BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Batı’nın İslâma bakışı

Batı’nın İslâma bakışı

Osmanlı devletinin zayıflaması ve müteakiben yıkılışından sonra Müslümanlar çok büyük sıkıntılar çektiler. 11 Eylül 2001 tarihinden sonra istisnasız dünyaya her ülke ve köşesinde İslâmi terör yalanı (maskesi) ile soykırım, zulüm, baskı ve son derece hakaretlere maruz kaldılar.



Osmanlı devletinin zayıflaması ve müteakiben yıkılışından sonra Müslümanlar çok büyük sıkıntılar çektiler. 11 Eylül 2001 tarihinden sonra istisnasız dünyaya her ülke ve köşesinde İslâmi terör yalanı (maskesi) ile soykırım, zulüm, baskı ve son derece hakaretlere maruz kaldılar. Zulüm çığ gibi her geçen gün artmaktadır. Zalimlerin bilmedikleri bir husus vardır. “Her şey inceldiği yerden ama zulüm kalınlaştığı yerden kopar.” Bu ise zalimlerin sonlarının geldiğinin işaretidir. Gecenin en karanlık noktası, aydınlığa en yakındır. Batının bakış açısı 1952 yılında Fransız Meclisinde, Fransa Dışişleri Bakanlığı bir soru üzerine şu açıklamayı yapmış idi: “Komünizm Avrupa için tehlike değildir. Bizi asıl doğrudan tehtid eden tehlike İslamiyettir. Müslümanlar, Batı’da çok ayrı, tamamiyle kendine özel bir dünyanın insanlarıdır. Kendilerine has ruhi mirasları vardır. Bu miras asil ve tarihi bir medeniyyetten kaynaklanmaktadır. Onlar, Batı medeniyetine ihtiyaç duymaksızın ruhlarını ve maddi kişiliklerini Batı medeniyetinde eritmeksizin yeni bir dünyanın temelini atabilirler. Ellerindeki zengin tabii kaynakları değerlendirerek, verimli sınai hamlelere girişebildikleri takdirde; Büyük bir medeniyetin doğuşu gerçekleşebilir ve Batı medeniyetini yeryüzünden silip tarihin çöp sepetine atarlar. Biz Fransızlar Cezayir’de olan uzun hakimiyetimiz süresince Müslüman milletin İslami şahsiyetine galip gelmeye uğraştık. Ama bütün gayretlerimizin neticesi tam bir sükutu hayal idi. İslam dünyası, kendisinin ne olduğunu henüz bilmeyen, insan üstü güce sahip, eli kolu bağlı bir ‘dev’e benzer. O kederlidir. Kargaşa ile tembelliğin karışımı bir halet-i ruhiye ile iyi bir geleceğin tam bağımsızlığın arzusu ve hayali ile yaşamaktadır. İslam dünyasına ihtiyacı olan her şeyi verelim. Ama kalkınmaması için sanayiye gücü yetmeyeceği fikrini işleyelim. Ve sanayiye atılmamasını teşvik edelim. Eğer bu hedefimizde başarılı olamazsak bu dev cehalet bağlarını çözüp hürriyete kavuşur. Acizlik düşüncesinden kurtulur. İşte o zaman bizim için tehlike baş gösterir. İslam dünyası gizlediği İslami enerjisiyle Batının işini bitirecek kara bir tehlikedir. İslam dünyası uyanır ve gelişirse batının dünyaya hakim olan teknik ve medeniyeti İslamın karşısında, kar gibi eriyip tükenecektir...” (Cündullah sayfa 22) Portekiz’in son diktatörü Salazar bir basın toplantısında açıkça şunları söylemiştir: “Batı medeniyeti için asıl tehlikeyi Müslümanlar teşkil ediyor.” Gazetecilerden birinin “Ama Müslümanlar kendi aralarındaki ihtilaflar, münakaşa ve savaşlarla meşguller” sorusuna Salazar’ın cevabı şöyle olmuştur: “O ihtilafları bize çevirecek birisi çıkar diye korkuyorum.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT