BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bilsem ki Döneceksin

Bilsem ki Döneceksin

Arabesk kültürü anlatanlar, bir çorba parası kazanmanın sancısını yaşarken yapımcı, yönetmen ve oyuncu küçük kalmak için ellerinden gelen gayreti gösteriyorlardı...



Kendine göre çözümler aradı Arabesk kültürü anlatanlar, bir çorba parası kazanmanın sancısını yaşarken yapımcı, yönetmen ve oyuncu küçük kalmak için ellerinden gelen gayreti gösteriyorlardı... Türk sinemasında konular da birbirine çok yakındı. Sanatta en iyiyi bulma, en güzele ulaşma kaygısı yoktu. Herkes bir iş yapıyor, onlar da film çeviriyorlardı. Sonuçta ortaya çıkan; popüler kültürün film kamerasına yansımalarıydı. Fabrikalarda çalışan işçi kızların, zengin bir iş adamı, komşunun oğlu ya da oto tamircisinin çırağı ile yaşadığı hüzünlü aşklar, bir şoförün veya karısının -karısı ölmüşse kör kızının- başına gelenler, kötü yola düşen genç kızı kurtarmaya çalışan ailesi, taşralı bir ailenin kabadayılığa özenen oğulları, aynı kızı seven iki arkadaş, gerçek hayatta çoğunlukla yaşanma ihtimali olmayan bir tesadüf sonucu meşhur olarak afişleri bir anda İstanbul’un her yerine asılan şarkıcılar, birilerinden zorla aldığı paraları fakirlere dağıtan mafya babaları, kan davası nedeniyle büyük şehre taşınan fakat yaprak dökümüne uğrayan aileler, barlarda pavyonlarda çalışmasına rağmen namus timsali kadınların üstelik namuslu olmalarından dolayı yaşadıkları facialar... Zengin kız, fakir oğlan ya da yapabildiği en ucuz esprilerle seyirciyi güldürmeye çalışan oyuncuların filmleri... Bazen de dul ya da yalnız kadınların, evde kalmış kızların sokağı tanıma, başka dünyaları keşfetme, bastırılmış duygulara özgürlük adı altında varını yoğunu cinselliğe harcarken bile taklitçilikten kurtulamayan, bizi anlatan fakat bizim olmayan Türk sineması... Nihat’la seyrettikleri yabancı film ise gündüzleri başarılı bir iş adamının geceleri farklı bir karakter yaşayarak topluma zarar veren insanları ortadan kaldırması anlatılıyordu. Film adamın yanlışlıkla bir polis şefini öldürmeye çalışırken yakalanması ile son buluyordu. Sabiha’nın okul kapandıktan sonra sinema filmlerine düşkünlüğü kendi oynayacağı filmin çekimlerinin çok yakın olmasındandı. Necip Bey’in teklif etmiş olmasına rağmen üniversite sınavlarını olumsuz etkileyeceği endişesiyle tiyatro ve diksiyon kurslarına yazılmamış, sadece bir dershanenin hızlandırılmış hazırlık eğitimine devam etmişti. Şu an içindeki endişe, film çekiminde rol yaparken başarılı olamayacağı düşüncesiydi. Hareketli sahnelerde problem çıkacağını zannetmiyor, yüzündeki ifadenin önem kazanacağı yakın plân çekimlerde heyecanlanmaktan korkuyordu. Önceden film seyrederken sadece konuyu takip ederdi. Şimdi bütün dikkatiyle oyuncuların rollerini nasıl oynadıklarını inceliyordu. Yerli filmlerdeki oyuncular kısmen başarılıydı. Yabancılar ise rollerini sanki yaşıyormuş gibi oynuyorlardı. Bu başarıda en büyük pay yönetmenin mi yoksa oyuncunun muydu? Eğer bu işi omuzlayıp götüren yönetmen ise onlar insan psikolojisini çok iyi biliyor olmalıydılar. Bunun diğer yolu oyuncuların ancak sıkı bir okul eğitiminden geçmeleriyle mümkündü. Yerli filmlerde her ses sanatçısının mutlaka film çevirdiği düşünülürse bizdeki en büyük hatanın nerede başladığı ortaya çıkıyordu. Ayrıca yerli filmlerde sektörün dar tutulması, senaryoları hemen her zaman aynı insanların kaleme alması ve bu işe ayrılan bütçenin yetersizliğinin doğal sonucu olarak vasat ürünlere devam ediliyordu. Yönetmenlerin dikkatini çeken önemli olaylar, benzer bir yabancı filmin Türkçe düzenlemesi olarak piyasaya çıkıyordu. Sabiha düşündükçe huzursuzlandı. Kendine göre çözümler aradı. Acaba oynayacağı film nasıl olacak, belli bir kalitenin üzerine çıkabilecek miydi?.. Evde yalnız kaldığı günler bazı roller oynamayı denese tiyatro oyuncuları gibi ezberinden uzun cümleler söylemeye, şiirler okumaya çalışsa... Bu fikir hoşuna gitti. Evde yanlışlarını düzeltecek ya da başarısını alkışlayacak kimse olmayacaktı. Yine de çekimlerde bu çalışmanın faydasını göreceğine inanıyordu. Sesini Nihat’ın ses tonuna benzetmeye çalışarak mırıldandı: - Sabiha’cığım ne ay kaldı ne de yıldızlar... Gittiler, kayboldular... Haydi sen de uyu artık... > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108495
    % -0.61
  • 3.8301
    % 0.34
  • 4.5148
    % 0.21
  • 5.1153
    % -0.02
  • 153.212
    % -0.05
 
 
 
 
 
KAPAT