BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > ‘Bor’da fiyat yüksek (ESİR MADENLERİMİZ)

‘Bor’da fiyat yüksek (ESİR MADENLERİMİZ)

Türkiye’nin, bir numaralı bor rezervine sahip ülke olduğu bütün dünya tarafından bilinmiş olmasına rağmen, bir milyar 300 milyon dolarlık ‘pazar payı’ndan 200-250 milyon dolar (yüzde 20) alması üzücü. Diğer ülkelerde bulunan yüzde 30’luk bor rezervi bile bütün dünyaya yüz yıl yetecek durumda.



> Faruk Çelik - Harun Yerebakan - Taner Özlen - Türkiye’nin, bir numaralı bor rezervine sahip ülke olduğu bütün dünya tarafından bilinmiş olmasına rağmen, bir milyar 300 milyon dolarlık ‘pazar payı’ndan 200-250 milyon dolar (yüzde 20) alması üzücü. Diğer ülkelerde bulunan yüzde 30’luk bor rezervi bile bütün dünyaya yüz yıl yetecek durumda. Talebi karşılamada bir sıkıntı çekilmemiş olmasına karşılık borun, ‘Türkiye’nin kurtarıcısı’ olarak gösterilmesinin çok yersiz olduğunu söyleyen Prof. Dr. Güven Önal, “Bu gibi laflar spekülasyondur. Öteki 150 dolara satarken, biz de onu 100 dolara satarsak, diğer ülkeler de mecburen bizden alacak. Böyle de kâr etmiş oluruz” dedi. Dünya ülkeleri, yer altı zenginliklerini ülke ekonomisine katmak için özel çaba veriyor. Onlar stratejiler ve senaryolar hazırlarken, ülkemiz maalesef, madencilik sektörüne verdiği ‘önemle’ bu oluşumun içinde görünmüyor. Böyle davranmayan birçok ülke, ekonomik problemlerle boğuşmaktan kendini kurtaramıyor. Bir kıtanın kaynakları kadar çeşitli ve büyük olan Türkiye’nin maden kaynaklarında, bor, mermer, kömür, krom, trona, manyezit, altın, gümüş v.s gibi önemli potansiyele sahip. Ülkemizde şu anda ‘bilinen rezerv’in 2.5 trilyon dolara yakın bulunan maden varlığının en iyi şekilde değerlendirilmesi ile hem sanayinin ham ve ara madde ihtiyacı karşılanacak, hem entegre tesisler ile uç ürünlerin üretimi sağlanacak, hem de kırsal kesimde yapılacak yatırımlarla iç göç önlenmiş olacak. Ulusal ‘bor’ buluşması Ülkemizde yıllar yılı suskun kalan bilim adamları nedendir bilinmez, bir anda ‘bor’u Türkiye’nin kurtarıcısı şeklinde göstererek adeta ayağa kalktılar. Bunun neticesinde Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü kuruldu. Şimdi de Enstitü, Eti Maden İşletmeleri öncülüğünde, Türkiye’de ilk kez düzenlenerek 1. Ulusal Bor Çalıştayı, yarın Ankara’da toplanacak. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nda (TAEK) yapılacak çalıştaya çok sayıda yerli ve yabancı sektör yetkilisinin katılması bekleniyor. Sanayinin tuzu Bir çok alanda kullanılan bir maden olduğu için ‘sanayinin tuzu’ olarak tabir edilen borda Türkiye’nin bir milyar 300 milyon dolarlık dünya pazarındaki payı 2004 yılı rakamları ile 250 milyon dolar. 250-300 alanda kullanılan ‘bor’da Eti Holding’in bu yılki hedefi 350 milyon dolar. Türkiye’de bor, Bandırma, Bigadiç, Kırka (Eskişehir), Emet ve Kestelek’te (Bursa) üretiliyor. Dünya rezervinin yüzde 70’i bizde olan ‘bor’daki pazar payımızın en azından yüzde 50’sine sahip olmamız gerekiyor. Ama bizim ‘bor’u dünyanın üretim maliyetinin dörtte bir fiyatına mal ederken, dünyanın satış fiyatının yüzde 50’sini aşan fiyatla daha pahalıya sattığımız gerçeği de unutulmamalı. Dünya ‘bor’u, maliyetinin yarısının üzerine kâr koyarak satarken, biz maliyetin üzerine 8-10 kat (yüzde 800-1000) kâr koyarak satmamız, pazar payını daraltıyor. Rezervin çokluğundan ziyade, pazar payını genişletmek, fiyat politikasının gözden geçirilerek aşağıya çekmek yapılacak en önemli iş olarak görünüyor. Uç ürünlerle pazar genişler Dünyada en çok izolasyon sektöründe kullanılan ‘bor’u, ABD’de kullanım oranı yüzde 60. Dünya genelinde bor, yüzde 43 cam endüstrisinde, yüzde 17 deterjan sanayiinde, yüzde 12 seramik ve yüzde 5 gübre sektöründe tüketiliyor. Borun uç ürünlerinde dünya pazarında büyük bir rekabetin olduğunu belirten İTÜ Maden Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Güven Önal, bu uç ürünleri üreten dünyada 2-3 ülkenin bulunduğunu ve bunların da 50 yıldır ürettiğini hatırlattı. Prof. Dr. Önal, “Stratejik maden değil de büyük ülkelerin stratejik stokları oluyor. Nükleer olarak düşünürsek Türkiye’de uranyum ve toryum var. Toryum daha çok, uranyum daha az. Toryum doğrudan nükleer yakıtı değil. Toryumdan üretilen kıvanyum izotopu nükleer yakıt olabilir. O da pahalı olduğu için kimse kullanmıyor. Bizdeki toryum söylemleri de yaygara. Uranyum rezervimiz fosfatlardaki de dahil olmak üzere 1000 megavatlık nükleer santrali çalıştırır. Şu an için daha fazla yok” şeklinde konuştu. Madenciliğe ilgi artıyor Madende özel sektör istenilen seviyede değil. Özel sektör, kaynak olmayınca, kendi cebinden parayla bu gibi işlere pek yatırım yapmıyor. Çok azını veriyor, gerisini kredi alıyor. Dünya kredi kaynaklarını turizme, otomotiv sanayine ve tekstile açıyor, ancak madenciliğe kimsenin kredi vermemesi dikkat çekici. Bankalardan, maden kaynağını ipotek ederek kimsenin kredi bile alamayacağını belirten Prof. Önal, “Devlet madenciliği de, 1980’lerden sonra ‘özelleşme’ diyerek yatırım yampılmadığı için durdu. Şu anda madencilikte bir kıpırdanma var. Çünkü diğer alanlarda kâr oranları düştü. Madencilikte kâr oranları daha yüksek. Ki, metal oranları yüksekse bazen bu kâr oranları yüzde 100-200’ü hatta 300’ü buluyor. Sermaye, kârı düştüğü zaman kârı yüksek alanlara doğru gider. Yeni maden yasası ile Türkiye’de madenciliğe karşı bir eğilim de başladı. Kısaca, ömür biter maden bitmez.” dedi. Geleceğin petrolü Enerjide yeni bir buluş olmayan borun en büyük özelliği, enerji hammaddesi değil, hidrojen tutucu olmasıdır. Ki bu da 1940’lı yıllardan beri biliniyor. Şimdi hidrojen tutucu olarak daha ucuz daha ekonomik maddeler kullanılıyor. Bor, dünyada artık hidrojen enerjisi ile birlikte anılıyor. Petrol ile doğalgazın yaklaşık 50 yıl sonra tükeneceği ve yerine borun geçeceği şeklinde yorumlar yapılmaya başlandığı için bor hidrüre ‘geleceğin petrolü’ gözü ile bakılıyor. Henüz enerjide ‘bor’un kullanılmasının sözkonusu olmadığını belirten Prof. Önal şunları söyledi: “Belki 50-100 yıl sonra olur. Bugün için bunların hepsi hayal ürünü. Bunu da körüklüyorlar. Türkiye’de oldukça yüksek tenörlü (içindeki bor oranları fazla) onun için üretim maliyetleri düşük. Dünya pazarında her türlü fiyata müsait. Biz fiatı düşürürsek ‘bor’un birçok alanda kullanım oranı artar. Türkiye’nin bir strateji çizmesi ve buna da sağlıklı karar vermesi lazım. Özel sektörle pazarlama konularında işbirliği yapılmalı. En büyük rezerv yüzde 70, en büyük üretim yüzde 35, pazar payımız ise yüzde18-20’lerde, olacak gibi değil” dedi. Borda fırtına kopartılıyor Dünya, ‘bor’u 150 dolara satarken, pazar payını genişletmek için 100 dolara satmamız gerektiğini belirten İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof.Dr. Güven Önal, “Bu şekilde daha fazla üretip daha fazla satarak pazarın yarısına sahip olabiliriz. Bu şekilde yılda 600-650 milyon dolar sadece ‘bor’dan kazanabiliriz. Bu da dünya bor pazarının yarısı demektir. Bu şekilde bile kâr ederek satıyorsunuz. O zaman insanlar ekonominin kuralları karşısında fazla duramaz ve mecburen sizden alır. ‘Bor Türkiye’nin borcunu öder’ gibi laflar ise spekülasyondur. Talep edildiği kadar üretiliyor. Talep karşılanmasaydı o zaman bağırmanın manası olurdu” dedi.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 90431
    % 0.77
  • 4.8335
    % -0.04
  • 5.6724
    % 0.22
  • 6.4047
    % -0.15
  • 193.377
    % -0.01
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT