BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kadının ‘vekil’i yok!

Kadının ‘vekil’i yok!

KA-DER Başkanı Ayşe Bilge Dicleli ile Meclis’te yüzde 4, mahalli yönetimlerde ise sadece yüzde 1 oranında temsil edilen Türk kadınının siyasetteki yerini konuştuk.



Haklar çoktan beri var, ama! Türk kadını 1930’da belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkına kavuştu. 1933’de de köy ihtiyar heyetlerine ve muhtarlığa seçme ve seçilme hakkını elde eden Türk kadını, 5 aralık 1934’de milletvekili seçilme hakkına sahip oldu. 1935’de yapılan seçimlerde 395 vekilli mecliste kadın milletvekili sayısı 18’di. Bunlar düne, ilklere dair bilgiler. Gelelim bugüne... Son seçimlere. Parlamentodaki kadın milletvekili sayısı 24. Yani % 4.3! Ve yerel yönetimlerde kadınların oranı %1. Hakları aldığımız tarih de ortada, onları ne kadar kullanabildiğimiz de. Önümüzde yerel seçimler var. Bakalım orada durum ne olacak diyerek bir dernek ve iktidar partisinin çalışmalarına göz atmak istedik. KA-DER... Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği. Bilboard ilanları, broşürler, radyo cıngıllarıyla yerel seçimlerde kadınları adaylığa çağıran KA-DER, şimdi de onları eğitiyor. Diğer yanda da iktidar partisi AKP’nin açmış olduğu Siyaset Akademisi bünyesinde yer alan Yerel Yönetimler Okulu var. Murat Yalçıntaş, “Benim gönlümden geçen, elbetteki nüfustaki dengenin siyasete de yansıması” diyor, ama bu programa katılımda kadınların oranı %11.77. KA-DER Başkanı Ayşe Bilge Dicleli ve AK Parti bünyesindeki Siyaset Akademisinden sorumlu Murat Yalçıntaş’la bunun nedenlerini ve bundan sonrasını konuştuk. Hem kadın hem de erkek cephesinden iki bakış da oldu haliyle... Türk kadınının bu seçimlerde; öncekilere göre çok daha etkin ve önemli bir rol üstlenmesi bekleniyor. Önceki gün Başbakan Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, ‘Vazgeçilmez Sesler’ adlı kadın örgütünün bir toplantısına katılmış ve bu konuda ellerinden gelen her türlü desteği vereceklerini söylemişti. Bayan Erdoğan’ın, “Türk kadını dünyayı sallar. Çünkü onlar siyasetten anlıyor” sözleri üzerine yaptığımız araştırmada; Türkiye’deki kadın derneklerinin ve siyaset akademilerinin hakikaten böyle bir çalışma içinde olduğunu gördük. Bu derneklerden en büyüğü ve etkini KA-DER (Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği) 4 Mart 1997’de kurulmuş. Üyeleri arasında eski milletvekilleri, aday kadınlar, ev kadınları, gazeteciler, avukatlar, mühendisler var. Üyelerinin yüzde beşi erkeklerden oluşuyor. KA-DER Başkanı Ayşe Bilge Dicleli ile dernek merkezinde seçimler öncesi aday adayı kadınlarıa verilen eğitim programının hazırlıkları sırasında konuştuk. Neden 24 milletvekili? * Seçim dönemlerinde siyasi partilerin kadın kollarını hummalı bir çalışma içinde görüyoruz. Ancak adaylar açıklandığında araya serpiştirilmiş görüntüsü veren birkaç isimden öteye geçemiyor kadınlar. 550 milletvekili içinde de sayı 24, neden sizce? - Partilerin kadın kolları, partiyle entegre değil, tıpkı gençlik kolları gibi yan kuruluşlar. Dolayısıyla yan kuruluşlar içerisinde kadın politikacının yetişmesi çok güç. O kadın kolları, evdeki mutfağın partiye taşınması olarak algılanıyor. Kadın kolu örgütlenmesinin değiştirilmesi gerekiyor. Kadınlarla yaptığımız görüşmelerde, parti toplantılarının akşam geç saatlerde yapılması, delege seçimlerinde anti-demokratik uygulamaların olması, kadınlara destek verilmemesi konuları dile getiriliyor. Erkek egemen yapılar içinde kadının adım adım ilerlemesini engelliyor bütün bunlar. Bir de para meselesi var tabii. Adaylık süreci; kampanyasıyla ve çalışmalarıyla belli bir kaynağa sahip olmayı gerektiriyor. Türkiye’de paranın sahibi çoğunlukla erkekler.” * Aday adaylarını vereceğiniz eğitime çağırıyorsunuz. Nasıl bir eğitim bu, herhangi bir ücret istenecek mi? - Para almayacağız. Derneğimiz üye aidatları ve yardımlarla çalışmalarını yürütür, herhangi bir ücret söz konusu değil. Her hafta Çarşamba günleri aday adaylarına kampanya nasıl yürütülür, nasıl hitap edilir, giyimde nelere dikkat etmek gerekir, seçmenlerle konuşurken nelere dikkat etmeli, adaylığa talip oldukları kurumlar neler yapar diye anlatıyoruz. Adaylık döneminde kadınları meselelere duyarlı hale getirmeyi amaçlıyoruz. Yerel yönetimleri kadınlar daha farklı algılıyorlar. Kreş, eğitim olanakları,sığınma evleri, kaldırımlar, alt geçitlerin ışıklandırılması gibi konularda hassasiyetleri farklı. Güçlü olmalıyız * Adaylar neyi merak ediyor, en çok neyi soruyorlar? - Önce ‘kampanyam kaça mal olur?’ diye soruyorlar. ‘Etkili kampanya nasıl yapılır ve seçmenlere yapacağım konuşmalarda hangi vaadlerde bulunmalıyım’ diye soruyorlar. Biz de bu konuda seçim bölgenizin ihtiyaçlarını göz önüne alın diyoruz. * Bu seçimlerde kadınların aday gösterilmesi konusunda partiler üzerinde bir baskı unsuru olabildiniz mi? Aday adaylıklarında kadınlar açısından önceki yıllara göre karşılaştırma yapmak mümkün mü? - Bütün partileri sarsabilmek için açıkçası çok güçlü bir kadın hareketine ihtiyaç var. Türkiye’nin her yerinde, değişik alanlarda çalışan kadın kuruluşlarıyla, partilerin kadın örgütlerini bir araya getirmeye, büyük bir kadın ağı oluşturmaya gayret ediyoruz. Ancak bu sayede güçlü bir kadın birlikteliği oluşturmak mümkün. Daha net rakamlar yok; ama özellikle muhtarlık için aday adayı kadın sayısı çok fazla. Bunun sebebi herhangi bir partiye üye olmadan da, çevresinde sevilen ve güvenilen bir kişinin rahatlıkla muhtarlığa seçilebileceği düşüncesi. Ve kadınlar siyasete bu noktadan başlamak istiyorlar. ‘İletişimi amaçlıyoruz’ Bir platformda kadınların kendi kimliğiyle temsil edilmesi için üçte bir oranında olması gerektiğinin altını çizen KA-DER Başkanı Dicleli; kadınların çok az sayıda olduklarında erkek egemen sistemin kurallarına uymak zorunda kaldıklarını söyledi. Dicleli şöyle devam etti. “Sayı azlığı nedeniyle kıskançlık ve rekabet var. Az sayıda oldukları için, parti içindeki farklı gruplarla birlikte hareket ediyorlar. Dolayısıyla kadın seçmen, aday kadın, partili kadın arasında organik bir bağ ve iletişim sağlanamıyor. Biz bunlar arasında iletişim kurmayı, hesap vermeyi, talepte bulunmayı, sevgiyi oluşturmayı amaçlıyoruz.” Yanlış düşünce Kadınların haklarını talep etmelerinin korkulacak, utanılacak bir şey olmadığını savunan Dicleli şunları söyledi; “Aslında kadınların haklarını talep etme durumuna getirilmeleri utanılacak bir şey. Yüzyılların alışkanlıklarını değiştirmek de kolay değil tabii. Siyasetin erkek işi olduğu düşüncesi kadınlar arasında da çok yaygın. Sadece kentler dışında yaşayan, eğitim durumu düşük olanların görüşü değil. İyi eğitim almış, meslek sahibi, kentli kadınlar da böyle düşünüyor. Böyle oldukça da Türkiye’de kadın problemlerini çözmeniz mümkün değil. Çünkü en iyi baba, en iyi ağabey, en iyi koca bile bir kadın gibi düşünemez. Şansı yüksek partilere çağrı Seçim şansı yüksek olan partilerin kadın adaylara daha fazla yer vermesi gerektiğini vurgulayan KA-DER Başkanı Dicleli şunları söyledi; “Seçimlerde iki partinin geçeceği belliydi ve kadınları en kötü yerlere koyanlar yine onlardı. Öncelikle kadınlara kendilerini yakın hissettikleri bir siyasi görüşteki partiye üye olmalarını söylüyoruz. Çünkü herhangi bir partiye üye olmayan birinin aday olması zor. Bütün partilerden kadınlar birlikte eğitim alıyorlar bizden, mümkün olduğu kadar kadın ortak paydasında buluşturmak bizim amacımız. Herkesin dünya görüşü farklı, onları tartışmıyoruz; biz siyasette kadın sayısını arttırmak ve siyasetçi kadınların kadın problemlerine duyarlı olmalarını sağlamak amacındayız.” ‘Onlar zarafet getirir!’ Geçtiğimiz günlerde basında da yer almıştı. “AK Parti Siyaset Akademisinden mezun olanlar sertifikalarını Başbakanın elinden aldı aldı” diye. Bu çalışmanın koordinasyonunu yürüten AK Parti Kurucu üyesi, Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Murat Yalçıntaş’la bu eğitim programına katılan kadınları ve partisinin bu konuya bakışını konuştuk. Yerel Yönetimler okulunda 700 kişiye eğitim verdiklerini anlatan Yalçıntaş, Belediye Meclisine girecek kişiler için koydukları kriterlerden söz etti. “Her mecliste, belli meslekten insanların olması şartını ve kadınlar için % 10 kotasını koyduk!” İşte tam o noktada sorduk. “Eliniz değmişken bu kotayı niye daha yüksek tutmadınız?” Nezaket ve seviye - Haklısınız. Biz Türkiye’de hem gençlerin hem de kadınların siyasete girmeleri gerektiğine inanıyoruz. Bir kere kadınların siyasete girmesi, siyasete zarafet getirir. * Sadece zarafet değil herhalde! - Birçok şey getirir, ama en çok eksikliğini duyduğumuz şey zarafet! Yani nezaket ve belli bir seviye. Bu sebeple belli bir kota koyduk ama bizim hedefimiz %50’dir. Nasıl ki; nüfusta böyle bir dağılım var, aynı şekilde siyasete de yansımalı.” * Genel seçimlerde böyle bir yansıma olmadı ama? Kadın adaylar son sıralardan girdi meclise, yerel seçimlerde de böyle mi olacak? - İstanbul’da bizim meclise gönderdiğimiz kadın milletvekillerimizin oranı %12. Yerel seçimlerde bunu daha da yükseltmek için çalışmalar yapıyoruz. Özellikle kadın adaylarımızı üst sıralara koyup belediye meclisine göndermeyi arzuluyoruz. Biz bunu adil bir biçimde yansıtmaya çalışacağız. Zor bir görev * Başkanlık koltuğuna oturacaklar mı? - Şu ana kadar İstanbul için müracaat eden 6 aday da erkek. Çok isterdim 2-3 tane de kadın olsun ama yok. * Siyaset Akademisi içerisinde bu şartlara sahip kimse yok muydu? - Kimseye aday ol diyemeyiz. Siyaset Akademisine katılımda kadınların oranı % 12’ydi. Ve bu adaylar içerisinde benim kanaatime göre hem ilçe belediyelerini, hem de büyükşehiri yönetecek kadın adaylarımız vardı. Ama aile yapınızdan, hayatınızdan pek çok şeyden fedakarlık edeceksiniz. Bizde yuvayı dişi kuş yapıyor. Ben kendim için söyleyeyim, evin bütün sorumluluğunu eşime bırakıyorum. Ailenin düzenli yürüdüğünü eşim sayesinde biliyorum, birbirimizi öyle destekliyoruz. İstanbul Belediye Başkanlığı zamanın neredeyse tamamını alan bir iş ve bu yüzden zor. Ama ilçelerde 17 kadın aday var. Birçoğunu şahsen tanıyorum ve aday olduğu ilçeyi başarıyla temsil edeceklerini biliyorum. Kolaylık sağladık * Kadın adaylar konusunda %10’luk kota dışında bir çalışmanız var mı? - Siyasetçi toplumun yansımasıdır. Türk toplumunun yapısından dolayı Türk kadını, toplumda erkek kadar ön plana çıkmamış. Artık çağımızda bu açığı kapatmamız gerekiyor. Eğitim açısından olsun, topluma katma değer açısından olsun. Kadın sadece kadın olduğu için siyasette aktif olmamalı. Daha nitelikli, donanımlı olmalı. Türkiye’de kadının toplumdaki her türlü aktiviteye daha fazla katılması lazım. Eğitime önem verdik * Yerel Yönetimler Okulu içerisinde kadın katılımcıların oranı ve dağılımı neydi? Onları teşvik edici neler yapıldı? - Katılanların %11.77’si kadınlardan oluştu. Ve bu kadınların % 25.30’u lise, 73.49’u üniversite, %1.20’si ilkolkul mezunu. Kadınlara, ücrette indirim yaptık ve saatlerde kolaylıklar getirdik. Seçimlerden sonra da seçilmiş arkadaşlarımızı eğitmeye devam edeceğiz. Siyasetçi başka insanların bütün çıkarları konusunda karar alan insandır ve bunu yapmanın birinci şartı eğitimdir. Biz bütün adaylarımıza bir etik sözleşmesi imzalattık. Buna aykırı davrananlara yaptırımlar uygulayacağız. Artık siyasette de bir yeni anlayış dönemi olmalı. Siyasette en çok eksikliği hissedilen ‘seviyeli olmak’ tutumunun kadınlarla yerleşeceğini ve güçleneceğini savunan AK Partili Yalçıntaş, “Önümüzdeki seçimlerde kadınlara çok daha fazla yer vereceğiz” açıklamasında bulundu. AK Parti kurucu üyesi Murat Yalçıntaş “Sadece sayıda dengeyi sağlamak için kadınları politikaya çekmek doğru değil. Partimizin siyaset akademisinde nitelikli ve donanımlı birçok bayan yetiştirdik. Hepsi faydalı olacaktır” şeklinde konuştu.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86904
    % 0.12
  • 6.024
    % -0.27
  • 6.7249
    % -0.24
  • 7.6694
    % -0.11
  • 247.498
    % -0.51
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT