BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mustafa Kemal’e ait az bilinen hatıralar

Mustafa Kemal’e ait az bilinen hatıralar

Hatıralar Mustafa Kemal’in soyadı kanunu ile Atatürk soyadını almasından önceki döneme ait olduğundan Mustafa Kemal’e ait diyorum, Atatürk ismini kullanmıyorum.



Hatıralar Mustafa Kemal’in soyadı kanunu ile Atatürk soyadını almasından önceki döneme ait olduğundan Mustafa Kemal’e ait diyorum, Atatürk ismini kullanmıyorum. Mustafa Kemal çok iyi plancı ve programcı idi. Sivas Kongresi sırasında İstanbul delegelerinden Askeri Tıbbiyeli Hikmet bir aralık sigara molası sırasında bugün Sivas’ta Kongre müzesi olan o zamanki lise binasının koridorunda Mustafa Kemal’e yaklaşır ve heyecanla “Paşam cumhuriyeti ilan edelim” der. Büyük planlama ve programlama dehası Mustafa Kemal kendinden küçüklere daima “Çocuğum” diye hitap ederdi. Hikmet’e de “Çocuğum o da olacak ama şimdi sırası değil” der. Bu Eylül 1919’da olur. Cumhuriyet 29 Ekim 1923’te tam dört sene sonra ilan edildi. Hikmet bey takdimci Orhan Boran’ın babasıdır, askeri tıbbiyeden mezun olup albaylığa kadar yükselmiştir. Mustafa Kemal’in plan ve programcılığına ait bir hatıra da 1919’da İstanbul’da Harp Akademilerine giren subayların Anadolu’ya geçme isteklerine büyük komutanın verdiği cevaptır: “Siz ikinci sınıfa geçiyorsunuz, benim kurmay hizmeti görecek subaya ihtiyacım var bu da ikinci sınıfı bitirmenizle kabil olacaktır, bir yıl daha okuyun sonra Anadolu’ya geçersiniz “Bu surette 1920-21 yılını da ikinci sınıfı okuyan subaylar üçüncü sınıfa geçince Ankara’ya giderler, Mustafa Kemal İstiklal savaşında onlara kurmay görevleri verir, fakat kurmay renklerini taktırmaz. Savaş kazanılıp Cumhuriyet ilân edildikten sonra ancak 1925’te üçünücü sınıfı okumaları için Harp Akademisinin bulunduğu İstanbul’a yollar. Bu hatırayı bu subaylar arasında bulunan ve 1958’de korgeneral olarak vefat eden rahmetli babam Asım Altuğ’dan dinlemiştim. İkinci sınıftan sonra Ankara’ya gelen subaylar Genelkurmay başkanlığının bulunduğu Ziraat mektebinde çalışırlar ve yemeklerini kurdukları tabldotta yerler. Tabldotta bir sofra amiri usulü vardır. Rütbesi ne olursa olsun her gün bir subay sofra amiri olur. Sofranın bazı usulleri kuralları vardır. Bunlardan biri de konuşmalarda yabancı dilden bir kelime söyliyenin beş kuruş ceza ödemesidir. Yemeklere ara sıra Mustafa Kemal, İsmet Paşa da katılır. Bir seferinde Mustafa Kemal sohbet ederken bir yabancı kelime söyler o sırada tesadüfen sofra amiri bulunan binbaşı rütbesindeki babam “Paşam beş kuruş vereceksiniz” diye Mustafa Kemal’e hitap eder. Mustafa Kemal Paşa kaideyi bilmediğinden “nedir o?” diye sorar babam da anlatır. Başka bir gün de İsmet Paşa bir yabancı kelime söyleyince gene tesadüfen o gün sofra amiri bulunan babam yine “paşam beş kuruş” diye hatırlatır. Bir müddet sonra İsmet Paşa İkinci İnönü Zaferi’ni kazanır ve Genelkurmaydaki tabldot Yunalılar’dan alınmış bir sandık şekerle üzerine bir zarf ve içinde beş kuruş yollar. Mustafa Kemal’in Cumhuriyet rejimine olan güveni İran’da Kaçar sülalesinin yıkılması sırasında da belli olmuştur. Son Kaçar Şahı Ahmet Şah 12 yaşında memleketinin başına geçti, 16 yıl hükümdarlık etti ve halkın bütün sevgi ve itimadını kaybetti. 31 Ekim 1925’te Meclis büyük bir çoğunlukla Şah Ahmet’i azletti ve bir Kurucu Meclisi toplanmasına karar verdi. Başbakan Rıza Şah Pehlevi idi. Mustafa Kemal, Rıza Pehlevi’nin hükümdarlık sevdasını anlamıştı. Ona gizlice haber yollayarak Cumhuriyeti ilan etmesini önerdi. Rıza Şah ise hükümdarlığı tercih etti. 16 Aralık 1925’te tahta oturdu. Fakat ancak iki Pehlevi Rıza Han ve oğlu Muhammed Han hükümdar olabildi, hiç biri yurdunda yatağında ölmedi, sürgünde öldüler, öyle ki ABD ölüm halindeki Muhammed Han’ı ülkesine dahi kabul etmedi. O halen Kahire’de bir cami avlusunda son uykusunu uyumaktadır.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT