BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mehmed Emin Efendi ve eksilmeyen para!

Mehmed Emin Efendi ve eksilmeyen para!

Mehmed Emîn Efendi, hâl ve şânlarını halktan son derece gizler, talebelerini de bu tarzda yetiştirirdi... Tatar Ahmed Efendi, vefât etmişti. Şeyhülislâm Seyyid Mustafa Efendi, Tatar Ahmed Efendiden boşalan dergâha, Mehmed Emîn Efendiyi tâyin ettirdi...



Mehmed Emîn Tokâdî hazretlerinin talebelerinden Seyyid Yahyâ Efendi şöyle bir hadise anlatmıştır: “Mehmed Emîn Efendinin her ay on beş kuruşluk geliri vardı. Bunu alıp her ay huzûruna getirirdim. Koynunda bezden bir kese vardı. Keseyi çıkarmadan ağzını açar, ben de parayı içine kordum. Bundan başka o keseye hiç para konmadığı hâlde her ay o keseden iki-üç yüz kuruştan fazla para sarfeder, fakirlere saymadan sadaka dağıtırdı. Ben buna defâlarca şâhid olmuştum... Kese artık eskimişti! Bir gün, ‘kese eskidi değiştirelim’ buyurup, çıkarıp bana verdi. İçinde yedi-sekiz kuruş kadar para vardı. Bunları yeni bir keseye koyup verdim. Eski kesenin içine de beş kuruş koyup bana verdi. Ay başına on beş gün vardı. O ayda koynundaki keseden yüz elli kuruş para sarfolundu. Ben buna hayret ederdim. Arkadaşlarımızdan da çoğu bunu bildikleri hâlde, aslâ kendisine soramazdık ve ifşâ etmezdik...” Mehmed Emîn Efendi, hâl ve şânlarını halktan son derece gizler, talebelerini de bu tarzda yetiştirirdi... Tatar Ahmed Efendi, 1743 senesinde vefât etmişti. Fetvâ makâmında bulunan eski Şeyhülislâm Seyyid Mustafa Efendi, Tatar Ahmed Efendiden boşalan dergâha, Mehmed Emîn Efendiyi tâyin ettirdiler. Berât-ı şerîfi de, kendi mektupçuları Hamzazâde Abdullah Efendi ile gönderdiler. Bunun üzerine Mehmed Emîn Efendi, büyük bir üzüntü içinde doğru Şeyhülislâm efendinin huzûruna gidip; “Efendim, mâlûmunuz ben meşîhat erbâbından değilim. İnâyet buyurun, şeyhlere âit alâmetlerden ne nişânım varsa, müstehak olmadığım hâlde tevcih etmişlerdir. Boşalan bir medrese varsa beni oraya müderris tâyin etmeyi ihsân buyurunuz” gibi özür beyân ederek, o dergâha gitmek istemedi. Mızrak çuvala sığmaz! Şeyhülislâm Mustafa Efendi ise; “Emîn Efendi kardeşim, biz sizi biliriz ve pîrdaşımızsınız. Ömürlerimiz sonuna yaklaştı, hâlinizi gizliyorsunuz. Mızrak çuvala sığmaz, gizlenme konağını geçeli otuz yıl oldu. Fayda yoktur, tevcih (tâyin) pâdişâhındır. Kabûl etmeniz lâzım. Kabûl etmemek, ülü’l-emre itâat etmemek demek olur” deyince; “Efendim; evimde oturmak şartıyla kabûl ederim. Böylece müsâade buyurulur ise emir sizindir” diye berâtı kabûl etti. Sonra ağlayarak Şeyhülislâmla vedâlaştı. Gerçekten tekkeye taşınmayıp, talebelerle “ev”den ilgilendiler... Mübarek, şimdi de “kabir”den ilgileniyor. İstanbul-Zeyrek Yokuşundaki kabrine uğrayıp bir fatiha okuyanlar, muradına kavuşuyor...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT