BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Cennetten gelen mühür

Cennetten gelen mühür

Her Peygamberin sağ eli üstünde nübüvvet mührü vardı. Muhammed aleyhisselâmın ise, sol kürekteki deri üzerinde, kalbi hizâsında idi.



Her Peygamberin sağ eli üstünde nübüvvet mührü vardı. Muhammed aleyhisselâmın ise, sol kürekteki deri üzerinde, kalbi hizâsında idi. Cebrâil aleyhisselâm kalbini yıkayıp, göğsünü kapadığı zaman, Cennetten getirdiği mühür ile sırtını mühürlemişti. - Beşikte iken gökteki ay ile konuşurdu. Mübârek parmağı ile işâret ettiği tarafa meylederdi. - Beşikte iken konuşmağa başladı. - Çocuk iken, açıklarda gezerken, başı hizâsında bir bulut da birlikte hareket ederek gölge yapardı. Bu hâl, Peygamberliği başlayıncaya kadar devam etti. - Üç yaşında iken ve kırk yaşında Peygamberliği bildirildiği vakit ve elliiki yaşında mi’râca götürülürken, melekler göğsünü yardı. Cennetten getirdikleri leğen içinde Cennet suyu ile kalbini yıkadılar. - Önünden gördüğü gibi, arkasından da görürdü. - Aydınlıkta gördüğü gibi, karanlıkta da görürdü. - Sevr (öküz) burcunun yanında bulunan (Süreyyâ) denilen yıldız kümesindeki yedi yıldızı gözleriyle görüp sayısını bildirmişti. Bu yıldız kümesine Pervin ve Ülker de denilmektedir. - Tükrüğü acı suları tatlı yapdı. Hastalara şifâ verdi. Bebeklere süt gibi gıdâ oldu. - Gözleri uyurken, mübârek kalbi uyanık olurdu. Bütün Peygamberler de böyle idi. - Ömründe hiç esnemedi. Bütün Peygamberler de böyle idi. - Orta boylu olduğu hâlde, uzun kimselerin yanında iken, onlardan yüksek görünürdü. - Güneş ve ay ışığında yürüyünce, gölgesi yere düşmezdi. - Bedenine ve elbisesine sinek, sivri sinek ve başka böcekler konmazdı. - Çamaşırlarını ne kadar çok giyse, hiç kirlenmezdi. - Her yürüdüğü zaman, arkasından melekler gelirdi. Bunun için, Eshâbını önünden yürütür, arkamı meleklere bırakın derdi. Taş üstüne basınca, taşta ayağının izi kalırdı. Kum üstünde giderken hiç iz bırakmazdı. Açıkta abdest bozduğu zaman, yer yarılıp bevl ve benzerleri toprak içinde kalırdı. Oradan etrâfa güzel kokular yayılırdı. Bütün Peygamberler de böyle idi.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT