BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 35 milyon Uygur öldürüldü

35 milyon Uygur öldürüldü

Petrol, altın ve doğalgaz başta olmak üzere zengin kaynaklar üzerinde yaşayan Doğu Türkistanlılara karşı, günlük hayatın her alanında yıldırma politikası uygulanıyor. Çin hakimiyeti başladığından beri bölgenin nüfusu 35 milyon azaldı.



> Osman SAĞIRLI - osman.sagirli@tg.com.tr SOKAKLAR SAKİNLEŞİYOR, ÇİN TAZMİNAT ÖDEYECEK Urumçi Belediye Başkanı Jerla İsamudin, Çin hükümetinin, Urumçi’de çıkan şiddet olaylarının mağdurlarına 100 milyon yüen (21.7 milyon TL) tazminat ödeyeceğini söyledi. Çin Komünist Partisi Urumçi Komitesi Sekreteri Li Cı ise sokaklardaki durumun normale dönmeye başladığını, güvenlik güçlerinin aralıksız devriye gezdiğini söyledi. Bu arada Dünya Uygur Kongresi’nin Başkan Yardımcısı Asker Can, Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesinde çıkan olaylarda ölü sayısının 600 ile 800 civarında olduğunu bildirdi. Doğu Türkistan dramı, dünyanın görmezden geldiği, görse de siyasi çıkarlar uğruna feda ettiği bir gerçek. İHH İnsani Yardım Vakfı tarafından hazırlanan rapor, Doğu Türkistan’da yaşanan gerçekleri gözler önüne seriyor. Çin Halk Cumhuriyeti, Doğu Türkistan’ı hakimiyeti altına alıp, bölgeyi “Sincan/Kazanılmış topraklar” olarak adlandırdığı tarihten bu yana, Doğu Türkistanlılara yönelik etnik temizlik ve asimilasyon politikası uyguluyor. Nitekim Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana 35 milyon Doğu Türkistanlı katledildi. Yıllardır Çin zulmü altında olan Doğu Türkistan; Çin, Tibet, Keşmir, Pakistan, Afganistan, Tacikistan, Kırgızistan, Kazakistan, Moğolistan ve Rusya ile sınırı olan, 2 milyon kilometrekareye yakın toprağa sahip bir ülke. Zengin yer altı kaynakları ve stratejik konumu ile Doğu Türkistan; Çin’in siyasi ve ekonomik nüfuz altına almaya çalıştığı bir bölge. SEBEP MADENLER Mİ? Doğu Türkistan; maden, mineral, petrol ve doğalgaz yataklarıyla Çin için muazzam bir hazine niteliğinde. Çin’de çıkarılan mineral miktarının yüzde 78’i Doğu Türkistan topraklarından çıkartılmakta. Ayrıca Çin Halk Cumhuriyeti topraklarından çıkartılan 148 tür madenin 118’i, yine Doğu Türkistan topraklarından elde edilmekte. Doğu Türkistan sınırları dahilinde bugüne kadar tespit edilen yaklaşık 5 bin maden ocağı, Çin’in toplam maden ocaklarının yüzde 85’ini teşkil etmekte. Çıkartılan madenler arasında kömür, demir, uranyum, volfram, manganez, krom, kurşun, molibden, çinko, berilyum, lityum, niyobyum, tantal, sezyum, beyaz mika, asbest ve altın sayılıyor. Ülkenin 25 bölgesinde altın madeni, yedi bölgede bakır madeni, yedi yerde kurşun, on bölgede demir madeni, üç bölgede de uranyum bulunmakta. Doğu Türkistan’da 500 noktadan petrol, 30 noktadan da doğalgaz çıkarılmakta. Keşfedilen petrol rezervleri, resmi Çin kaynaklarında 20-40 milyar ton olarak tespit edilmiş olup, bu rezervlerden her yıl 10 milyon ton petrol Çin’e taşınmakta. Ayrıca sadece Taklamakan Çölü’ndeki petrol rezervinin 50 milyar ton civarında olduğu tahmin edilmekte. Çin hükümeti, bu kadar stratejik öneme sahip topraklarda yaşayan Uygurlara yönelik, günlük hayatın her alanında yıldırma politikası uyguluyor. Bu siyasetin temel hedeflerinden biri, Doğu Türkistan’da Uygur nüfusunu azaltarak bölgeyi Çinlileştirmek... Bu amaçla Uygur Türkleri şiddetli olarak yürütülen bir nüfus planlamasına maruz kalıyor. Uygur Türklerinin nüfusu, Çin nüfusuna oranla yüzde 1.5 civarında. Çin, Doğu Türkistan’da yaşayan ve azınlık olan halkı, doğum kontrolü adı altında, büyük-küçük, kız-erkek ayrımı yapmadan öldürüyor. Normal durumda iki, nadiren üç çocuk doğurmasına müsaade edilen Doğu Türkistanlı kadınlar, “plan dışında” hamile kaldıklarında mecburi kürtaja tabi tutuluyor. Taksiciler ve otobüs şoförleri Uygur yolcuları almayı reddeder hale gelmiş. Çin hükümeti, Uygurları “terörist, katil, hırsız, bölücü, radikal İslamcı” olarak yaftalama çabasında... HAYATİ GÜVENCELERİ YOK Doğu Türkistan’da hiç kimsenin hayati güvencesi yok. Devlet, istediği zaman istediği kimseyi tutuklayıp, istediği şekilde cezalandırıyor. Tutukluların geride kalan çocuklarının ve ailelerinin durumu ise içler acısı. Bu kişilere yardım etmek dahi Çin kanunlarına göre suç sayılıyor. Doğu Türkistanlılar düşünce, ifade ve din hürriyeti alanlarında tamamıyla kuşatılmış durumda. Barışçı örgüt kurma, toplanma, siyasi haklar, kanun önünde eşitlik, azınlık hakları, eğitim, çalışma, mülkiyet hakkı, serbest seçimler, eşitlik, adalet, haysiyet ve ünü koruma, göç ve iltica gibi haklar, bu halk için söz konusu değil. Doğu Türkistan’da devlet memurlarının, işçilerin ve öğrencilerin ibadet yerlerine gitmeleri ve ibadetle meşgul olmaları da yasak. İbadet yaptığı tespit edilen kişiler işten ve okuldan atılıyor. Camilerde ise dini değerler değil, devlet yasaları tebliğ ediliyor. Evlerinde dini kitap bulunanların kitaplarına el konuluyor, hatta bir suç unsuru olarak kabul ediliyor. Devlet kademelerinde ve eğitim kurumlarında oruç tutmak da yasak. Bu bağlamda Çin hükümetinin 2003 yılından beri uygulamakta olduğu “iş gücü fazlasını başka memleketlere yönlendirme” projesi ile Doğu Türkistan’da yaşayan Uygurlar, özellikle genç kızlar, vatanlarından koparılıp Çin’in iç eyaletlerine çalışmaya gönderiliyor. Son yaşanan olaylarda, oyuncak fabrikasında saldırıya uğrayan Uygurlar da bu proje kapsamında, zoraki olarak Guandong’a sürülmüştü. YATAKHANE BASTILAR Olaylar, 200-300 Çinli işçinin ellerinde sopalarla Uygurların yatakhanelerine saldırmalarıyla başladı; saldırının ilk saatlerinde güvenlik görevlileri olaya müdahale etmedi. Olaydan sonra fabrikadaki 600 Uygur işçi farklı bir bölgeye nakledildi; temizlik işçileri olay mahallindeki kan izlerini iki saatlik bir sürede ancak temizleyebildi. Kendilerine yönelik baskı siyasetini protesto etmek için Urumçi’de 5 Temmuz’da sokaklara dökülen 10 binlerce Uygur, Çin polisinin sert müdahalesiyle karşılaştı ve bugünkü tablo ortaya çıktı...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT