubunla dokuz tarihli telini, her zaman olduğu gibi minnet hislerile aldım. Elbette daha da gönderdiklerin vardır, onları da bugün toplu olarak alırım inşaallah. Sıhhatımı merak ediyorsun nasıl mütehassıs oldum, nezle idi, geçti. Ben asıl seni merak ediyorum, sıhhatin nasıl; Rabbim cümlemizi korusun. Mutlum sertifika almış mı mektebinden; Aydınımı, hepinizi kucaklar, seni en derin sevgile öperim yavrum benim.” ... “Berinim, dün mektuplarını almadım yine.. Bugün Yükselin doğum günü, hazin hislerle gözlerim yaşlı, siz de böyle bir günde sevinecek yerde, daha da müteessirsinizdir, bilirim. Ne hatıralar, ne hislerle doluyum, nasıl dayanıyorum hasretinize ve bu acılara.. en yeni mektubun dokuz günlük, benimkileri aldığında bilemeyorum, inşaallah bugün gelir mektupların. Aydınım ne yapıyor? Her ikisini ve seni sevgi ile, hasretle öperim, sana ne kadar minnetarım ve nasıl bir sevgi ile içim dolu güzel Berinim.” ... “Berinim; dün iki tarihli işe dair yazdığın mektub geldi. Çok üzüldüm; ne yapalım hayırlısı olsun inşaallah. Üzme kendini sakın, sıhhatte ol, Cenabıhak sebebini halk eder. Emeklilik aylığı için notere gidemedim duruşmalardan, haftada birgün geliyor, salı günleri. Bu hafta inşaallah mümkün olur. Dün Avokatların ikisi de geldiler telefonla belki bildirmişlerdir sana. Melek Berinim üzme kendini. Derin bir şefkatla, sevgile, tahassürle kucaklar ikinizi pek çok öperim yavrum...” Tutkusu Ankara Nuriye Akman, 1957 Ladik (Samsun) doğumlu. Öğrenim hayatını Ankara’da geçirdi. İş hayatına 1977’de Ankara’da başladı. Sümerbank Genel Müdürlüğü’nde Halkla İlişkiler Müdürlüğü. 1982’de İstanbul’da Milliyet Gazetesi’nde işe başladı. 1985’te yeniden Ankara’ya döndü ve Hürriyet Gazetesi’nde çalıştı.1993’ten bu yana da Sabah Gazetesi Ankara bürosunda görev yapıyor. Yazılarının bir bölümünü “Üzümünü Ye Bağını Sor” (İmge) ve “Mebus Burcu” (Dünya) kitaplarında topladı. 1998’de röportaj dalında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başarı Ödülü’nü aldı. 2000’de TRT’de yayımlanan “İnci Avcısı” adlı programla insan-eşya ilişkisini sorguladı. Bu program, insan-zaman ilişkisini sorgulayan yeni formatıyla devam ediyor. Akman’ın bütün kitapları Benseno Yayınları’nca basılıyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT