BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Temel’in yeri

Temel’in yeri

Temel, Dursun’la hayal kuruyor; “-Dursun bir zengin olsaydım yılda altı ayı Kanarya Adaları’nda, altı ayı San Francisco’da, altı ayı da Cannes’da geçirirdim...” -Ne yaptın Temel, on sekiz ay oldu... “-Eee, para nelere muktedir değil ki!..”



Temel, Dursun’la hayal kuruyor; “-Dursun bir zengin olsaydım yılda altı ayı Kanarya Adaları’nda, altı ayı San Francisco’da, altı ayı da Cannes’da geçirirdim...” -Ne yaptın Temel, on sekiz ay oldu... “-Eee, para nelere muktedir değil ki!..” SÖZ’ün gelimi... Sizin tebriğinizle, sizin bayramınızı tebrik ediyorum; Ömrünüzün her anının bayram neşesi ile geçmesi, Her bayramda sevenlerinizin ve sevdiklerinizin kat kat artar olması, Sevdiklerinizin gözlerinde bayramı görmeniz, Sevenlerinizin yüreklerinde bayram heyecanını duymanız Dünya ömrünüzün son noktasında sevenleriniz yasta iken; Size bayram günü olması dileklerimle... (...Dünyadan) bizimkiler (...Erzurum’dan Dursun abi bombaları) Hastanede kanlar içindeki adamı sedyede görüp, şöyle der; “-Ambu herif hastaya benzir...” *** Mağazada bayramlık elbise bakarken, en çok kenarda dikilen cansız mankenin üzerindeki takımı beğenir... Eliyle kumaşını yoklarken, cansız manken (!) ters ters bakarak oradan uzaklaşır... *** Birkaç gün önce vereceği iftar için ekmek almaya çıkar... 15 misafire 60 ekmek alıp döner... kadınlar& erkekler > (...Bayan şoför andı... Ahmet Cüneyt Kulak’tan) - Kontağı çevirir çevirmez trafikte, kurt dalmış koyun sürüsü benzeri bir etki oluşturacağıma... - Takip mesafesi kısaldıkça ön cama yapışacağıma, saç topuzum bozulmasın diye geri giderken bile mümkün mertebe kafayı döndürmeyeceğime... - Aramızda bir fırkateyn geçecek kadar yer olsa da, diğer araca uzun bir korna çalarak çekilmesini, yaklaşmamasını, yanaşmamasını talep edeceğime... - Park yerinde, görevliyi gel, toplaaa, huoop sağ yap sağ yap...tekrarlarıyla delirtip en sonunda “Abla kalsın, öyle bırrraak” dedirteceğime... - Tek başıma park etme durumunda, kırk ve üzeri manevra yapacağıma, en imkansız kombinasyonları deneyeceğime, yine de gerisi dışarıda, arka lastik kaldırımda tarzı modern yaklaşımlar sunacağıma... - Belediye otobüsleri, dolmuşların arkasından gidip onların durduğu her durakta onlarla birlikte bekleyeceğime ve Akmıyo bu trafik ayol diye sızlanacağıma... - Yokuşlarda aracı kaydıracağıma, ter ve göz yuvalarımı büyüterek daha da elimi ayağıma karıştıracağıma, nasıl olsa arkadan vuran 8’de 8 suçlu düşüncesiyle rahatlayacağıma, kalkarken stop etmesin diye köküne kadar gaza yüklenip pati yapacağıma... - Kullanılan aracın zarar görmesi halinde eşe, babaya, polise “Napıyım yaaa, frene basamadım işte” diyeceğime, hatta “Benden kıymetli mi” tribiyle küseceğime and içerim... S.Ö.Z. der ki; “-Annelerin saygıyı hak etmek için başka bir şey olmalarına gerek yoktur...” (...Âdeta yaşlıların kalbini çaldığı müthiş S.Ö.Z.leri) *iğnelik... > BARIŞALIM Açtıksa aramızı, Sulhu aralayalım... Ayrılık yaramızı, Sarıp sarmalayalım! Bu coğrafya mihenktir, Huzûrun göstergesi... Bütün cihana denktir, Dinlenmelidir sesi! İnsanlık yarışında, Doldurulmaz yerimiz... Bölgenin barışında, Seldir alın terimiz! > (...Sefa Koyuncu) tebeşir tozu “-Çalışmak, uçup gidebilecek bir alışkanlıktır... Bırakması kolay, yeniden başlaması zor bir alışkanlıktır...” (Victor Hugo) kritik “-Yolsuzluk konusunda siyasi parti farkı gözetmem. Hangi partiden olursa olsun üzerine giderim. Yolsuzluğu kim yapmış olursa olsun, benim için fark etmez...” (...Deniz Baykal) Hoca Nasreddin bir gün! Kendisi zarar verdi Kumandan, erlerine, Ok talimi yaptırır. Yanında çok sevdiği, Hoca merhum da vardır. ... Çıkarır o meydana, Erin bir tanesini. Der: (Ölçmek istiyorum, Senin cesaretini.) ... Emreder bir ere de: (Bir ok fırlat sen şuna. Elbisesini delsin, Değmesin vücuduna.) ... Bu emir üzerine, Fırlatır oku o er. Askerin ceketini, Sağ kol altından deler. ... Sonra ikinci oku, Çekip fırlattığı an, Ok deler ceketini, Sol koltuğu altından. ... Sonra üçüncü oku, Fırlattığında o er, Askerin başlığını, Delip geçer bu sefer. ... Bütün bu tehlikeli, Tecrübelere rağmen, Asker, bir milim bile, Kımıldamaz yerinden. ... Kumandan takdir edip, Onun cesaretini, Değiştirir yeniyle Başlık ve ceketini. ... Hoca merhum gülerek, Kumandana döner ve, Der: (Bir de yeni şalvar, Vermen lazım bu ere.) ... Sual eder kumandan: (Niçin verelim peki? Şalvarına hiç bizden, Bir zarar gelmedi ki.) ... Hoca der ki: (Evet sen, Yol açmadın zarara. Lakin erin kendinden, Zarar geldi şalvara.) (...Serdar Uyan) tuzaktan kumanda (...ATV-Harika Pazar) Aysun Kayacı oynadığı dizideki Aysel’i tarif ediyor: “-Evini burnunun kapısından çıkarmayan bir kız...” (...SHOW TV-6 Pas) Bülent Tulun, vefat eden Alpaslan Dikmen’in cenazesini anlatıyor: “-Bugün ben cenazedeydim, çok hoş görüntüler vardı...” Bir film diyaloğu! GERALD LAMBEAU: Çoğu defa keşke seninle karşılaşmasaydım diyorum... Çünkü o zaman geceleri uyuyabilirdim... Dışarıda senin gibi birinin var olduğunu bilmemiş olurdum... (...Can Dostum filminden)
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT