BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bakırda S.O.S altına özgürlük / ESİR MADENLERİMİZ /

Bakırda S.O.S altına özgürlük / ESİR MADENLERİMİZ /

İNSANLIK tarihinin başlangıcından günümüze süs eşyası ve para olarak kullanılagelen altın; günümüzde kolay işlenebilirliği, aşınmaması, elektriği ve ısıyı kolay iletmesi gibi üstün özellikleriyle artık elektronik, iletişim, lazer, optik, havacılık ve ilaç sanayilerinde giderek daha çok kullanılıyor.



*** Altın çıkarmada neredeyse durma noktasına gelen Türkiye, 2004 yılında 3 milyar dolar tutarında 250 ton, 1980-2004 (24 yıl) yılları arasında ise 2 bin 750 ton altın ithal ederek 31 milyar dolar ödedi. *** Ülkemizde yıllardan beri üretimi gerçekleştirilen bakır, artık S.O.S vermeye başladı. Eti Bakır Küre Tesisleri İşletme Müdürü Ahmet Tezcan, bilinen rezervlerin 5-10 yıl kadar daha yetecek durumda olduğunu söyledi. İNSANLIK tarihinin başlangıcından günümüze süs eşyası ve para olarak kullanılagelen altın; günümüzde kolay işlenebilirliği, aşınmaması, elektriği ve ısıyı kolay iletmesi gibi üstün özellikleriyle artık elektronik, iletişim, lazer, optik, havacılık ve ilaç sanayilerinde giderek daha çok kullanılıyor. Yazılı ve arkeolojik bulgulara göre, Anadolu’da Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde altın madeni işletildiği biliniyor. Ancak bugün Türkiye’de yalnız 1987’den beri üretim yapan bir gümüş madeni ile 2001 yılında üretime başlayan fakat bazı sebeplerle durdurulan, geçtiğimiz günlerde verilen mahkeme kararıyla da artık önünde engel kalmayan Ovacık (Bergama) altın madeni bulunuyor. Buna karşılık, Türkiye dünyanın en büyük altın işleme ve tüketim pazarlarından biri. Yıllık altın ithalatı 200-250 ton civarında. Ki bunun maddi karşılığı 3 milyar dolar. Altında 17 yabancıdan sadece 3’ü kaldı Türkiye’de ilk madencilik kurumu 1933’de kurulmuş olan Altın Arama ve İşletme İdaresi’dir. Zaman içinde MTA’ya devredilen arama faaliyetleri neticesinde istenilen sonuca ulaşılamadı. 1985 yılında yabancı sermayeli şirketlere tanınan imkan neticesinde 17 yabancı firma altın aramaları için Türkiye’ye geldi. Ancak, 90’lı yılların sonunda sadece üç tanesi kaldı. Kalanlardan Normandy Madencilik Bergama-Ovacık’ta yatırımlarını tamamlarken, diğerleri ise işletme yatırımlarını askıya aldı. Ovacık Altın Madeni’nin Mayıs 2001’de deneme üretimine başlaması üzerine, Türkiye’de altın aramaları ve yatırımları yeniden başladı. Halen 9 şirket, altın arama ve yatırım çalışmalarını sürdürüyor. Pomza madencilik şirketi Manisa-Sart Mustafa’da ve Tüprag madencilik şirketi de Uşak-Kışladağ’daki altın madeni inşası için yatırıma başladı. Türkiye’nin altın rezervi Daha önceleri ‘Türkiye’de ekonomik olarak işletilebilir altın rezervi yok’ denilirken, yabancı sermayeli şirketlerin başlattığı arama çalışmaları sonucunda bulunan altın rezervi ilk kez, 1994 yılında toplam 46 ton olarak açıklandı. Altın madenciliğine yapılan yatırımlar sonucunda bilinen işletilebilir altın rezervi, 2004 yılı itibariyle, yaklaşık 12 kat artarak 600 ton oldu. 37 milyar dolar gelir... Bilinen altın rezervimizin işletilmesi durumunda ülkeye 8 milyar 800 milyon dolar ihracat geliri, 37 milyar dolar ülke ekonomisine katma değer, bir milyar dolar yatırım tutarı, bin 750 kişi doğrudan olmak üzere 28 bin 350 kişiye dolaylı istihdam sağlayacağı tahmin ediliyor. Yapılan bilimsel çalışma sonucunda, ülkemizin altın potansiyelinin 6 bin 500 ton olabileceği kaydedildi. Son iki yıl içerisinde, dünya altın madenleri sıralamasında ilk ona girebilecek büyüklükte iki altın yatağının ülkemizde bulunması bu çalışmanın doğruluğunu gösterdi. Bu potansiyelin ortaya konabilmesi için 8 milyar dolar arama yatırımı yapılması gerektiğini belirten uzmanlar, bunun maddi değerinin 94 milyar dolar olacağını kaydederek, “Ülke ekonomisinde meydana getireceği katma değer toplamını 395 milyar dolar tahmin ediyoruz” diyor. Mayıs 2001’de işletmeye alınmış olan Ovacık Altın Madeni’nde, 2004 Temmuz sonu itibariyle, yaklaşık olarak 14 ton altın ve 14 ton gümüş üretilerek 154 milyon dolar ihracat geliri elde edildiği belirtildi. Siyanürde risk yok ama... Siyanür liç yöntemi 120 yılı aşkın bir süredir altın-gümüş üretiminde kullanılıyor. Yapılan araştırmalarda bu süreçte, siyanür yönteminin kullanılması sebebiyle ölümle sonuçlanan herhangi bir kazanın meydana gelmediği kaydedildi. 875 altın ve gümüş madeni bulunan dünyada, üretilen altının yüzde 90’ı siyanür liç yöntemiyle elde ediliyor. Ayrıca madencilik dışında, plastik, tekstil, galvaniz, metal işleme, vb. birçok sanayi dalında da siyanür kullanılıyor. Uzmanlar, tedbir alındıktan sonra siyanürdeki riskin, evdeki doğalgaz veya tüpgaz riskinden çok daha az olduğunu belirterek, “Ovacık’taki maden dünyada riski sıfır mertebesinde olan bir maden. Siyanür, işi bittikten sonra atık barajına doğrudan atılmıyor, bir sistemden geçerek bir miligrama iniyor. Ondan sonra atık barajına gittiği için toprağa karışması mümkün değil. Bir miligram siyanür birçok ülkede içme suyu standardı demektir. Ancak bir grup tarafından başlatılan karalama kampanyası sonucunda amaç, diğer stratejik madenlerimizde olduğu gibi, yeraltındaki altın potansiyelimizin ülke ekonomisine kazandırılmasına engel olunmak” diye yorumluyor. Altında halk aydınlatılmıyor İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Kahriman, altın konusunda uzmanların Türkiye’yi Kaliforniya’ya benzeterek, “Orada altın varsa bizde de var diyorlar, doğrudur. Türkiye’de değeri 70-75 milyar dolar olan 6 bin 500 ton altın potansiyeli ve bunu çıkarabilecek yeterli teknoloji ve uzmanımız var. Yılda 80-100 ton altını imkanlarımızla üretebilecek durumdayız. Madenciliğin toplumsal ve çevresel boyutunda duyarlı olup halkı bilinçlendirmelisiniz.” dedi. Doğal kaynaklarını tüketip sanayileşmesini tamamlayan AB’nin, yeni kaynaklar için bize ihtiyacı olduğuna temas eden Kahriman, “Bizim ortaya tam koyamadığımız maden varlığımız var. Bu sebeple bizi bünyelerine katmak mecburiyetindedirler. Bu madenleri ortaya çıkarıp pazarlamamız lazım. Devletin tek başına bunu yapma şansı olmadığına göre, müteşebbisler teşvik edilmeli. Kontrollü olarak da yabancı sermayenin Türkiye’ye girmesine izin verilmelidir” şeklinde konuştu. ‘Acı son’a geldik Ülkemizde bakır üretimine 1812 yılında başlansa da, insanlık tarihindeki mazisi çok eski çağlara dayanır. Günlük hayatta süs eşyası, silah, el sanatları gibi alanlarda kullanılan bakır, medeniyet ilerledikçe daha çok ihtiyaç duyulur hale geldi. İletkenliği ile elektrik ve elektronik sektöründe, ısı iletkenliği ile soğutma sistemlerinde, paslanmaz özelliğiyle kaplama sektöründe aranan maden olan bakırın, kaynak işlerinde, metalürjide ve bronz üretiminde de önemli yeri bulunuyor. 5-10 yıl daha... Dünya’da bilinen bakır rezervlerinin 60 yıl kadar talebi karşılayacak durumda olduğunu söyleyen Eti Bakır Küre Tesisleri İşletme Müdürü Ahmet Tezcan, Türkiye’nin de takriben bilinen bakır rezervlerinin 5-10 yıla kadar yetebileceğini belirterek, “Çok acil yeni rezerv alanlarının tesbit edilmesi gerekir. Aksi takdirde bakırda ‘acı son’a geldik diyebiliriz. Küre’de bilinen rezervlerden çıkacak metal miktarı takriben 66 bin ton civarında. Hepsini tam kapasite ile çıkarmaya kalksak çok kısa sürede tüketiriz. Ancak yeni rezervlerin bulunamaması halinde tamamen ithale dayalı bir sektör olacak” şeklinde konuştu. Ahmet Tezcan, bakır da dahil bütün maden sektörünün ortak sıkıntısının yetersiz sermaye ve mevzuatın yerine tam oturmamış olduğunu belirterek, “Eti Bakır, bir yıl önce özel şirkete geçti ancak aynı isimle üretime devam ediyor. Şirketimiz bu yıl içerisinde arama faaliyetlerine başlayacak ve muhtemel rezervler konusunda oldukça ümitliyiz. Tesiste çalışan 325 kişi ile şu anda ürettiğimiz yıllık 60-70 bin ton. Yüzde 20 bakır içerikli konsantrelerimizden Samsun’daki tesislerimizde 11 bin 500-12 bin 500 ton arasında yüzde 99.6 içerikli metal bakır üretilmektedir. Bu da Türkiye ihtiyacının takriben yüzde 7-8’ini karşılıyor” dedi. Murgul en fazla bir yıl üretebilir İşletme Müdürü Tezcan, tüketimin yaklaşık 6’da birinin ülkemizde üretilmekte olduğunu, bunun da ihtiyacımızın yaklaşık yüzde 25-30’unu karşıladığını, kalan kısmın ithal edildiğini söyledi. Tezcan, ülkemizde şu anda en çok bakır üretiminin Çayeli Bakır, ondan sonra da tesislerinde üretilmekte olduğunu kaydederek, “Karadeniz Bakır İşletmeleri’nin Murgul’daki tesislerinde bugüne kadar 630 bin ton metal bakır üretildi. Ancak burada en çok bir yıl daha yetecek rezervleri var. Gelecekte üretime açılacak olan Siirt Madenköy tesislerinin ise oldukça büyük rezervi bulunuyor. Ancak onun da bazı teknolojik problemleri var. Lahanos, Yomra, Harköy, Koyulhisar, Zamantı ve Ergani sahalarında ise üretim özel ve yabancı şirketler tarafından sürdürülüyor” dedi. Türkiye ‘altın’ kazandı Mart ayının başında Normandy Madencilik şirketini satın alan Koza, yüzde yüz bir Türk şirketi olarak ilk kez altın üretimine girerek Türkiye’de altın madenciliğinde yeni bir sayfa açtı. Danıştay, Haziran 2004’te, tesise verilen izin prosedüründe eksiklik olduğu gerekçesiyle yeni bir ÇED raporu hazırlandıktan sonra izinlerin tamamlanmasına karar vermiş ve bu karar doğrultusunda madende üretim faaliyetini durdurmuştu. Şirket, yeni ÇED iznini aldıktan sonra diğer izinleri de tamamlayarak açılma ruhsatı almak üzere başlattığı işlemleri bitirdi. Koza yetkilileri, geçtiğimiz hafta, İzmir Bölge İdare Mahkemesi, Ovacık Altın Madeni hakkında daha önce verilen ‘işletmenin durdurulması’ kararını kaldırdığını ve önümüzdeki ay üretime başlayabileceklerini söyledi. > Faruk Çelik / > Harun Yerebakan / > Taner Özlen
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT