BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Balık vitrinde tavuk poşette

Balık vitrinde tavuk poşette

Türkiye’nin AB macerası yeme-içme alışkanlıklarımızdan giyim kuşamımıza, davranışlarımızdan konuşma adabımıza kadar birçok yeniliği günlük hayatımıza taşıdı.



> Cemil Yıldız İSTANBUL - Hükümet AB ile müzakere sürecinde gerekli kanunları bir bir çıkarırken, günlük hayatımızda da birçok alışkanlığımız değişmeye başladı. Bu yenilikler vatandaşa tuhaf gelse de AB normlarının temel hedefi; kaliteli, eğitimli, kültürlü ve çevreye saygılı bir toplum yetiştirmek. Avrupalının günlük hayatımıza uzanan eli, önce sokaktaki seyyar yemek alışkanlıklarımıza uzandı. İnsan sağlığını tehdit ettiği için açıkta kokoreç, pamuk helva, leblebi, çekirdek, simit satılması yasaklandı. Vatandaş bu yasağın ardından Türkiye’de kokoreççilerin de bir derneği olduğunu öğrendi. Kokoreççiler Derneği, yasağın çok sayıda insanın işsiz kalmasına yol açacağını iddia ederek karara karşı çıktı. Kokoreç ve diğer ürünler hâlâ sokaklarda açık olarak satılmaya devam ediyor. Artık tezgahta yoklar Kokoreç yasağına uyulmadığı, gün gibi ortadayken bu defa da ‘Avrupa Birliği Gıda Sözleşmesi’ uyarınca balıkların açık tezgahlarda satılması yasaklandı. Gerekçe, açık havada satılan balıkların mikrop üreterek zehirlenme vakalarına yol açmasıydı. Bu şart bazı istisnalar dışında hayatımıza girmeye, balıklar kapalı dolaplarda, dev akvaryumlarda satılmaya başlandı. İlk uygulama Çanakkale Su Ürünleri ve Küçük Balıkçıları Koruma Derneği tarafından gerçekleştirildi. 8 metre uzunluğunda, 1 metre yüksekliğinde kurulan dev akvaryuma 2.5 ton deniz suyu konuldu. 5 bin YTL’ye mal olan akvaryumda vatandaşa canlı balık satışına başlandı. Hazır kıyma yasak Vatandaşın sağlıklı beslenmesini hedefleyen yeniliklerden biri de kıyma, ciğer ve tavuk gibi et ürünlerinin ambalajda satışının zorunlu kılınması. Et satışı yapan, kasap market ve şarküterilerde hazır çekilmiş kıyma satışı yasaklandı. Vatandaş eti görerek, kıymasını taze taze çektirip gönül rahatlığı ile yeme imkanına kavuştu. Bu şartları ihlal eden yerlere sağlık ekipleri ve zabıtanın yaptığı denetimlerde para ve kapatma cezaları kesildi. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı da AB İlerleme Raporu’nda vurgulanan gıda güvenliğini sağlamak için harekete geçti. Avrupa Birliği’nde yıllardır uygulanan ‘Yeminli Veteriner Hekimlik Sistemi’ gereğince bütün mezbahalara birer veteriner hekim gönderilmeye başlandı. Çöplerimiz de Avrupalı Türkiye, AB ile müzakerelere başlamadan önce çöplerine de çeki düzen vermeye başladı. Çevre Bakanlığı’nın çıkardığı yönetmelikle, artık çöpler evlerde ayrıştırılacak ve çöpleri toplayanlara ayrı ayrı torbalarla teslim edilecek. Uygulamanın ilk misali İstanbul ve İzmir’de gerçekleştirildi. Ambalaj ve atık kontrol yönetmeliği çöplerin ayrıştırılarak toplanmasını ve bazı atıkların ekonomiye yeniden kazandırılmasını düzenliyor. Sistemin bir de sosyal boyutu var. Sokakta cam, plastik gibi maddeleri toplayanlar eğitilerek, “okumuş çöpçüler” ordusu kurulacak. Evlerde ise cam, karton, plastik atıklar ayrı poşetlerde biriktirilecek, bunlar çöplere değil, özel depolara konulacak. Piyasaya ambalajlı mal süren firmalar bir araya gelerek kendi temsilcilerinden yetkilendirilmiş bir kuruluş oluşturacak. Bu yetkilendirilmiş kuruluşlar belediye ve valiliklerle oturup atıkların nasıl toplanacağını kararlaştıracak. Çünkü yönetmeliğe göre firmalar piyasaya sürdükleri malların atıklarını belli oranda toplamak ve ekonomiye yeniden kazandırmak zorunda. Ambalaj atıkları, mavi torbalarda toplanacak. Mavi kıyafetli görevliler, mavi arabalarla atıkları alıp ayrıştırma işlemini yapacak. Yönetmelik, ülke genelinde uygulandığı takdirde yılda 300 milyon euro ekonomiye kazandırılmış olacak. Minibüsçülere makyaj geliyor AB normlarının ulaşım ayağında ise minibüs ve taksicilere getirilen sıkı şartlar var. İstanbul Otomobilciler ve Minibüsçüler Esnaf Odaları’nın aldığı kararla 21 Şubat’tan itibaren şoförler kravatlı, tıraşlı ve düzgün bir kıyafetle direksiyona geçecek. Minibüslerde kesinlikle korna çalınmayacak. Bütün şoförler saç, sakal tıraşı olacak ve kılık kıyafetine dikkat edecek. Kravatsız direksiyona geçilmeyecek. Şoförler, bundan sonra hiçbir şekilde yolcuyla sürtüşmeyecek ve yolcuya karşı saygılı olacak. Seyir halindeyken hiçbir özel araç sıkıştırılmayacak, hatalı sollama yapılmayacak. Şoför, seyir halindeyken kesinlikle sigara içmeyecek. Minibüsler fabrikadan çıktığı şekilde olacak ve sonradan hiçbir aksesuar (ayna, yazı ve benzeri) takılmayacak. Havalı kornolar sökülecek. Tabak kırmaya 2000 YTL ceza AB normları insan sağlığını tehdit eden eğlence şekillerini de kabul etmiyor. Bunlardan biri de tabak kırarak eğlenmek. Tabak kırma yasağı ilk olarak sirtaki geleneğinin merkezi olan Yunanistan’a uygulandı. Türkiye’de de tabak kırarak eğlenmeyi alışkanlık haline getiren bazı tavernalara uyarı cezaları verildi. AB şartları gereğince insan sağlığını ve çevreyi rahatsız edici boyutta yüksek sesle müzik yayını yapan eğlence merkezlerine 1000 ile 2000 YTL arasında para cezaları kesildi. Davullar notalı Ramazan aylarının vazgeçilmez unsurlarından bir olan Ramazan davulcuları da AB normlarına uydu. Ramazan davulcuları müftülüklerin denetiminde mahalle muhtarları tarafından seçilerek özel eğitime tabi tutuluyor. Eğitimin ardından açılan imtihanda davula rastgele değil de notalı vurmayı öğrenenler Ramazan aylarında vatandaşı sahura uyandırıyor. Bazı davulcuların yaptığı gibi binaların içine girerek davul çalmak da yasak. Davulcular, bayram sabahları da dilenci gibi kapı kapı dolaşıp bahşiş toplamak zorunda değil. Çünkü yeni düzenleme ile görev yaptıkları illere göre davulculara 1 aylık maaş veriliyor. Kaportacılar üniversiteli olacak AB uyum kanunları ile vatandaş otomobilindeki ağır tamir masraflarından da kurtuluyor. Yeni düzenleme ile kaza yapan veya arabasını bakıma götüren sürücüler, emin ellere teslim ediliyor. Çünkü kaportacılar iş yerlerinde hasar tespiti konusunda uzman, en az yüksek okul veya üniversite mezunu bilirkişi bulundurmak zorunda. Bu maksatla akademik manada ilk adım Ege Üniversitesi Ege Meslek Yüksekokulu bünyesinde faaliyet gösteren “Oto Boya ve Karoseri Doğrultma Teknikerliği Programı” ile atıldı. Bu bölümden mezun olan üniversiteli kaportacılar, büyük otomotiv firmalarının tamir servislerinde bilirkişi olarak istihdam edilmeye başladı. Bunun yanı sıra Meslek Yüksekokulu bünyesinde açılan atölyelerde sanayinin ihtiyaç duyduğu diğer ara elemanlar da yetiştiriliyor. Mallar eşit bölüşülüyor AB’ye uyum sürecinde yaşanan önemli bir değişiklik de medeni kanunda yaşandı. Kanunda yapılan değişiklikle eşlerin boşanması halinde ailenin bütün maddi varlıkları karı koca arasında eşit olarak bölünüyor. Bu arada kaynana-gelin ilişkilerinde, “Cadaloz kaynana, kaynanan ölsün” gibi sözler de boşanma sebebi sayılıyor. Günlük konuşma dilinde kullanılan “Dilber dudağı, kaynana dili, hanım göbeği” kelimeleri de genel ahlakı bozduğu gerekçesiyle yasaklandı. Okul öncesi ABC AB normlarının eğitim alanında getirdiği en önemli yenilik ise okul öncesi eğitimin zorunlu hale gelmesi. Uygulamanın ilk adımı Van’da atıldı. Avrupa Birliği ülkelerinde, okul öncesi eğitim oranı yüzde yüze yakınken, Türkiye’de bu rakam yüzde 14 seviyesinde. Türkiye’de 7 çocuktan sadece biri okul öncesi eğitim alıyor. Oysa çocukların zihinsel gelişiminin yüzde 70’i 0-7 yaş arasında tamam-lanıyor. AB normlarına uygun kıyafet tartışmalarının sonunda Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, bu yıl da formalı eğitimin sürececğini açıkladı. AB ülkelerindeki okullarda ise çocuğun sosyalleşmesi ve kendi kendine karar verme yeteneğinin gelişmesi için kıyafetlerde serbestlik var. Çocuk temiz olmak kaydı ile evindeki günlük kıyafeti ile okula gidebiliyor. Tükürme yanarsın! AB’ye uyum çerçevesinde çevreyi korumaya yönelik yeni düzenlemeler getirildi. Bunlardan en ilginci ise sokağa tükürmenin yasaklanmasıydı. İlçe belediyeleri, kanunu uygulamak için “Tükürükle Mücadele Timleri” kurdu. Timler sokağa tükürenleri yakalayarak 200 YTL ceza kesiyor. Osmanlı zamanında vatandaş yere tükürmesin diye sokaklara belli aralıklarla çöp kutuları konulduğu biliniyor. Bazı çevre uzmanları aynı uygulamanın günümüzde de hayata geçirilebileceği görüşünde. Ne durumdayız? Getirilen AB standartları, ağır aksak yürüyen uygulamalar yüzünden tamamıyla hayata giçirilemedi. Peki Türk insanının hayat standardı yeterince yükseldi mi? Bu soruya en sağlıklı cevabı hükümet ve UNICEF’in işbirliğiyle yapılan son istatistik çalışmaları verdi. Araştırma, AB yolundaki Türkiye’de hayat standardının yeterli seviyede olmadığını ortaya çıkardı. Temiz su problemi Türkiye’de nüfusun yüzde 19’u (15 milyon kişi) hâlâ temiz suya ulaşamıyor. Evlerin yüzde 35’inin kanalizasyonla bağlantısı yok. Türkiye’de 4 bin 569 vakıf ve 78 bin 878 dernek var. 6 milyon 616 bin 300 kişi yani nüfusun yüzde 9.5’i sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarından faydalanıyor. 14 milyon 280 bin 539 kişi ise sağlık giderlerini Yeşil Kart’la karşılayabiliyor. 15 milyon 933 bin 21 kişi sosyal güvenlik kapsamında iken, emekli sayısı ise 6 milyon 196 bin 417. Eğitim yetersiz Türkiye genelinde ilköğretimde okullaşma oranı erkeklerde yüzde 97, kızlarda yüzde 93. Tunceli’de kız ve erkeklerin okullaşma oranı eşitken, Van’da erkek çocukların yüzde 95’i okula gönderiliyor, kızların ise ancak yüzde 70’i ilköğretime gidebiliyor. 2004’te 2 bin 156 çocuğun istismara uğradığı kayıtlara geçti. Sırasıyla Manisa’da 215, Afyon’da 138 ve Düzce’de ise 78 çocuk istismarı gerçekleşti. Suç işleyen çocukların bin 374’ünün yetişkinlere ait cezaevlerinde kaldığı tespit edildi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT