BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Bana neler oluyor böyle?”

“Bana neler oluyor böyle?”

Pelin ise o gece erken yatmıştı. Yatağında dönüp duruyordu. Uykusu yoktu. Ahraz Ana eskisine nazaran daha iyi gibiydi. Öksürüğü azalmıştı. Pelin ilaçların iyi geldiğini düşünüyordu. Onu mümkün olduğunca yormamaya özen gösteriyordu. Ağıldaki işler için köylülerden biriyle konuşmuş, süt sağma işlerini, peynir ve yağ yapımını ücret karşılığında başka bir köylünün yapmasına karar vermişlerdi.



Pelin ise o gece erken yatmıştı. Yatağında dönüp duruyordu. Uykusu yoktu. Ahraz Ana eskisine nazaran daha iyi gibiydi. Öksürüğü azalmıştı. Pelin ilaçların iyi geldiğini düşünüyordu. Onu mümkün olduğunca yormamaya özen gösteriyordu. Ağıldaki işler için köylülerden biriyle konuşmuş, süt sağma işlerini, peynir ve yağ yapımını ücret karşılığında başka bir köylünün yapmasına karar vermişlerdi. Bu Ahraz Kadını çok memnun etmemişti ama hiç olmazsa birkaç hafta böyle olması gerektiğine ikna etmişti Pelin. Zaten fazla paraya ihtiyacı yoktu kadıncağızın. Güç bela Pelin de evin kira bedeli olarak birkaç kuruş ödemeyi kabul ettirebilmişti. İnat etmişti Ahraz Kadın ama Pelin ağırlığını koymuştu bu konuda. Yarından sonra başka bir yere tayini çıkınca ne yapacaktı? O zaman bırakıp gidecekti Ahraz Anayı. O kadıncağızın, yeri, yurdu burasıydı. Yanında taşıyamazdı ya. Ama kıyamıyordu da ona. Tam iki yıldır görevdeydi burada. Eli kulağındaydı bir tayinin. Yutkundu. Yatağın içinde sıkıntıyla döndü. Dışarıda lapa lapa kar yağıyordu. Cılız sokak lambasında uçuşan iri parçalar öyle tatlı bir manzara oluşturmuştu ki, dayanamadı, kalkıp oturdu. Hırkasını giydi, pencerenin kenarından dışarıyı seyretmeye başladı. Tam bir haftadır görmemişti Murat’ı. Merak ediyordu. Muhtarla konuşurken terör örgütünün bazı eylemler planladığına dair istihbarat edinildiği konusunda bir şeyler duymuştu. Muhtara göre, jandarma alarma geçmişti. Sürekli devriye dolaşıyordu. “Allah korusun!..” diye mırıldandı kendi kendine. İçinin titrediğini, acıdığını hissederek kafasından olumsuz düşünceleri atmaya çalıştı. Bu genç adamdan hoşlanıyordu. Onun efendiliğinden, dürüstlüğünden ve yumuşak kalpliliğinden etkilenmişti. Onunla birlikteyken zamanın nasıl geçtiğini fark etmiyordu bile. Ama o yokken özlüyordu. Yanında olmasını istiyordu. Yutkundu, kendi kendine mırıldandı: “Neler oluyor bana?!. Bunun anlamı ne?.. Yoksa bu çocuğa tutuldum mu ben?..” Daha önce böyle bir deneyimi hiç olmamıştı. Üniversitedeyken bir kişi vardı. Peşinde çok dolaşmıştı. Ama Pelin o genci hep arkadaşı olarak görmüş, onunla duygusal bir ilişkiye girmeyi aklından bile geçirmemişti. Denemek istemişti gencin şiddetli ısrarları karşısında ama hiçbir şey hissetmediğini anlayıp dürüstçe konuşmuştu delikanlıyla. O da son derece makul bir şekilde kabul etmişti... Ama şimdi farklıydı. Murat’la ilgili her şeyi bilmek istiyordu. Onunla saatlerce konuşsa doymuyordu. Onun yokluğunu hissetmeye başlamıştı hayatında. Ürperdi. Hava iyice soğumuş, kar şiddetini arttırmıştı. Yeniden yatağına girdi. Sıkı sıkıya sarındı yorganına. Gözlerini kapattı: “Belki yarın gelir Murat...” diye geçirdi içinden. Gelmesini canı gönülden dileyerek uyumaya çalıştı. Çok geçmeden göz kapaklarına çöken ağırlığın etkisiyle iyice mahmurlaştı. On dakika sonra da sakin, derin bir uykuya daldı. Murat’ı düşünmek bile rahatlatıyordu genç kızı... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT