BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hayretle bakıyordu Oktay!..

Hayretle bakıyordu Oktay!..

Perihan hanım saate baktı. Sabahın altısıydı. Hava alaca karanlık olmuş, dışarıdan kuş sesleri gelmeye başlamıştı.



Perihan hanım saate baktı. Sabahın altısıydı. Hava alaca karanlık olmuş, dışarıdan kuş sesleri gelmeye başlamıştı. Sabah olmak üzereydi. Hemen sabahlığını giyip kalktı yatağından. Doğan bey ortalarda yoktu. Elini yüzünü yıkadıktan sonra aşağıya indi. Doktor salonda, pencerenin kenarındaki sallanan bambu koltukta, gözleri dışarıya çevrili oturuyordu. Telaşla yaklaştı adama: - Doğan! Doğan... Ne zaman kalktın? Yaşlı adam ağır ağır çevirdi başını. Sanki konuşmakta zorluk çeker gibiydi. Yüzünde acınacak derecede üzgün bir ifade vardı: - Bilmiyorum Perihan... diye mırıldandı: - Hatırlamıyorum, uzun zamandır buradayım... Kadın bir şey söylemeden karşısındaki koltuğa oturdu. Kelimelere, sözlere gerek yoktu. İkisi de içinde bulundukları çaresizliğin ciddiyetini biliyor, korkuyla, endişeyle bakıyorlardı olacak şeylere. Bir müddet sessiz kaldılar. Sanki ikisi de konuşmaya korkuyor gibiydi. Sonunda Doğan bey mırıldandı: - Ne olacak Perihan, ne yapacağız? Kadın ağlamaklı bir sesle fısıldadı: - Bilmiyorum Doğan, doluya koyuyorum almıyor, boşa koyuyorum dolmuyor... Şaşırdım kaldım... Arkasına yaslandı doktor. Süzülmüştü iki günde. Rengi kaçmış, gözlerindeki o mutlu pırıltılar yerini endişeye, korkuya, hüzne bırakmıştı. - Füsun haklı galiba, oturup Oktay’a anlatmaktan başka çare yok gibi... İrkildi Perihan hanım: - Ne diyorsun sen Doğan? Onu ebediyen kaybederiz... Oktay’ı tanımıyor musun? Çaresizce başını salladı adam: - Başka bir çıkar yolu var mı? Varsa söyle... Yutkundu yaşlı kadın. Etrafına bakındı. Oturduğu koltuğa çakılmış gibiydi. - Belki diyorum, belki insafa gelir... Belki istediğini versen çeker gider Doğan... Acı bir gülümseme belirdi doktorun yüzünde: - Onu tanımıyormuş gibi konuşma Perihan. Bu gibi insanlar hiçbir zaman insanın ensesinden eksilmez. Bu adam, bu Recep denen hain başımıza bela bizim. Bırakmayacak peşimizi. Hayatının sonuna kadar bir asalak olarak tepemizde yaşayacak. Nereye kadar sürer bu söyler misin? Bugün bir isteyecek, yarın iki, öteki gün beş... Böylece sürüp gidecek. Yarından sonra Oktay bir hayat kuracak, evlenmeye kalkacak. İşte o anlarda hep sahnede olacak bu adam. Bizim mutluluğumuzdan pay almak için ensemizde soluğunu duyuracak. Olacak şey değil. Gerçekleri bir çırpıda açıklayıvermişti. Perihan hanım içinde korkunç bir huzursuzluk duydu bütün bunları dinleyince. Doğrular her zaman tedirgin edici ve ürkütücüydü. Yine bir sessizlik yaşadılar birkaç dakika süren. Söyleyecek söz dahi bulamıyorlardı. Hava aydınlanmış, caddeden tek tük arabalar geçmeye başlamıştı. - Nasıl söyleriz gerçeği Doğan? İşte asıl korktukları olayın yalın ve net bir şekilde ortaya konuvermesi ürpertti Doğan beyi. Aciz bir ses tonuyla haykırdı. - Bilmiyorum... Hiçbir şey bilmiyorum... Perihan hanım bir daha tekrarladı: - Ver istediğini Doğan... Hiç olmazsa vakit kazanalım... Adam bakışlarını karısına çevirdi. Ürperdi kadın. Yirmi yedi yıllık kocasını ilk defa böylesine çaresiz ve zavallı bir halde görüyordu. Acıdı ona da kendine... Mutluluğunun biteceğinden korktu. “Allah’ım sen bize yardım et ne olur!” Diye haykırdı. Birden arkasından gelen bir sesle zıpladı oturduğu yerde. Oktay kalkmış, hayretle bakıyordu onlara: - Neden, neden yardım istiyorsunuz Allah’tan? DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT