BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Dağıt Bilâl, korkma!”

“Dağıt Bilâl, korkma!”

Peygamber efendimizin, fakîrlere, muhtaçlara sadaka ve infak ettikleri, ne yazıya, ne de söze sığar.



Peygamber efendimizin, fakîrlere, muhtaçlara sadaka ve infak ettikleri, ne yazıya, ne de söze sığar. Bu ona mahsûs bir hâl idi. Zirâ feth olunan memleketlerden bazan çok mal gelirdi. Hepsini taksîm eder, dağıtır, yarın için bir şey ayırmazdı. Huneyn gazvesinde nice kimselere çok mal bağışlamıştı. Müellefe-i kulûbden birisi, kabîlesine gidip, “Muhammed ne yapar?” diye sorduklarında: “Ömründe fakîrlikten, yoksulluktan korkmayanlar gibi mal verir, dağıtır” dedi. Bir def’a müezzinleri ve Beyt-ül mal zâbiti olan Bilâl-i Habeşî hazretlerine: “Dağıt Bilâl, Arş’ın sâhibinin azaltacağından korkma!” buyurdu. Vefât ettiği zaman bir akça, bir altın, bir köle, bir câriyeleri ve para eder bir eşyâsı yok idi. Seferde giydiği çelik zırhı, otuz kile arpa pahasına bir yahudide rehin idi. Bu kadar cömerdlik ve dünyayı terke insanın gücü yetmez. Resulullah efendimiz, otururken, ayakta, uyanıkken ve yatarken, kalabalık içinde ve yalnızken, sükûn ve harekette ve her hâlde çeşit çeşit güzel duâlar okurdu. Bilhassa bir hâlden bir hâle geçerken, Allahü teâlâyı yâd ve mübârek ismi ile kalbini şâd etmeye mu’tâd (alışkın) idi. Ekseri duâsı: “Rabbenâ âtinâ fiddünya haseneten ve fil-âhıreti haseneten ve kınâ azâbennâr” âyeti idi. Her meclis, toplantı sonunda: “Sübhânekellahümme Rabbî ve bihamdike lâ ilâhe illâ ente estağfirüke ve etûbü ileyke” demek âdetleri olup: “Bu duâyı okuyan kimse o mecliste yapılandan mağfiret edilir” buyurdu. İstiğfârı husûsunda; bütün günâhların büyüğünden küçüğünden tamamen ma’sûm iken, her gün yüz kere istiğfâr ederdi. Sahîh-i Buhârî’de: “Seyyid-ül istiğfâr şunu okumaktır: “Allahümme ente Rabbî lâ ilâhe illâ ente halektenî ve ene abdüke ve ene alâ ahdike va’dike mastata’tü e’ûzü bike min şerri mâ sana’tü ebûü leke bi-ni’metike aleyye ve ebûü bi-zenbî fağfirlî feinnehü lâ yağfirüz-zünûbe illâ ente.” Bunu kim inanarak gündüz okur ve akşamdan evvel ölürse Cennetlik olur. Geceleyin inanarak okur ve sabaha çıkmadan ölürse o kimse Cennetliktir” diye bir hadîs-i şerîf rivâyet edilmiştir. Kur’ân-ı kerîm okuması: Mübârek sesleri pek tatlı ve te’sirli idi. Katı’le okur, ya’nî âyet sonlarında durur, âyetleri birbirine bağlamazdı. Tertîlle okurdu. Ya’nî ne çok sür’atli, ne de çok yavaş olup, âyet âyet okurdu. Med harfi gelince uzatırdı. Tegannîsiz, tekellüfsüz ve değiştirme yapmadan, harfleri mahreclerine uygun olarak güzel sesle okurdu. Bazan sesini yükseltirdi. “Kur’ân-ı kerîmi seslerinizle süsleyiniz” buyururdu. “Kur’ân okurken düzgün okumayan bizden değildir” ve: “Herşeyin bir süsü vardır, Kur’ân’ın süsü güzel sestir” buyururdu. Resûlullah, namaz dışında da, devamlı ezberden Kur’ân okurdu.. Her gün Kur’ân’dan belli bir miktar okur, aslâ onu terk etmezdi. Ama Ramazan-ı şerîfte daha çok okurdu. Yarın: “Sizin en hayırlınız...”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT