BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eko Life (Kazım ÇELİKER)

Eko Life (Kazım ÇELİKER)

Ayıp oluyor beyler! Önce, ortaya bazı veriler koyalım, ondan sonra konuşalım... Son krizin faturası 2.5 milyon işsiz (Dünya Bankası) Son krizle birlikte yüzde 9.4 küçüldük. (Devlet İstatistik Enstitüsü) Geçen yıl ‘Üst Orta Gelirli Ülke’ydik, bugün ‘Düşük Orta Gelirli Ülke’ olduk. (Devlet İstatistik Enstitüsü)



Ayıp oluyor beyler! Önce, ortaya bazı veriler koyalım, ondan sonra konuşalım... Son krizin faturası 2.5 milyon işsiz (Dünya Bankası) Son krizle birlikte yüzde 9.4 küçüldük. (Devlet İstatistik Enstitüsü) Geçen yıl ‘Üst Orta Gelirli Ülke’ydik, bugün ‘Düşük Orta Gelirli Ülke’ olduk. (Devlet İstatistik Enstitüsü) 1998’te kişi başına 3 bin 247 dolar olan milli gelir, bugün 2 bin 195 dolar. (Devlet İstatistik Enstitüsü) ‘Biz küçülüyoruz devlet bir türlü küçülmüyor. (TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan) Yoksulluk sınırı 1 milyar 44 milyon, açlık sınırı 368 bin 384 bin lira. (Kamu-Sen) 2002 kayıp yıl olacak. (Bağımsız İktisatçılar) ‘Bu maliyetle yatırım olmaz, ben Balkanlar’a gidiyorum.’ (Cavit Çağlar) Sadece IMF’ye olan borcumuz 31.5 milyar dolar. (Devlet Bakanı Kemal Derviş) Size bunun gibi krizin tam göbeğinde olduğumuzu ortaya koyan binlerce veri sıralayabilirim. Manisa’da açlıktan ölen 3 yaşındaki kız çocuğunu anlatabilirim. 1 milyon sınırına yaklaşan kredi kartı borçlularını hatırlatıp, borcunu ödeyebilmek için banka soyanları da dile getirebilirim. Artık canına tak eden esnafın Başbakan Ecevit’in önüne yazar kasayı fırlatmasını, son 3 ay içerisinde sadece Bursa’da 200 ailenin çocuklarını Çocuk Esirgeme Kurumu’na bırakıp, “Ben bakamıyorum, alın siz bakın” dediklerini, gencecik insanların işsizlikten cinnet geçirip Boğaz Köprüsü’nden anladıklarını, ekonomik kriz yüzünden boşanmaların arttığını hatırlatabilirim. Ancak lafı uzatmaya gerek yok... Halimiz, Türkiye’nin hali zaten ortada... Koca koca işadamları fabrikalarını kapatıp yurtdışına yatırıma gidiyorlar, hükümetin kendi üyeleri, “Türkiye iyi yönetilmiyor” diye bas bas bağırıyor. Bütün bunların üzerine geçen hafta içerisinde basına yansıyan bir haber ise, insanları iyice delirtmeye yetti de arttı bile... The Banker adlı yayın organı, Devlet Bakanı Kemal Derviş’i “Yılın Ekonomi Bakanı” seçmiş. Tabi, köşelerinde atıp tutan ama bugüne kadar hiç bir ekonomik veriyi tutturamayan bazı ekonomistler de hemen şak şakçılığa başladılar. Derviş’in ağzından demeçler köşelerde destan gibi sıralanıyor: “Kriz bitti.” Ardından Kemal Derviş bir açıklama daha yapıyor: “Enflasyon düşüyor. Vatandaş cebindeki parasını harcarsa büyümeye geçeriz.” Para yok, üretim yok, tüketim yok... Böyle enflasyonu ben de düşürürüm... Hani, Anadolu’da yaygın bir söz vardır: “Ben hadımım, diyorum, sen, kaç çocuğun var, diye soruyorsun.” Anlamayanlar için bir daha yazıyorum M60 Türk tanklarının, 1 katrilyon lira karşılığında modernize edilmesi ihalesinin İsrailli bir firmaya verilmesi eleştirisini ilk yapanlardan biri olarak, geçen hafta içerisinde hem Başbakan’ın hem de konuyla ilgili diğer yetkililerin yaptığı açıklamaların kamuoyunu tatmin etmediğini belirtmek isterim. Öncelikle şunu vurgulayalım... Türk toplumu tarih boyu Yahudi cemaati ile sıcak ilişkiler içerisinde olmuştur. Avrupa, 500 bin Yahudiyi topraklarından sürdüğü zaman Osmanlı İmparatorluğu onlara kucak açmıştır. Adolf Hitler’den kaçan Yahudiler’in göç ettikleri yerlerden biri de Anadolu topraklarıdır. Sadece bu iktidar döneminde değil daha önceki iktidar dönemlerinde de İsrail devletiyle ve firmalarıyla anlaşmalar yapıldığını biliyoruz. Bunlar gizli saklı şeyler değil. Kimsenin bunlara bir şey dediği de yok. En son yapılan M60 Türk tanklarının İsrailli bir firma tarafından modernize edilmesi anlaşmasına da kimsenin itiraz ettiği yok. Bazıları ya anlamak istemiyor ya da Fox TV’nin iddia ettiği gibi, “Bu anlaşma IMF’nin kredi şartlarından biri...” Tekrar edelim: Biz başta olmak üzere, herkesin karşı olduğu olay anlaşmanın kendisi değil bu anlaşmaya imzanın atıldığı günlerdir. İsrail, Filistin topraklarında ‘soykırım’ uygularken, kadın-çocuk, yaşlı-genç demeden binlerce Filistinli İsrail tankları altında can verirken, bu imzanın sırası mıydı? diye sorduk. Ama aldığımız cevaba bakın: “Bu anlaşmayı çok acil yapmamız gerekiyordu. Yoksa geç kalabilirdik.” Bu anlaşma zaten aylardır masada bekliyor. Bir ay daha bekleseniz ölür müsünüz? Kamuoyu İsrail’e infial halinde, bütün dünyada İsrail’e tepkiler yağıyor, biz yangından mal kaçırır gibi bu kritik dönemde tarihimizin en kritik anlaşmalarından birini yapıyoruz. “Geç kalıyorduk” diyorlar. Neye geç kalınıyor, anlayamadık. Yoksa, kapıda, bizim bilmediğimiz bir savaş ortamı var da, ona mı hazırlanıyoruz? Neden Tayvan? Türkiye, bir türlü atlatamadığı kriz yüzünden, dış ticaret açısından neredeyse bir “devekuşu”na dönmüş ve “başını kuma gömerek” dünyanın ortasında bir başına yaşamaktadır. Oysa Türkiye ile ticaret yapmaya can atan bir yığın ülke bulunuyor. En basit örneği; Tayvan... 1999 yılında toplam ticaret hacmimizin 3538 milyon dolar olduğu Tayvan’la 2000 yılında kriz çıkmadan önce bu miktar 528 milyon dolara yükselmiş, 2001 yılında ise 335 milyon dolara gerilemiş... Geçtiğimiz günlerde Tayvan Ticaret Merkezi İstanbul Ofisi’nden yapılan açıklamalar, bu Uzakdoğu insanlarının bizimle ticareti geliştirmeye ne kadar istekli olduklarını ortaya koyuyor. Türkiye nazlı davransa da Tayvanlılar Türkiye ile ticaretlerini en az iki katına çıkarmak istediklerini söylüyorlar. Verilen bilgiye göre, İstanbul’daki ofis merkezindeki yetkililer, Türkiye’deki son durum hakkında sürekli Tayvan’ı bilgilendiriyor. Karşılıklı toplantılar ve seminerler düzenleyerek, ilişkileri kuvvetlendirmek istiyorlar. Ama aynı kararlılığı Türk tarafında göremeyince üzülüyorlar. Bize göre, oldukça istekli gördüğümüz Tayvanlılar’la Türk yetkililerin, özellikle Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın ilişkiye girmesi gerekiyor. Kediler, köpekler ve Filistinli çocuklar Türk basınında, son günlerde bazı köşe yazarlarının yazdığı yazıları okudukça insanın kahrından ölesi geliyor. Kamuoyu ve Türk basınının büyük bölümü, Başbakan Ecevit de dahil, İsrail’in yaptıklarının bir ‘soykırım’ olduğunu dile getirdikçe, basındaki bazı kalemler de, İsrail taraftarlığına soyunuyor. Çoluk çocuk demeden binlerce Filistinli’nin katledilmesini haklı göstermek için, “Ama Araplar da Osmanlı’yı arkadan vurmuşlardı, Kurtuluş Savaşı’nda İngilizler’le işbirliği yapmışlardı, PKK’yı desteklemişlerdi” diye yazıyorlar. Sokakta ölen bir kedi-köpek için, köşelerinde günlerce yazı yazan, gözyaşı döken bu kişiler, “İçimizdeki İsrailliler”, tankların altında ezilen Filistinli kadından, göğsünün ortasından vurulan Filistinli bebekten tek satır bahsetmiyor. Üstelik bu katliamları haklı göstermek için inanılmaz mazeretler ortaya koyuyor. Yazıklar olsun... Hâlâ anlayamadınız değil mi? Orada katledilenler Filistinli ya da başka biri değil. Orada ölenler insan...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT