BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sorumlu muhalefet

Sorumlu muhalefet

Demokrasilerde muhalefet, en az iktidar kadar önemlidir. İktidarı eleştiren; icabında ona yol gösteren konumdadır.



Demokrasilerde muhalefet, en az iktidar kadar önemlidir. İktidarı eleştiren; icabında ona yol gösteren konumdadır. Bizde muhalefet denince; ta demokrasiye geçtiğimiz yıllardan itibaren adeta bu kelime ile bütünleşmiş CHP akla gelir! Yanlış anlaşılmasın; iktidardan ziyade muhalefet yapmasından dolayı bu kelime ile anılır değildir. Muhalefette gösterdiği “hırçınlık” ve “yıkıcılıktan” dolayı bu isimle anılmıştır. Yani, CHP’nin kendine özgü bir muhalefet anlayışı vardır ki, halkımız bunu; “öküzün altında buzağı aramak” şeklinde nitelendirmektedir! Bu durum biraz da CHP’nin sistemin partisi olmaktan kaynaklanmaktatır. Zira, esas itibariyle; demokrasilerde partiler millet adına hareket eder, milletin özlem ve beklentilerini dile getirir, milletin dertlerine tercüman olur. CHP, arzetmeye çalıştığımız gibi; kendini sistemin, bizzat kendisi olduğunu farzetmesinden dolayı, kantarın topuzunu kaçırmış ve devamlı surette milletle ters düşmeyi adet haline getirmiştir. Dolayısıyla, oldum olası Türkiye’mizde sorumlu muhalefetin örneğini görememişizdir. Dünyamız ve tabiatıyla ülkemizde sistemli bir şekilde “küresel terör”le karşı karşıya olduğumuz böylesine netameli bir dönemde, iktidarlar kadar muhalefete de sorumluluk düşmektedir. Canlı bombalar, en büyük metropolümüzün göbeğinde patlarken, bizim muhalefetimiz hâlâ terörün adının münakaşasıyla vakit kaybetmektedir. Başbakan, her ne kadar; terörün dini, imanı, milliyeti olmaz; hangi ad altında ve ne niyetle yapılırsa yapılsın, hepsini lanetliyoruz, diyorsa da; CHP bunu bilerek anlamazlıktan geliyor ve neredeyse Başbakan’ı bile terörist örgütlerle birlikte gösterme aymazlığına düşüyor! Bu nasıl ana muhalefetlik? Bir ara, Afganistan Devlet Başkanı Hikmetyar’ın fotoğrafına taktılar ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ı Taliban’la ilişkilendirmeye çalıştılar! Bunda tutturamayınca, parti sözcüleri çıktı; Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı İBDA-C’nin kurucularından göstermeye yeltendi! Sonradan sözlerimiz yanlış anlaşıldı, öyle söylemek istemedik demeğe getirdiler ama iş işten geçmişti. Şimdi sorarım size, böylesine netameli bir ortamda, bir ana muhalefet partisinin bu konularla mı ve bu şekilde mi uğraşması gerekiyor? Gelişmiş demokrasilere bakalım; ABD de bizim gibi teröre hedef oldu ve çok acı kayıplar verdi. Orada iktidar ile muhalefet, bizdeki gibi birbirine düşüp; karalama kampanyasına mı giriştiler; yoksa böylesi milli bir felaket karşısında yumruk gibi mi oldular? Üstelik ABD’de onca insan hakları kısıtlaması yapılmasına rağmen muhalefetten en ufak bir ses çıkmadı ve iktidar desteklendi. Türkiye’miz kritik bir haftaya giriyor. Burnumuzun dibindeki Irak kaynamaya ve kanamaya devam ediyor. Her gün onlarca insan bombalara hedef oluyor. Kremlin’de, Başkan Putin’in 70 metre yakınında canlı bomba patlıyor; Kafkaslar barut fıçısı gibi patlamaya hazır bekliyor. Türkiye olarak önümüzde KKTC seçimleri var. Başta AB olmak üzere tüm dünyanın gözü bu seçimlerin, dolayısıyla Türkiye’mizin üzerinde! AB yetkilileri, Bulgaristan ve Romanya’ya 2007 tarihini dillendirirken, Türkiye’yi oyalamaya devam edeceklerini ifade ediyorlar. Tarih veremeyiz ama, Türkiye’yi cesaretlendirmeliyiz gibi yuvarlak laflarla geçiştirmeye çalışıyorlar. Ne Irak, ne Kıbrıs, ne Kafkaslar, ne küresel terör ve ne de AB tek başına iktidarın meselesi değildir. En az bir o kadar da muhalefetin meselesidir. Zira bunlardan her birisi devlet ve milletimizi yakından ve derinden ilgilendirmektedir. İktidara yol göstereceğine!.. Bütün bu hayati meselelerde fikirler üretip iktidara yol ve yordam göstereceğine; en azından devlet ve milletimizin olmazsa olmaz konularında iktidarla el ele vermesi gerekirken; sade suya tirit konularla vakit geçirmeye çalışan ve böylece muhalefet yaptığını zanneden CHP yöneticileri, böyle yapmakla milletten puan aldıklarını mı düşünüyorlar? Önümüzdeki mahalli seçimler, iktidar kadar muhalefetin de imtihanı şeklinde geçecek. Normal şartlarda yıpranan iktidarın oy kaybetmesi gerekirken; yapılan kamuoyu yoklamalarında durumun tam tersi olduğu yani AK Parti iktidarının oylarını daha da artıracağı anlaşılıyor. Acaba, CHP bu durumun hesabını verebilecek mi? Veremeyeceğine göre, vakit kaybetmeden; daha şimdiden ben muhalefet olarak neyim ve ne yapıyorum deyip kendisine bir çekidüzen vermesi gerekmez mi? Yarın, çok geç olacak zira!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT