BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Balyoz iddiaları

Balyoz iddiaları

Balyoz davasının bir numaralı sanığı emekli Orgeneral Çetin Doğan duruşmada konuşmuş; “Eğer suç varsa suçlu benim“ demiş. İşte uzun süredir hem Ergenekon davasında hem de benzer diğer davalarda sanık konumunda bulunan emekli Orgenerallerden beklediğim cümle budur.



Balyoz davasının bir numaralı sanığı emekli Orgeneral Çetin Doğan duruşmada konuşmuş; “Eğer suç varsa suçlu benim“ demiş. İşte uzun süredir hem Ergenekon davasında hem de benzer diğer davalarda sanık konumunda bulunan emekli Orgenerallerden beklediğim cümle budur. Daha önce de yazdım, TSK’nın hiyerarşik emir-komuta düzeni içinde Komutandan habersiz, onun izni olmadan ast rütbedeki insanlar hiçbir şey yapamaz. Bazı çok azınlıktaki disiplinsizlik örnekleri hariç bu genel bir kaidedir. TSK’da kimseye bir şey sormadan, gerekirse tek başına karar alma makamı ve rütbesi Orgenerallik rütbesidir. Şube müdürü düzeyindeki bir Kurmay Albay, Genelkurmay Harekât Başkanı’nın veya Genelkurmay İkinci Başkanının talimatı olmadan kendi kendine “İrtica ile mücadele eylem planı“ hazırlamaz, hazırlayamaz. Bir Kolordu Komutanı, bir Tümen Komutanı veya Tugay Komutanı Birinci Ordu Komutanının talimatı ve emri olmadan bir darbe planı veya darbenin test edilmesi anlamına gelen bir plan seminerini hazırlayamaz. Askerlik mesleğini ve bu meslekteki işleyişi azıcık bilen herkes Balyoz davasında bir suç varsa bunun hesabının o dönemde Ordu Komutanı olan Çetin Doğan’a, 2003-2004 yıllarındaki Sarıkız-Ayışığı girişimleri doğru ise bunun hesabını emekli Orgeneral Şener Eruygur, Emekli Oramiral Özden Örnek ve dönemin diğer emekli orgenerallerine sorulması, onların da askerlik mesleğinin namusuna uygun hareket etmeleri gerekir. Ast rütbedeki insanlar ister kanuni, ister kanunsuz olsun ya Komutanının verdiği emre harfiyen uymak ya da emekliliklerini talep etmek durumundadırlar. Tabii emekliliği hak ettiyse... İki dil meselesi Türk kökenli vatandaşlarımız, diğer etnik kökenli vatandaşlarımızın ana dillerini öğrenmeyi, öğretmeyi ve günlük hayatta kullanmayı talep etmelerini anlayışla karşılamalıdırlar. Bu bizim onlara sunduğumuz bir lütuf değil, onların en doğal insanlık hakkıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Türkçe dışındaki dilleri kullanan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına dillerini kullanmaları,öğretmeleri için bütün imkanları sağlamalıdır. Son yıllarda bu alanda önemli mesafeler kaydedilmiştir. Hiçbir kompleks ve korkuya kapılmadan bu konudaki eksiklikler AB standartları baz alınarak tamamlanmalıdır. Ancak bu ülkenin tek resmi dili vardır, o da Türkçedir. Türkçe, bu coğrafya üzerinde yaşayan vatandaşlarımızın ortak iletişim dilidir. Bunun yanında ‘Kürtçe ikinci resmi dil olsun’ diyenler Arapçanın üçüncü, Lazcanın dördüncü, Çerkezcenin beşinci resmi dil olabileceğini bilmelidirler. Bu saçmalığı halkımızdan ziyade terör örgütü PKK ve onun siyasi temsilcileri talep etmektedir. Devletimiz halkın taleplerini karşılamalı terör örgütünün federatif yapı talebini ret etmelidir. Gün gelecek Türkiye eyalet sistemini de tartışacak, konuşacak. Ama terör örgütü istediği için değil.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT