BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Osmanlı gidince şiddet de arttı

Osmanlı gidince şiddet de arttı

İnglizlerin Osmanlı güçlerini bölgeden çıkarmasıyla başlayan şiddet olayları geçen 100 yıl zarfında bölge için sömürge, sürgün ve işgal getirdi.



İSTANBUL (İHA)- İsrail ve Filistinliler arasındaki çatışma, dünyanın en uzun süredir kanayan yarası. Meselenin kökenleri, Akdeniz’in doğu sahilleriyle Ürdün nehri arasında yer alan bölgenin paylaşılamamasına dayanıyor. Filistinliler için geçen 100 yıl, sömürge, sürgün, işgal getirdi. Tüm bunları, kendi geleceğini tayin hakkı için zorlu bir mücadele ve acılarından sorumlu tuttukları ülkeyle birlikte yaşama çabası takip etti. İsrail halkı ise, yüzlerce yıl zulme uğradıktan sonra atalarının topraklarına dönüşlerinde barış ve güvenlik bulamadılar. Komşuları kendilerini haritadan silmeye çalışırken, İsrailliler pek çok kriz yaşadı. 1917: Vaatler Birinci Dünya Savaşı sırasında bölge, Osmanlı Devleti tarafından yönetiliyordu. İngiltere tarafından desteklenen Arap güçleri, Osmanlı ordularını bölgeden çıkardı. 1917 yılında dönemin İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur Balfour, Siyonist liderlerden Lord Rothschild’e gönderdiği mektupta, İngiltere’nin ‘Yahudiler için Filistin’de bir devlet kurma yolunda çalışacağı’ sözünü verdi. 1948: İsrail devleti kuruldu 2000 yıllık süreçten sonra kurulan ilk Yahudi devleti olan İsrail, 14 Mayıs 1948 tarihinde Tel Aviv’de ilan edildi. Kuruluş bildirisi, son İngiliz birliğinin bölgeden çekilmesinin ardından derhal yürürlüğe kondu. Filistinliler, 15 Mayıs’ı ‘El Nakba’ , yani ‘felaket günü’ ilan ettiler. 1964: FKÖ kuruldu 1948 yılından sonra İsrail devletinin kuruluşuna karşı harekette lider olmak için Arap devletleri aralarında büyük bir rekabete giriştiler. 1964 yılının Ocak ayında Arap hükümetleri, kendi kontrolleri altında hareket edecek bir Filistin örgütü oluşturmak amacıyla Filistin Kurtuluş Örgütü’nü kurdular. Örgütü’nün başkanlığına Yaser Arafat getirildi. Fetih’in savaşçıları, 1968 yılında, Ürdün’de İsrail birliklerine büyük kayıplar verdirdiler. 1967: ‘6 Gün savaşı’ Arap ülkeleriyle İsrail arasındaki tansiyonun artması sonucu, 5 Haziran- 11 Haziran 1967 tarihleri arasında, Ortadoğu’nun çehresini değiştiren çarpışmalar meydana geldi. Bu savaş sonucu İsrail, Mısır kontrolündeki Sina Yarımadası ve Gazze Şeridi’ni, Suriye’ye ait Golan Tepeleri’ni ve Ürdün’ün elindeki Batı Şeria ile Doğu Kudüs’ü işgal etti. ‘6 Gün Savaşı’ olarak da bilinen çarpışmalar sonucu İsrail, kontrolündeki toprakları 2 kat genişletti. 1974: Arafat, BM’de Arafat, 1974 yılında Birleşmiş Milletler’de, Filistin sorununa barışçı bir çözüm bulunması konusunda çok önemli konuşma yaptı. Siyonizmi kınayan Arafat’ın, “Bugün buraya, bir zeytin dalı ve bir silahla geldim. Zeytin dalının elimden düşmesine izin vermeyin” sözleri tarihe geçti. Arafat’ın BM’ye hitap etmesi, Filistinlilerin mücadelelerinin uluslararası kamuoyunca tanınması yolunda dönüm noktası oluşturdu. 1979: İsrail ve Mısır anlaşması Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat, 19 Kasım 1977’de Kudüs’e giderek, İsrail Parlamentosu’nda bir konuşma yaptı ve tüm dünyayı şaşırttı. Sedat, 1973’teki Yom Kippur Savaşı’ndan 4 yıl sonra İsrail’i tanıyan ilk Arap lider oldu. Mısır ve İsrail, 1978 yılının Eylül ayında Camp David Mutabakatı’nı imzaladılar. Filistinlilere sınırlı özerklik verilmesini öngören anlaşmayla, Ortadoğu’da barışın çerçevesini çizildi. 1982: İsrail, Lübnan’ı işgal etti İsrail Ordusu, 1982 yazında Lübnan’a askeri harekat düzenledi. ‘Galile için barış’ operasyonu, İsrail-Lübnan sınırındaki Filistinli gerillaların kamplarını yok etme amacıyla başlatıldı. Fakat dönemin Savunma Bakanı Ariel Şaron, harekatı Beyrut’a kadar genişletti ve İsrail birlikleri Ağustos ayında Beyrut’a kadar geldiler. Ancak ateşkesle bölgeden çekildiler. 1987: İntifada İsrail işgaline karşı Gazze’de başlayan kitle ayaklanması, hızla Batı Şeria’ya sıçradı. İntifada, sivil itaatsizlik, İsrail ürünlerine boykot, duvar yazıları, ve yollara kurulan barikatlarla yayıldı. İsrail savunma güçleri, intifadaya sert karşılık verdi. Pek çok Filistinli sivil hayatını kaybetti.. 1993 yılına kadar süren çatışmalarda 1000’den fazla kişi öldü. 1993: Oslo barış süreci Washington’da sonuçsuz ikili görüşmeler sürerken, 20 Ocak 1993’te Norveç’in Sarpsborg kasabasında başlayan gizli Oslo görüşmelerinde eşi görülmemiş hızda ilerleme kaydedildi. Filistinliler, İsrail’i tanımaya razı oldular. Görüşmeler sonucunda Beyaz Saray’da ilkeler bildirisi imzalandı. İzak Rabin ve Yaser Arafat’ın tarihi el sıkışma sahnesini, tüm dünyada 400 milyon kişi canlı yayında izledi. 1994: Filistin yönetimi doğdu 4 Mayıs 1994’te Filistin Kurtuluş Örgütü ve İsrail, 1993’te Oslo görüşmeleri sonunda imzalanan bildirinin yürürlüğe konması konusunda anlaştılar. Belge, İsrail’in, Yahudi yerleşimleri hariç Gazze Şeridi’nin büyük bölümünden ve Batı Şeria’daki Eriha kentinden çekilmesini öngörüyordu. Arafat, zafer kazanmış bir lider olarak karşılandı. Filistin topraklarına dönen Filistin Kurtuluş Ordusu, İsrail birliklerinin boşalttığı topraklara konuşlandı. Arafat, özerk bölgelerde kurulan Filistin Yönetimi’nin başına geçti. 1996 yılının Ocak ayında, Filistin halkı tarafından yönetimin başkanı seçildi. 1996-1999: Barış süreci çıkmazda 1996 yılının başında, Hamas örgütünün İsraillileri hedef alan intihar saldırıları ve Lübnan’ın üç hafta boyunca İsrail tarafından bombalanmasıyla, şiddet bölgeye geri döndü. Netanyahu, Kudüs’te Müslümanlar için en kutsal mekanlar arasındaki El Aksa Camii’nin altında arkeolojik tünel açarak, Müslüman kamuoyunda, ‘kutsal mekanlara zarar verileceği’ endişesinin doğmasına sebep oldu. Seçimleri kazanan İşçi Partili Ehud Barak seçmene, İsrail ve Araplar arasındaki 100 yıllık sorunu, bir yıl içinde çözme sözü verdi. 2000: İkinci intifada 5 yıllık barış sürecinden ellerine pek birşey geçmediğini gören Filistinliler arasında hayal kırıklığı büyüyordu. Taraflar özellikle Kudüs’ün statüsü ve Filistinli mültecilerin dönüşü konularında anlaşamadılar. 2001: Şaron’un dönüşü 2000 yılının sonunda İsrail Başbakanı Ehud Barak, intifada ve tırmanışa geçen şiddet karşısında zor duruma düştü. Üstelik koalisyon da sallantıdaydı. Barak, 10 Aralık’ta Başbakanlık görevinden istifa etti. 6 Şubat’ta yapılan seçimlerde, ezici üstünlük sağlayan Ariel Şaron, Başbakanlık koltuğuna oturdu. İsrailli seçmen, artık 1990’ların ‘barışa karşı toprak’ formülüne sırtını dönmüştü. Bölgede çatışma sonucu ölenlerin sayısında büyük artış oldu. Filistinli militanlar da İsrail kentlerine intihar saldırılarını artırdılar. ABD, şiddeti dindirmek için gösterilen uluslararası çabaların başını çekti. CIA Başkanı George Tenet de ateşkes anlaşması için bölgede görüşmeler yaptı. Fakat her iki girişim de, başarılı olamadı.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT