BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > HADEP ve Yasemin Hanım’ın “aklı”

HADEP ve Yasemin Hanım’ın “aklı”



Washington’dan, kimin adına, kimin ağzı ile konuştuğunu veya yazdığını bilemediğim Yasemin Çongar Hanım, ABD’nin, HADEP hakkında, daha doğrusu, Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş’ın bu partinin kapatılması talebi hakkında, ne “düşündüğünü” “bildirmek” gereğini hissetmiş. (Milliyet 12 Nisan 1999) Savaş’ın bu hareketi, “yüzlerce, binlerce teröristin milletvekili, belediye başkanı, yerel meclis üyesi olması tehlikesinden” söz etmesi, (HADEP) liderlerinin tutuklanmaları ABD “yetkililerine” mantıksız ve ters geliyormuş... Kürt seçmeninin sahip çıktığı bir siyasi oluşumun meşru zemininde parlamentoda mücadele vermesine imkan verilirse bu teröre destek değil köstek olurmuş! Washington’dan nasıl görünür, HADEP nasıl değerlendirilir bilmem ama ben, dün İstanbul’da bir HADEP otobüsünden zafer işareti veren gençlerin, meydan okuduklarını kulaklarımla duydum: “Yaşasın PKK, yaşasın APO, PKK bizim yandaşımız” diyorlardı açıkça! SAVAŞ’IN DAVASI Hatırlatalım: HADEP’in, Anayasa ve Partiler Kanununa aykırı olmasına rağmen muayyen bir etnik grubu, Kürtler’i temsil ettiğini nasılsa kabullenmiştik ama Başsavcı, bu partinin PKK ile organik bağlarıyla ilgili delillere istinaden kapatma davası açtı da, bu davanın bakılmasına seçimlerden önce imkan olamadı. Daha evvel de, HADEP’in PKK’ya ne kadar yakın olduğunun ve yardım ettiğinin delilleri ortaya çıkmıştı. Öcalan’ın da İmralı’daki, itiraflarında buna ait bölümler olduğu söyleniyor. Benim şahsen hiçbir şüphem yok. Ama bu konuda asıl kararı, ne Washington’daki yetkililer ne Yasemin Çongar verecek, herhalde yüce Türk adaleti gereğini düşünecek! MESAJLAR YENİ DEĞİL Ancak, Yasemin Hanım’ın Washington’dan haber verdiği “mesajlar” hiç yeni değil. Daha önce, muhtelif şekillerde raporlar ve kitaplar demeçler halinde, son olarak da, Randcı Graham Fuller’in ve Dışişleri Bakanı yüksek danışmanı Henry J. Bakey’in, eski Ankara Büyükelçisi Morton Abramowitz’in, Fransa’dan eski Ankara Büyükelçisi Eric Rouleau’nun ve Çongar’a “çok yakın” Dışişleri Bakanlığı çevrelerinin verdikleri mesajların aynı... Yalnız, şimdiki zamanlama ilginç. Anlaşılan, kafalarında Kosova ile Güneydoğumuz, Arnavutlar’ın bağımsızlığı ile Güneydoğu’daki Kürt vatandaşlarımızın bağımsızlık hayalleri arasında paralellik kuran Washington çevreleri “yetkilileri” Amerika’nın Öcalan’ın yakalanmasına ve PKK’ya karşı mücadelede yardımcı olmasının “diyetini” istiyorlar şimdi... Bize “Kosova’daki gelişmelere bakında siyasi çözüm için ev ödevlerinizi yapın” mesajını Çongar vasıtası ile ve ima yolu ile vermek istiyorlar. “Artık dünyadaki bütün etnik problemler NATO’nun veya ABD’nin etnik bağımsızlık taleplerini desteklemesi ile çözülebilir” HADEP’İ KOLLAMAK HADEP’in siyasi çözümün ve “ev ödevlerimizi yapmamızın” anahtarı haline getirilmesi ve kapanmasına karşı çıkılması da yeni değil. Zaten, Amerika’da bazı çevreler Türkiye’nin istikrarına pek düşkündürler ve bu kendi anlayışlarına göre olacak bu “istikrarımız” uğruna, Refah’ın yargı yolu kapatılmasına, bir Belediye Başkanının da hapse mahkum edilmesine de “karışmışlar” ve karşı çıkmışlardı. HADEP ve hatta PKK konusunda, ünlü Fuller ve Baker raporunda önerilen şu idi: Bu kuruluşlar ehlileştirilmeli ve Türk-Kürt diyaloğunun “tarafları” yapılmalıdır. Çongar Hanım kulaklarına fısıldananları yazıyor: ABD Türkiye’ye stratejik önem atfediyormuş ve politikalarını da bu önemle uyumlu uzun vadeli vizyona dayandırıyor ve “bölgemizdeki çıkarları” gereği, Türkiye’nin toplumsal birliğini güçlendirmiş iç ve dış güvenliğini sağlamış, siyasi ve iktisadi istikrara kavuşmuş” bir Türkiye istiyormuş. Bu formülü ve çarenin de siyasi çözüm ve diyalog olduğu iddiasını çok duymuştuk. Bu dileklerin halisane olduğuna da, Amerika’yı biraz bildiğim için inanıyorum aslında... Doğrudur da Amerikalılar Avrupalılar’dan farklı olarak gerçekten istikrarlı ve kuvvetli bir Türkiye isterler ama herşeyden evvel Çongar’ın da kaleminden kaçırdığı gibi, “bölgedeki kendi çıkarları için” bir “müşteri devlet olarak belli, kontrol edilebilir boyutlarda tutulabilecek” istikrarlı bir Türkiye’dir arzu ettikleri. Ama bizim Türkler olarak istediğimiz düzen ve istikrar bu mudur? Çongar bunun böyle olmadığı hususunda bir ipucu veriyor. Washington’da Türkiye için uygun görülen düzen, Çongar’ın deyimiyle “resmi ağızlarda sakız haline getirilmiş” olan Türkiye’deki Kürtler’in Türkler olarak yüksek mevkilerde bulunmaları değil. “Kürtçe konuşulmasının, okunup, yazılmasının öğretilmesinin hak sayılması, Kürt siyasetçilerinin Kürt yerel yöneticilerinin yazar, çizerlerinin seslerini “Kürtler” olarak daha fazla duyuracakları yeni bir “düzen”... Türkiye için yeni bir Pax Americana”... Bu da daha önce Fuller ve Barkey tarafından ifade edilen düşünceye uygun: “Atatürk TC’yi Üniter Devlet olarak kurarken hata yapmıştır. Aslında o zaman Türk-Kürt Federasyonu olarak kurmalı idi!” diyorlardı, bu müthiş ikili! Yasemin Hanım birşeyi bizim içimizden de, bizleri, Sevr tehlikesinden söz ettiğimiz için, “meczup ödlekler” addeden gerçek ödlekler gibi, pek anlamamış. Biz hiçbir zaman Sevr Anlaşmasını raftan indirip zorla dayatacaklar demedik ve Amerika’nın da 1919’da Sevr’e imza atmaması, taraf olmaması bir yana, böylece Türkiye’yi parçalama teşebbüslerine bile bile taraftar olabileceğini söylemedik... Ama Güneydoğu’daki siyasi çözüm ve diyalog dediklerinin, “milli birliğin” yerine “toplumsal birliği” koyan formüllerin, Türkiye’yi, giderek etnik bölünmeye ve fiili bir Sevre götüreceğini, Türklüğü sileceğini söyledik ve söylüyoruz. Avrupalı müttefiklerimiz Türkiye’nin güçlenmesinden ürktükleri için buna taraftar olabilirler, Amerika herhalde bu tehlikenin pek farkında değil. Zaten Amerika’nın dünyadaki birçok gerçeklerin farkında olmadığı, yabancı ülkelerin istikrarları ve gerçekleri hususunda ne anladığı veya ne anlamadığı şu sırada Kosova konusundaki bocalamalarından anlaşılıyor. Maazallah bir parçalanma tehlikesi karşısında ABD’den ne kadar destek ve anlayış bekleyebiliriz? Yasemin Hanımın da Washington hakkında çok bilgisi olabilir ama anlaşılan Türkiye’nin tarihi ve gerçekleri hakkında pek bilgisi yok! “Yarabbi Yasemin Hanım’ın aklını bir gecelik bana ver de rahat uyuyayım” diyesim geliyor... HADEP bölgeden verilen haberlere göre güçleniyor ve oylarını artırıyormuş. Yasemin Çongar’ın iddialarına destek yaptığı bu haberler eğer seçimlerde doğru çıkarsa, bu ilerisi için bir umut değil bir tehlike. Bu tehlikeyi kökünden kurutmak ve engellemek gerekiyor. Türkiye’nin varoluşu yabancıların faraziyelerine ve ince demokrasi mülahazalarına feda edilemez. MELİK FIRAT Geçenlerde Radikal Gazetesi’nde Neşe Düzel’in Melik Fırat’la yaptığı röportaj yayınlandı... Melik Fırat teröre karşı çıkan, uzlaşma isteyen DEMOS adlı aydınlar grubunun kurucusu... Kendisi ile Yassıada’da aynı koğuşta bir süre yattığım için iyi tanır düşüncelerini de bilirim. PKK’ya karşı olduğu “uzlaşmacı ve ılımlı olduğu söylenen Şerafettin Elçi’nin de... ne olduğunu bilirim. Bu “uzlaşma”yı ve Melik Fırat konusunu seçimlerden sonra ele almak istiyorum ancak şu kadarını söyliyeyim: Fırat’la yapılan röportajı okursanız arzu ettikleri uzlaşma ve Türkler’e, TC Devletine bakış açısının ne olduğunu ve bu zihniyetle uzlaşamayacağımızı anlarsınız... GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Bugünkü sistem; başı, sonu, ortası olmayan serseri bir mayın gibi... Aslında Türkiye Cumhuriyeti hükümetini Türkler yönetmiyor. Devşirmeler yönetiyor... Türkiye’de yakın gelecekte Kürt sorununun çözümlenebileceğine inanmıyorum... Türk halkı sivilleri pek muteber görmüyor, paşaları seviyor... Paşaların da bu hususta gelişmeleri için zaman lazım... Bu arada bakalım Amerika ne yapacak? MELİK FIRAT
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT