BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bilsem ki Döneceksin

Bilsem ki Döneceksin

Lâle, dilencilere birkaç kuruş vermek için çantasını açmaya çalışırken Sabiha çocuklara sordu: - Niye bir iş bulup çalışmıyorsunuz?



Lâle, dilencilere birkaç kuruş vermek için çantasını açmaya çalışırken Sabiha çocuklara sordu: - Niye bir iş bulup çalışmıyorsunuz? Çocuklardan biri cevap verdi: - Abla bize kim iş verir? Bir başka çocuk elindeki poşetin içini kokladıktan sonra Sabiha’yı işaret ederek sırıttı. - Ne diyor bu la? İçlerinden en iri yarı olanı cevapladı. - Biri para veriyor, öteki akıl. Elinde poşet olan çocuk: - Hangisini alalım? diye anlamlı anlamlı sordu. Lâle cüzdanını açtı. Çocuklara bir miktar bozuk para çıkarıp uzatırken Sabiha’ya: - Başımızdan bir an önce gitsinler, dedi. Çocuklardan eli yüzü yara bere içinde ve arkadaşlarına göre daha çevikmiş gibi görüneni Lâle’nin uzattığı parayı almadı. Diğer elindeki para cüzdanını bir hamlede kaptı. Parkın içine doğru koşmaya başladı. Lâle’nin çığlığına rağmen diğer çocuklarda hiçbir tepki olmadı. Sabiha ayağa kalkmak üzereyken iri yarı çocuk omuzlarından tutarak ona engel oldu. Yapılan hareketin, cüzdanla kaçan çocuğa zaman kazandırmak olduğunu anlayan Sabiha, bir süre sessizce bekledi. Bu arada kaçan çocuk parkın içinde gözden kayboldu. Sabiha harekete geçme zamanı gelince, yerinden kalkmak için doğruldu. Bu defa karşısındaki çocuğun gücü onu durdurmaya yetmedi. En kuvvetli arkadaşlarının, karnına yediği yumruklarla yere yuvarlandığını gören diğer iki çocuk çareyi kaçmakta buldular. Sabiha çocuğun yanına gitti. Eğilip yakasından tuttu. Sert bir sesle bağırdı: - O cüzdanı istiyorum, hem de şimdi!.. Çocuk korku dolu bir yüzle ona baktı. - O çocuğu tanımıyorum! - Ben seni tanıyorum. Birlikte onun yanına gideceğiz. Çocuk, karnını tutarak düştüğü yerden doğruldu. Lâle bütün dikkatiyle Sabiha’yı seyrediyor, ağzını açıp tek kelime söyleyemiyordu. Yüzünün rengi sararmış, dili damağı kurumuştu. Sabiha kaçmaması için çocuğun kolundan tutmak istedi. Çocuk, genç kızdan bir iki adım uzaklaştıktan sonra hızlı bir hareketle arka cebinden bir ekmek bıçağı çıkardı. Lâle, bıçağı görünce hemen koşarak Sabiha’ya sarıldı. - Bırak gitsin! diye yalvardı. Genç kızın hiç öyle bir niyeti yoktu. Arkadaşına kenara çekilmesi için işaret etti. O sırada parktan gelip geçenler dönüp onlara bakmaya başladılar. Yardım edip etmemekte kararsız görünüyorlardı. Bir çığlık ve arka arkaya savrulan tekmeler... Yerde üstü başı toz toprak içinde kalan bir çocuk ve onu farklı bir usulle ikna etmeye çalışan bir genç kız... Sabiha bıçağın ağaç ve metal kısmını tek bir darbe ile birbirinden ayırdıktan sonra parçaları en yakın çöp bidonuna attı. Kendisiyle hemen hemen aynı yaşlarda olan ve şu anda yerde yatan çocuğu sıkı sıkı tutarak ayağa kaldırdı. Lâle’ye: - Beni burada bekle, birazdan geliyorum, dedi. Çevredekilerin alkış sesleri arasında parkın iç kısımlarına doğru yürüdüler. Lâle kendi kendine: “Tinerci çocuklarla baş edilir mi? Bizim kız ne yapmaya çalışıyor? İnşallah başına kötü bir şey gelmez” diye mırıldandı. Gerçekten de Sabiha biraz sonra geldi. Lâle’nin cüzdanı elindeydi. İçini açıp baktılar. Paraya hiç dokunulmamıştı. Sabiha, arkadaşına yorgun gözlerle bakarken: - Benim tek özelliğim bu, dedi. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT