BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bilsem ki Döneceksin

Bilsem ki Döneceksin

Malzemelerin içinden, Lâle’nin neredeyse elinden hiç düşürmediği kırmızı rujunu kullandı. Ruju itina ile dudaklarına sürerken; bunun ne sevimsiz bir iş olduğuna(!) kanaat getirdi. Bir daha da asla kullanmamaya karar verdi. Nihat’ın yanına gidiyor olması bu sevimsizliği biraz olsun yumuşatıyordu.



“Beni gördüğüne şaşırdın mı?!.” Malzemelerin içinden, Lâle’nin neredeyse elinden hiç düşürmediği kırmızı rujunu kullandı. Ruju itina ile dudaklarına sürerken; bunun ne sevimsiz bir iş olduğuna(!) kanaat getirdi. Bir daha da asla kullanmamaya karar verdi. Nihat’ın yanına gidiyor olması bu sevimsizliği biraz olsun yumuşatıyordu. Yine de anlamadığı bir konu vardı. Birbirlerini sevmiyor, hiçbir konuda anlaşamıyorlarsa Nihat telefonda neden Lâle ile konuşmuş, teklifini sadece ona yapmıştı? Paylaşacakları bir şey de yoktu. Öyleyse böyle bir davet nereden kaynaklanmıştı? Lâle’nin bile çok anlamsız dediği bu davetin sırrını çözmek neredeyse imkânsızdı. Üstelik Nihat’la sınıftaki bakışmalarından sonra bu davetin Lâle’ye yapılması çok garipti. Acaba davetin muhatabı Lâle değil miydi? Bu işte Lâle’nin bir oyununu seziyor, başrolünü onun oynadığı bir entrikaya inanmakta zorlanıyordu. Nihat’ın Lâle’ye yaptığı sinema teklifine kendisinin gitmesi ne kadar doğruydu? Bu gidişte teklif değil, sonu olmayan bir bekleyişi engellemek düşüncesi vardı. Ve içindeki şüphe bulutlarını dağıtmak... Çünkü zayıf da olsa böyle bir ihtimal söz konusuydu. Lâle’nin açıklamadığı birkaç cümle olabileceği fikrini yabana atamıyordu. Sanki o sözlerin içinde Sabiha ile ilgili olanlar sansüre uğramış gibiydi. Her şey bir yana, Nihat’a Lâle’nin randevuya gelmeyeceğini söyleyip dönecekti. Ne kaybedecekti; biraz zaman ve yol parası. Ya kazanacakları?.. En yakın arkadaşına yapılan o teklif olmasa belki kazanacağı çok şeyler olabilirdi. Bu şartlarda bir Taksim turunun dışında kazancı yok gibi görünüyordu. O içindeki sesi duymasa bütün bunlara katlanır mıydı? Yarım saat oyalandı. Bu arada hazırlıklarını tamamladı. Yola çıktı. Taksim’deki sinemayı bulması zor olmadı. Filmin başlama saatinin yaklaştığını gören Nihat’ın tedirginliği artmış, saate bakışları sıklaşmıştı. Sabiha’yı ilk bakışta tanıdı. Selâmlaştılar. Nihat’ın üzerinde yine ciddi bir kıyafet, duruşunda bir ağırbaşlılık ve asalet vardı. Sinemanın önündeki diğer gençlerin hareketliliği, şakaları ve dikkat çeken taşkınlıklarına onda rastlanmıyor, üstelik o davranışlardan da hiç etkilenmiyordu. O sadece okulda değil dışarıda da gerçekten farklıydı. - Beni gördüğüne şaşırdın mı? - Hem şaşırdım, hem sevindim. - Fazla sevinme; sana üzüleceğin bir haber vereceğim. - En kötü haber, gelemeyeceğini bildirmendi. - Ne demek istediğini henüz anlamış değilim. Buraya Lâle’nin gelmeyeceğini bildirmek için geldim. Onu boşuna bekleme. Sabiha gibi Nihat’ın da henüz neler olup bittiğini anlamadığı bakışlarından belliydi. Beklediği açıklama gelmeyince: - Ben seni bekliyordum Lâleyi değil, dedi. - Ya o telefon?.. - Belli ki bir yanlış anlaşılma var. Lâle’ye telefon açtım. Seni sinemaya davet ettim. Arkadaşının yanlış anlamaması için isterse kendisinin de gelebileceğini söyledim. - Lâle bana dedi ki... - Onu aranızda halledin. Film başladı... Sabiha, etraflarındaki kalabalığın sinema salonuna girdiklerini, birkaç kararsızın dışında yanlarında kimse kalmadığını gördü. Bu konuyu daha fazla tartışmak anlamsızdı. Lâle’nin bilerek ya da bilmeyerek yaptığı küçük bir numarayı son anda Nihat’la birlikte çözmüşlerdi. Nedenler ve niçinler sonraya kalmıştı. Şu anda Nihat’la birlikteydi ya... > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 110589
    % 1.15
  • 3.834
    % -0.77
  • 4.5217
    % -0.62
  • 5.1257
    % -0.35
  • 155.245
    % -0.42
 
 
 
 
 
KAPAT