BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yıkılmış hayallerimiz ne olacak?

Yıkılmış hayallerimiz ne olacak?

1999 yılında yapılan DMS’yi kazandım. Yapılan atamalar için ya yaştan, ya da bitirdiğim okuldan dolayı çok sınırlı sayıda tercih yapabildim.



1999 yılında yapılan DMS’yi kazandım. Yapılan atamalar için ya yaştan, ya da bitirdiğim okuldan dolayı çok sınırlı sayıda tercih yapabildim. Bakan Sayın Recep Yılmaz’ın, Sonbahar’da yeni bir sınav yapılacağını açıklamasıyla bir daha yıkıldım. Yaşımdan dolayı artık sınava da giremeyeceğim, bütün hayallerim yıkıldı. Boş kadro varsa, neden biz alınmıyoruz? Mevcut krizin sorumlusu biz miyiz? Şimdiye kadar çalışıp vergimizi verdik. Kazanılmış haklarımız, yıkılmış hayallerimiz ne olacak? 35 yaşını aştık diye aç mı kalacağız? Özel bir şirkette çalışıyordum; kapandı, 3 aydır işsizim. Başvurduğum işlerin hemen hemen hepsinde yaş sınırı çıkıyor karşıma; olmayanlar da asgari ücretin altında ve sigortasız çalıştırıyor. Bunların verdikleri ücretler yol parasına bile yetmiyor. Kapanan işyerimizde aylık performans listeleri hazırlanırdı. Bu listenin en başında da 30-35 yaşları arasında bulunanlar yeralırdı. Bizim bölümde 35’ten büyük kişi yoktu. Pratikte durum bu iken, neden bu en verimli yaş grubundaki insanlara engel çıkarılıyor? Yetkililere sesleniyorum; neden bizlere bir fırsat verilmiyor, neden bir köşeye atılıyoruz? Lütfen sesimizi duyun! > Züleyha Beştepe Haksızlığı giderdiniz, tebrikler!.. Sayın Hükümet yetkilileri; “Memurlarla ilgili yasa tasarısı” hazırlanacak diye günlerce hep birlikte bekledik, sonucu gördük. Bu tasarı az maaş alan memurlarla çok maaş alan memurlar arasındaki farkı azaltacaktı. İleriye doğru bu şekilde zaman zaman yapılan düzenlemelerle bütün haksızlıklar giderilecekti... Bir düzine değişiklik yapıldı. Basın ve yayından izlediğimde, sonuçlar beni çok şaşırttı. Az maaş alanlara çok zam beklerken, çok maaş alanlara zam, az maaş alanlara hiçbir şey yoktu. Kaymakamlar, öğretim görevlileri, genel müdürler, hakimler ve tabii ki milletvekilleri. Milletvekillerinin maaşlarında 800 milyon dolayında bir zam artışı var, oysa yukarıda sözü edilenlerin en az artış alanı 300 milyona yakın bir zam almış oldu. Maaşı zaten 300-500 milyon dolayında olanları hiç düşünen yok... Sahi 300 milyon alan 300 milyon almaya devam edince, 3 milyar 200 milyon alan 4 milyar 10 milyon almaya başlayınca haksızlık biraz giderildi mi? > Mehmet Çelik - Mut / İÇEL Sağlık da eğitim gibi, “olmazsa olmaz” değil mi? Görevim nedeniyle birçok köyde bulundum. Köylerimizin birinde yanlış yapılan bir iğneden dolayı, bir bacağını kaybeden gencecik bir çocuğu hatırladıkça üzülüyorum. Köylerimizin çoğunda benzer problemler halen yaşanmaktadır. İngiltere gibi bir ülkenin, ülkemizden sağlık hizmetleri alma girişimleri sevindiricidir. Bu durum, sağlıkta bir yerlere geldiğimizi göstermektedir. Ancak bu gelişmelerin geniş halk kitlelerine ulaştığını söylemek mümkün değil. Birçok köyümüz tıbbi yardım alamıyor; bunun sonucu olarak da ya ağır hasta olunuyor, ya da sakat kalınıyor. Köylere okul yapılıyor, öğretmen gönderiliyor. Her köye bir sağlık personeli de gönderilemez mi? Sağlık da, eğitim gibi, toplumumuz için olmazsa olmaz bir şart değil mi? > Yıldırım Kaya - KIRŞEHİR Akbil’de haksız kazanç Yıllardır kullandığım “Akbil”in kapsamı her geçen gün genişlemektedir. Fakat mevcut uygulamaya göre, parasını ödeyerek istediğiniz kadar kontür yüklüyorsunuz; ama yapılan zamlar size yansıtılıyor. Halbuki, parasını peşin ödeyerek, belli miktarda hizmet satın almış oluyorsunuz. Satın aldığınız hizmet için ayrıca sizden zam istemek adil midir? Diyelim ki, 30 defa otobüse binecek şekilde kendinizi ayarlayıp, bütçenizden pay ayırıp, kontür yüklüyorsunuz. Yapılan bir zamla ancak 20 defa otobüse binebiliyorsunuz, bütçeniz altüst oluyor... Halbuki fiyatlandırma yapılırken, metro, otobüs fiyatları baz alınır, bunlara bir kontür (bir birim) muamelesi yapılırsa, deniz otobüslerine de bunun birkaç katı kontür sayılsa fena mı olur. Biz de peşin para ödeyerek aldığımız kontür sayısınca hizmet alalım, zamlar yansıtılmasın. Bu tür bir uygulama ticari ahlakla daha çok bağdaşmaz mı? > Erol Kara - İSTANBUL
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT