BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Döviz dalga mı geçiyor? (Mustafa SELÇUK)

Döviz dalga mı geçiyor? (Mustafa SELÇUK)

Haftalardır aralıksız olarak düşen, diğer bir ifade ile aşağıya doğru dalgalanan döviz kuru, nihayet bu hafta duruldu gibi görünüyor. Devalüasyondan sonra dalgalanmaya bırakılan kur, 2001 yaz ayları boyunca hızla yükselmiş ve insanları döviz paniklerine sokmuştu.



Haftalardır aralıksız olarak düşen, diğer bir ifade ile aşağıya doğru dalgalanan döviz kuru, nihayet bu hafta duruldu gibi görünüyor. Devalüasyondan sonra dalgalanmaya bırakılan kur, 2001 yaz ayları boyunca hızla yükselmiş ve insanları döviz paniklerine sokmuştu. 11 Eylül ile 1.600.000 TL seviyesine çıkan dolar, bilahare düşmeye başlamıştı. O tarihten beri de paraşütsüz inen döviz kuru , son 6 ayda, enflasyonu da hesaba katarsak, TL’yi son yıllardaki en değerli haline ( reel olarak ) getirdi. Herkes bundan sonra ne olacak, döviz nereye kadar düşecek derken, ekonomi yönetiminin peş peşe açıklamaları geldi ve döviz de dalga geçmeyi ( pardon dalgalanmayı ) şimdilik bıraktı. Bir önceki IMF programının ana ekseni kur çıpasına, yani kuru sabitleyip, enflasyon ve faizleri bu çıpa üzerinden düşürmeye odaklanmıştı. Bilahare program, şu veya bu sebepten çökünce, bu defa IMF, kuru serbest dalgalanmaya bırakıp, faiz çıpasına döndü. Amaç bu defa TL’nin fiyatını eksene oturtup, enflasyonu kontrol etmek, döviz kurunu da, ekonomide olabilecek ani şoklarda, yani global kriz, savaş vs. durumlarında ortaya çıkabilecek ani parasal şoklarda darbe emici amortisör gibi kullanmaktı. Yıllardır kontrollü kur sistemine alışmış, ve açık pozisyonun getirdiği tatlı ve kolay karlardan istifade etmiş bir ekonominin, kurun serbestçe dalgalanmasına alışması kolay olmadı. Üstelik döviz piyasası da çok sığ idi ve manipülasyonlara açıktı. Kurun dalgalanmasını, spekülasyon ve hızlı yükseliş olarak algılayan oyuncular dövize saldırınca fiyatlar her gün artmaya başladı. Yıllardır öngörülebilir kurlarla yaşamaya ve yatırım yapmaya alışmış sanayici ve yatırımcı da bu hızlı yükselişin hep devam edeceğini, dalgalı kurun, hep yükselen kur olduğunu zannedip döviz talep etmeye başlayınca kurlar gökyüzünde gezinmeye başladı. 11 Eylül’den sonraki konjonktür ise suları tersine akıtmaya başladı. ABD’nin desteği ile IMF’den koparılan ek 10 milyar Dolar, Türkiye’de hem faizi düşürmeye, hem de dövizi bollaştırmaya başladı. Bu defa, hızla yükselen kur, aynı şekilde düşmeye başladı. Yılbaşından itibaren enflasyonda da düşüşün başlaması, uzun vadeli bonoların cazibesini arttırınca, bankalar ellerindeki dövizi satıp, bono pozisyonu almaya başladılar. Yani eski alışkanlıkları gereği yeniden limit üstü pozisyon açmaya başladılar. Sokaktaki insan ve küçük yatırımcı ise bütün bu olan bitene bir anlam veremiyor. Çünkü, ona öğretilene göre, “Irak veya civarında bir savaş ihtimali varsa veya Türkiye’de siyasi bir gerginlik olursa veya faiz düşerse döviz yükselir”. Vatandaşın mantıksal önermesi budur. Oysa, Irak’ta ipler geriliyor, Ortadoğu’da savaş oluyor, zaman zaman ufak siyasi gerilmeler oluyor, ama döviz biteviye düşüyor. Peki nasıl oluyor ? Esasen adı dalgalı olsa da kur gerçek manasıyla , sağlıklı bir şekilde dalgalanmıyor. Kur artık “tam bir şeffaflık içinde manipüle” ediliyor. Bu sebeple de döviz fiyatları anormal derecede düşük olmasına rağmen kur hızla yükselir diyemiyoruz. Belki, bu hafta olduğu gibi Merkez Bankası Başkanı konuşur, BDDK Başkanı açık pozisyon yapmamaları konusunda bankalara uyarı atışı yapar, Bakan Derviş dövizle oynayanın eli yanar türü açıklamalar yapar ama, ufak ve anlık yükselişler dışında döviz yükselir diyebilmek çok zor görünüyor. Döviz, dalga geçmeyi bırakıp da gerçek ve ekonomik anlamda dalgalanmaya başlayana kadar dövizde “kısa vadeli” pozisyonlar almak, pozisyonlar açmak yüksek risk içeriyor. Bizden söylemesi.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109877
    % 0.19
  • 3.8589
    % -0.82
  • 4.5524
    % -0.67
  • 5.1623
    % -1.1
  • 156.204
    % -0.26
 
 
 
 
 
KAPAT