BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yıldız tozu

Yıldız tozu

Milattan biraz önceki yıllarda insanlar dünyanın bir tepsi gibi yuvarlak olduğuna inanırlarmış...



Milattan biraz önceki yıllarda insanlar dünyanın bir tepsi gibi yuvarlak olduğuna inanırlarmış. Hepsinin en büyük korkusu, bir anlık dalgınlık sonucunda bu tepsinin kenarından sonsuz boşluğa yuvarlanıvermekmiş. Bazıları, söz konusu dairenin tepsi gibi değil, kendi kuyruğunu ısırmış ve bırakmayan bir yılan şeklinde durduğunu sanırmış. Yılan (!) bir defa kuyruğunu bırakıverse, dünyanın sonunun geleceği saplantısı uykularını kaçırırmış. Uykusu kaçmayanlar ise zaten kâbus görmekten bitkin yaşar dururmuş. İşte böylesine katıksız cehaletin hüküm sürdüğü bu yıllarda, Avrupa’nın kuzeyinde bulunduğunu tahmin ettiğim bir yerde küçük bir krallık varmış. Sarışın insanların çoğunlukta olduğu bu topluluk, çok geniş bir ülke olmaktan ziyade bir site krallığı konumundaymış. Bu yazıya konu olmalarının asıl sebebi ise geliştirdikleri çok ilginç bir yöntem. Mevcut Krala kayıtsız şartsız itaat eden halk, Kral’ın saçlarının ya da sakalının arasında gördüğü ilk beyaz telde hemen ölümüne karar verirmiş. Komite, kararı onaylarmış ve Kral, halkın izlemek üzere toplandığı tören alanına getirilirmiş. Başının üzerinde pırıl pırıl parlayan tacı olduğu halde tahtında oturan Kral, ne hissettiğini asla belli etmezmiş. Nihayet, en sevdiği karısı, değerli kumaşla kaplı kraliyet yastığının üzerinde duran zehirli yumurtayı sunarmış. Tereddütsüz yumurtayı yiyen Kral, birkaç dakika içinde yere yığılır, rengi yemyeşil olur, kıvrana kıvrana ölürmüş. Cenaze o gün kaldırılır ve yeni Kral, yine hemen o gün tahta geçermiş. Eski Kral’ın sahip olduğu her şey, istediği takdirde yeni Kral’ın olurmuş. Ve yeni Kral, başında görülecek ilk beyaz telin kendisini ölüme götüreceğini bile bile saltanat sürmeye başlarmış. İşte davulun sesinin uzaktan hoş geldiğine yeni bir örnek. Dışarıdan bakıldığında kusursuz gibi görünen pek çok hayat, içinde farklı sürprizler saklıyor olabilir. Yalnızlık, ancak yalnız kalındığında anlaşılabilecek bir ceza. Herkes evine, sevdiğinin yanına gittikten sonra, boş duvarlarla bakışmak ve ne olduğunu anlamadan televizyon ekranına dalıp gitmek, çoğu zaman hayal bile kurdurmuyor insana. Hayata başlarken herkesin eşit şansa sahip olduğunu düşünüyorum. Ama farklı alanlarda. Mesela bazıları maddi yönden şanssız oluyor ama buna karşılık gönül dolusu sevebilecekleri bir eşe rastlayabiliyorlar. Ya da bu yönde işler yolunda gitmiyor fakat müthiş bir kariyer nasip olabiliyor. Hiçbir zaman şaşmayan bir hesap var, o da bu dünyada tam mutluluk diye bir şeyin olmadığı. Birilerine uzaktan bakıp, “İşte onun herşeyi var” diye iç geçirmek son derecede anlamsız. Hayat serüveninde, ne olumsuz giderse gitsin, yine de eldeki için şükretmek ve daha fena hallerden sakınmak gerekir. Yoksa beterin beteri vardır sözünün doğruluğunu yaşayarak öğrenmek ve mecburen tastiklemek zorunda kalmak işten bile değildir. Her ne kadar kral olmak zenginlikse de sonunda zehirli yumurtayı yemek ve yıldız tozlarını yakından görmek var. SÖZÜN ÖZÜ Ne aradığını bilmeyen bulduğunda anlamaz. LEVHA Duvar yapıldıktan sonra duvarcı unutulur.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT