BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > AYİM, 3 general için ne diyecek?

AYİM, 3 general için ne diyecek?

Bugün Askeri Yüksek İdari Mahkemesi (AYİM), 2 general ve 1 amiralin davasıyla ilgili kararını verecek. Bilindiği gibi geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakanı ve Milli Savunma Bakanı, Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun kendilerine verdiği yetkiyi kullanarak “Balyoz” davasında sanık sıfatıyla ismi geçen bu generalleri açığa almışlardı.



Bugün Askeri Yüksek İdari Mahkemesi (AYİM), 2 general ve 1 amiralin davasıyla ilgili kararını verecek. Bilindiği gibi geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakanı ve Milli Savunma Bakanı, Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun kendilerine verdiği yetkiyi kullanarak “Balyoz” davasında sanık sıfatıyla ismi geçen bu generalleri açığa almışlardı. Açığa alma işlemi, Balyoz davasında, bu 3 generalle ilgili mahkemeden bir karar çıkana kadar devam edecek. Bu 3 general, bakanlıkların açığa alma işlemi üzerine, bu idari işlemin yürütmesinin durdurulması için AYİM’e başvurmuşlardı. AYİM, bugün toplanıp bu 3 generalin itirazını değerlendirecek ve sonuçta bir karara varacak. Ya generallerin itirazını kabul edip bakanlıkların yaptığı açığa alma işleminin yürütmesini durduracak ya da “İlgili bakanlar kanunların kendisine verdiği yetkiyi kullanmıştır” deyip generallerin talebini reddedecek. Generallerin talebini ister reddetsin ister kabul etsin işin bu noktaya kadar gelmiş olması üzücü bir durum. TSK’nın bu 3 generalin terfisiyle ilgili inadını anlamakta zorlanıyorum. Sivil otorite terfi sırası gelmiş ve Balyoz iddianamesinde ismi yer alan bu 3 generalin, mahkeme sonuçlanıncaya kadar terfi ettirilmemesinde ısrarlı görünüyor. Kanunları zorlayarak ve etrafından dolaşarak sivil otoritenin iradesini görmezlikten gelmek ve bu konuda ısrarcı davranmak toplum nezdinde TSK’yı yıpratıyor. Herkes şunu artık iyi bilmeli ki; Avrupa Birliği ile tam üyelik müzakerelerini devam ettiren Türkiye’de yeni bir dönem başlamıştır. Bu dönemde her geçen gün demokrasinin çıtası yükselmektedir. Eski alışkanlıklar, eski uygulamalar terk edilmektedir. Toplumda, devlet kurumlarında bu değişim kabul görürken TSK’nın bu değişime direnmesi doğru değildir. Tarihimizde çoğu kez değişimlere öncülük etmiş ve değişim süreçlerini hızlandırmış olan ordunun bugün değişime direnmesi, bu konuda ayak sürümesi boşunadır. Değişim başlamaya görsün, başladığında durdurmak, geri çevirmek mümkün değildir. TSK’nın 3 general konusunda sergilediği tavır, sivil-asker ilişkilerinin bir an önce demokratik ülkeler seviyesine getirilmesinin gereğini açıkça göstermektedir. Türkiye’de sivil-asker ilişkilerinin hukuki altyapısı yeni baştan ele alınıp yüksek demokrasilerdeki hale getirilmelidir. Askerlerin sivil otorite ile bilek güreşi, bu ihtiyacın karşılanma sürecini hızlandıracaktır. 30 Ağustosta bu 3 general; ya terfi edecekti ya emekli olacaktı. Terfi etmediklerine ve terfileri onaylanmadığına göre idari izin gibi birtakım zorlama yöntemlerle bu işte ısrarcı olmanın bir anlamı yoktur. TSK 3 generalden ibaret değildir. 3 general terfi etse ne olur emekli olsa ne olur. Aslında bu 3 general, 30 Ağustos tarihinde fiilen emekli edilmişlerdir. Benim tavsiyem; askerlerin yeni dönemde değişen dünyaya ve değişen Türkiye’ye ayak uydurmaları, sivil otorite ile kavga etmek yerine iş birliği yapmaları ve kendi Başkomutanlarına karşı gerekli olan saygıyı ve özeni göstermeleridir. Böyle hareket etmeleri hem TSK’nın hem de ülkemizin çıkarınadır.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT