BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Şu kan davası olmasa!..”

“Şu kan davası olmasa!..”

Kalın siyah kaşları vardı Reşat’ın. Köşeli yüzü yıllardır yaşadığı korkuları belli edercesine gergindi.



Satış yapmanın verdiği coşkuyla bağırdı: - Çocuğunu sevindir, her şey var burada... Kalın siyah kaşları vardı Reşat’ın. Köşeli yüzü yıllardır yaşadığı korkuları belli edercesine gergindi. Bakışları hep şüphe doluydu. Uzun boylu, geniş omuzluydu. Kahverengi küçük gözleri kaşlarının altında kaybolmuş gibiydi. Yanaklarına doğru sarkan siyah bıyıkları ilk bakışta ürkütücü bir hava veriyordu yüzüne. Biçimli, ince dudakları vardı... Karnının iyice acıktığını fark etti. Seher’in koyduğu sefertasını açtı. Çökelekli domates salatası, üç tane de biber dolmasından oluşan yemeğini tezgahının arkasında usulca yedi. Karnı doyunca düzenli bir şekilde topladı sefertasını. Yan komşusundan bir sigara istedi. Yemek üzerine iyi giderdi. Öğlen güneşi bunaltıyordu insanı. Pazar yeri iyice kalabalıklaşmıştı. - Haydi hayırlısı, satışımız inşallah bol olur... diye mırıldandı kendi kendine. * * * Seher elini beline dayayarak doğruldu. Elindeki süpürgeyi merdiven kenarına kuvvetlice vurduktan sonra duvara dayadı. Musluğu açıp bahçeyi sulamaya başladı. Akşam ezanı okunmuştu. Neredeyse gelirdi Reşat. Bütün gün öğleden sonra yemek yapmıştı. Patlıcan kızartmış, bir de taze börülce pişirmişti. Tunceli’deyken bilmezlerdi börülceyi falan. Buraya geldiklerinde öğrenmişlerdi. Hortumu katlayıp duvardaki çivisine astıktan sonra içeriye doğru seslendi: - Şehnaz, kızım! Haydi sofrayı getir yavaş yavaş. Birazdan gelir baban. Kaşlarını çatarak bahçe kapısına doğru baktı, kendi kendine söylendi: - Bu oğlan nerede şimdi? Gene yok ortalıkta... Reşat’la evlenmek için kavilleştikleri zaman daha on yedisindeydi. O zaman daha zayıftı Reşat. Askerden yeni gelmişti. Boylu poslu, geniş omuzlu, civan gibi bir delikanlıydı. Pencerenin arkasından izlerdi onun kuvvetli adımlarla kapının önünden geçişini. Daha önceleri, henüz çocukken birlikte oynarlar, kimse de bir şey demezdi. Ama büyüyüp erişkin oldukları zaman Seher’in anası yasaklamıştı konuşmasını Reşat’la. Köy yerinde öyle şeyler olmazdı. İsyan etmişti genç kız anasına o zaman: - Benim arkadaşım Reşat, neden konuşmayacakmışım? - Erkekten arkadaş olmaz, üzerime laf mı getireceksin benim? Baban duymasın, keser seni de beni de... Komşu kızı Hatice’nin yardımıyla köyün çıkışındaki çeşmenin başında buluşmuştu gizlice genç adamla Seher. İki üç sefer bu kaçamaklar sürmüş, sonunda kavilleşmişlerdi. Reşat babasına meseleyi açtığı zaman Ökkeş dikkatle dinlemiş, gürültülü bir şekilde boğazını temizledikten sonra saklayamadığı bir keyifle karısına seslenmişti: - Bak Güllü... Reşat Hüseyin’in kızını ister. Şu bizim Seher’i. Güllü her zamanki sakinliğiyle boyun bükmüştü: - Hayırlısıysa olur Ökkeş efendi. Arayı uzatmadan gidip istemişlerdi genç kızı. Fazla direnmedi Hüseyin... Verdi kızı. Mutluydu Seher. Reşat iyi bir adamdı. Köydeki diğer erkeklere benzemiyordu. Askerliğini İstanbul’da yapmıştı. Seher’in en hoşuna giden şeydi kocasının askerlik hatıralarını dinlemek. Hep derdi Reşat: - Çok param olunca seni İstanbul’a götüreceğim Seher. Bir güzel gezdireceğim. Bir gör hele, koca koca camiler, minareleri gökyüzüne yakın neredeyse, arabalar, Bir de balık ekmek yedireceğim sana köprü altında. Tadına doyulmuyor! Bir de başlarında karasaban gibi dolaşan şu kan davası olmasa.... Reşat hep sakinleştirmeye çalışıyordu karısını: - Artık bu kadar zaman geçti aradan, korkma. Bir şey olmaz. Unuttu gitti her iki tarafta bu kini. İnce bir kadındı Seher. Kumral, düz saçlı, soluk yüzlü, zayıf bir yapısı vardı. Ela gözleri hep anlamlı bakardı. Dudaklarının kenarlarında çizgiler oluşmuştu son bir, iki senedir. Kendi ailesinden kimsesi kalmamıştı. Evlendikten iki sene sonra ölmüştü anne ve babası peş peşe. Zaten tek çocuktu. Aslında üç kardeşi daha olmuştu kendinden sonra ama hiçbiri yaşamamıştı. DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 94831
    % -0.62
  • 5.776
    % -0.25
  • 6.5746
    % -0.08
  • 7.3372
    % -0.24
  • 262.412
    % -1.06
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT