BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Elveda sahaf...

Elveda sahaf...

Eski İstanbul’un kalem erbabının, okuma meraklılarının, medrese talebelerinin, nadide ve muteber eser meraklısı kişilerin sık sık uğradıkları Sahaflar Çarşısı eski güzelliğini ve özelliğini yitirdi...



Sahaflar Çarşısı bir zamanlar eski İstanbul’un kültür merkezi idi. Kalem erbabının, okuma meraklılarının, medrese talebelerinin, nadide ve muteber eser meraklısı kişilerin sık sık uğradıkları, saatlerce oturdukları, dükkan dükkan dolaştıkları bir edebi ve ilmi toplantı yeri gibiydi. Sahaflar, kitap alacak parası olmayan medrese öğrencilerine veya okumaya hevesli gençlere okuma imkanını vermeyi bir gelenek olarak muhafaza etmişlerdi. Kitap satıcısı olan sahaflar, sadece kâr gayesi güden tüccar değildi; onlar, kendilerine okuma ve mütalâa imkânı sağlayan ve aynı zamanda âlimleri ve edipleri dükkânlarına çeken kültürlü ediplerdi. Başta İstanbul olmak üzere her şehirde bir çarşı içinde, aynı sokakta toplanır; hattatlar, mücellitler, müzehhipler, kağıtçılar, kalemtraşçılar, mürekkepçiler ve diğer eski kitapçılık sanatları erbabı da sahafların çevresinde yerleşirlerdi. Eski cazibesi yok Sahaflara kendine has bir hava veren, besleyen ve onun hakiki çehresini çizen bu eski kitapçılık sanatlarımızın yavaş yavaş ortadan silinmesine paralel olarak, sahaflar da her geçen gün asli fonksiyonlarını kaybetmeye başladı. Bugün ise, sahaflar kendine has canlı ve renkli havasını çok geride bıraktı, eskiden sahip olduğu içtimai ve kültürel fonksiyonunu kaybetti. Bir zamanlar tüm dükkanların sahhaflık yaptığı çarşıda artık az sayıda sahhaf dükkanı kaldı. Sahaflar Çarşısı’nda 45 yıldan bu yana sahaflık yapan Nihâl Kitabevi’nin sahibi İsmail Akçay, çarşının bugünkü durumundan bahsederken, “Sahaflık bir nevi kitap mütehassısı olmak demek, yani kitapları iyi tanımak ve rehber olmak bir anlamda. Sahaflık mesleği öyle 3-5 günde öğrenilecek bir meslek değil. Sahaflık hem genişliği, hem de derinliği olan bir iş. Bibliyografi bilgisi gerektiren, uzun yıllar ciddi anlamda takibi olması gereken bir dal bu. Bu işin eski tadı kalmadı ne yazık ki. Eskiden buradakilerin hepsi gerçek sahaftı ve çarşıya hergün at arabalarıyla, sırtında çuvallarıyla Çingeneler, Yahudiler ve daha bir çokları kıymetli eserler getirirdi. Şimdi çarşıda az sayıda sahaf var. Tabii bu bir arz talep meselesi. Arkadaşlar ayakta kalabilmek için farklı mecralara yönelip okul kitapları satmaya başladılar” diyor. Yanlış politikalar Uzun yılardır Sahaflar Derneği Başkanlığı’nı yürüten Adil Sarmısak da, çarşıdaki değişimden bahsederken, “Sahaflar artık eskisi gibi değil, ancak bu değişim ülkemizin benimsediği kültür politikalarından kaynaklanıyor. Anlayacağınız bu sahafların değil, memleketin bir yanlışı olsa gerek. Bugün Osmanlıca eserleri okuyan insanlar çok nadir. Her yıl eğitim kitapları değişiyor, dolayısıyla eski kitap bulundurmanın bir anlamı kalmıyor. Kitap sirkülasyonu da olmayınca bu iş eski cazibesini yitiriyor. Devlet idaresinde olanların bir çoğu buralarda yetişti ama onlarda bir kere olsun bu çarşıya uğramış değiller. Ancak herşeye rağmen Sahaflar Çarşısı eski kitaplar konusunda İstanbul’daki en büyük kaynak olma niteliği yitirmiş değil” diye konuşuyor. Bir tarihtir Sahaflar Matbaanın kurulmasından önce cami avlularında yapılan kitap alım satımı, medrese öğrencilerinin kitap ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bir ticaretti. İstanbul’da Kapalıçarşı’nın yapılmasından sonra burada kendilerine ayrılan dükkanlara yerleşen kitap satıcıları, çok geçmeden bir lonca oluşturdular. Sahaf dükkanlarının yanında, kitap üretiminde kullanılan mürekkep, kağıt, divit vb şeyleri satan dükkanlar açıldı. Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’sine göre 17. yüzyılda sahaf dükkanı sayısı 50, ulema hizmetindeki sahaf esnafı sayısı 300 idi. 1894 depremi Kapalıçarşı’da büyük yıkıma yol açtığından bazı sahaf dükkanları Hakkaklar Çarşısı’na taşındı. Bugünkü Sahaflar Çarşısı’nın yerindeki Hakaklar Çarşısı’nın fes ticareti yapan Tunuslu esnafı ise Kapalıçarşı’ya gitti. II. Meşrutiyet’in ilanı (1908) sırasında Hakkaklar Çarşısı’nda 55, Kapalıçarşı’da 18, Beyazıt’ın çeşitli yerlerinde 20 sahaf ve kitapçı vardı. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Hakkaklar Çarşısı’na sahaflar iyice yerleşmiş ve burası Sahaflar Çarşısı adını almıştı. Ocak 1950 başında bir yangın çıktı. Bunun üzerine çarşı, belediye tarafından kamulaştırıldı, yeniden kagir dükkanlar yaptırılarak sahaflara kiraya verildi. 1981’de belediye, çarşı içinde sergi açanlar için 19 küçük ahşap dükkan daha yaptırdı. Sahaflar Derneği’nin de katkısıyla çarşıya İbrahim Mütefferika’nın bir büstü ve eski baskı taşlarının sergilendiği vitrinler kondu.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.8592
    % -0.82
  • 4.5417
    % -0.9
  • 5.1428
    % -0.02
  • 155.771
    % -0.08
 
 
 
 
 
KAPAT