BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İsviçre... Boyundan büyük işler?

İsviçre... Boyundan büyük işler?

Zengin ve şımarık küçük bir ülke... İsviçre! Bugüne kadar “TARAFSIZ ÜLKE” pozisyonunu koruyan; bu sayede husumetlerden, savaşlardan uzak kalabilen, işgal felaketlerine uğramaktan kurtulan, böylece de diğer pek çok Avrupa ülkelerine nazaran hızla ve müthiş zenginleşen bir ülke İsviçre...



Zengin ve şımarık küçük bir ülke... İsviçre! Bugüne kadar “TARAFSIZ ÜLKE” pozisyonunu koruyan; bu sayede husumetlerden, savaşlardan uzak kalabilen, işgal felaketlerine uğramaktan kurtulan, böylece de diğer pek çok Avrupa ülkelerine nazaran hızla ve müthiş zenginleşen bir ülke İsviçre... “Sırdaş banka hesapları”nın ketum bekçisi ve “kara para” aklamada lider ülke. Birçok Afrika, Asya ve Latin Amerika ülkesini demir yumrukla yöneten diktatörlerin servetleriyle, yani fakir halkların alın teri ve kanı pahasına kazanılmış(!) kirli sermaye ile semiren ülke. Ama çok, hem de çok çok zengin!.. Öylesine bir zenginlik ki, fert başına milli geliri 50 (yazıyla elli) bin Dolar mertebelerinde. Peki bu zenginlik, ülke insanlarına mutluluk getiriyor mu? İşte orası hayli tartışmalı... Her 30-40 saniyede bir, kişye özel uçakların inip kalktığı Zürih kentindeki Leman gölünün kenarında biraz dolaşanlar; kendi kendine veya köpekleriyle konuşan asık suratlı, mutsuz insanları mutlaka fark etmiştir! Dünyanın en zengin (Bazıları parasını nereye harcayacağını bilemeyecek kadar zengin...) insanlarını ve en kabarık euro-dolar hesaplarını barındıran bu kent, yani Zürih; aynı zamanda en fazla akıl hastasının yaşadığı bir şehir. Bilhassa ev hapsine mahkum akıl hastaları... Onun için haftada bir gün, yanlış hatırlamıyorsam Perşembe günleri, bu şehirde marketler geç saatlere kadar açık tutulur. Çünkü haftada yalnızca bir gün dışarıya çıkma izni olan, psikolojik yönden rahatsız ev mahkumu hastalar; o gün alış veriş yapıp bir haftalık ihtiyaçlarını temin ederler ve yine tam bir hafta boyunca evlerine kapanıp öylece yaşamaya çalışırlar!.. İşte size, çoğu kimsenin imrendiği ve dünyanın “en müreffeh ülkesi” denilen İsviçre’den bir kesit. Durup dururken bunları niye yazdım?! Sebebi İsviçre’nin boyundan büyük işlere kalkışmış olması... Ermeni soykırımı yoktur diyen bir bilim adamını, Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nu; hakkında sözümona soruşturma başlatarak taciz etmeye kalkıştığı için. Şu çifte standart’a, ikiyüzlülüğe bakın!.. Ne tarihi olarak bilimsel yönden, ne de hukuki açıdan doğruluğu ispat edilememiş bir iddia hakkında, bir bilim adamı aksi yönde görüş beyan etti diye mahkum etmeye kalkışmak... Bu mudur bilimsel düşünce özgürlüğü, bu mudur tarafsızlık ve objektiflik? Ama önemli değil. İsviçre zengin ama yine de küçük bir ülke. Sekiz milyon civarındaki nüfusuyla İstanbul’un ancak yarısı eder! Biraz gülesiniz diye uçuk-kaçık bir şey söyleyeyim; Diyelim ki, Avrupa ülkelerinde yaşayan birkaç bin Türk İsviçre’ye gidip, Prof. Halaçoğlu gibi haykırdılar: ERMENİ SOYKIRIMI YOKTUR!.. Sizce İsviçre’nin hali ne olur?! Hepsini tutuklayabilirler mi sizce?! Yani demek istiyorum ki, İsviçre boyundan büyük işlere kalkışıyor. Ama önemli değil. Suçu kesin hukuki delillerle sabit olan bir katili, bit terör örgütü mensubunu, yani Fehriye Erdal’ı yıllardır ülkesinde barındırarak ve koruyarak açıkça suçluya yataklık yapan Belçika da, İsviçre’nin ardından gidiyor. Bakalım onun gücü neye yetecek? Zenginlik her şey değil, akıl ve mantık da gerekli...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT