BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Zamanla yarışmak

Zamanla yarışmak

Uzun tatilin sonunda Türkiye, gene biribirinden önemli konularla baş başadır. Önce Anayasa değişikliğinin sür’atle çözümlenip gündemden düşürülmesi gerekiyor.



Uzun tatilin sonunda Türkiye, gene biribirinden önemli konularla baş başadır. Önce Anayasa değişikliğinin sür’atle çözümlenip gündemden düşürülmesi gerekiyor. Sorunlarımızın hepsi Avrupa Birliği normlarına dönüktür. Hedef budur. Enflasyondan insan haklarına, hayvan haklarından özelleştirmeye kadar... Normlara yaklaştıkça -göreceksiniz- hızımız artacak, gerçekçi bir ümit ve azim atmosferi doğacaktır. Ama bunları çok hızla gerçekleştirmeliyiz. Hemen yapmalıyız. Derhal yürürlüğe koymalıyız. Devlet mekanizmamızın bu hıza erişecek yapıda olmadığını biliyoruz. Eskimiş, köhne, geri, yıpranmış, demode bir mekanizmadır bu... Akıl almaz formalitelere, en gülünç derekede kırtasiyeye boğulmuştur. Klasik alışkanlıklarımız, statükoyu muhafaza korkumuz, büyük engellerdir. Mekanizma öylesine derinden bir revizyona tâbi tutulmalı ki, çağdaş işlerliği kazanabilsin ve sür’atini sürekli artırabilsin. Nasıl bir fasit dairenin içinde dolanıp durduğumuzun, çemberi kırmak bir yana, çembere teğet bile geçemediğimizin az kişi farkındadır. Farkında olanlar çekingendir. Yerimizde saymayı nimet addeder hâle geldik. Halbuki tarihimizin, milletçe kaderimizi belirleyen en büyük inkılâpları çok kısa müddet içinde yapıldı. En radikalleri bir gün içinde başlayıp bitti. Vak’a-i Hayriye de (1826), Cumhuriyet’in ilânı da (1923) böyledir. 24 saat önce ordunun yok edilip yenisinin kurulacağından ve nice asırlık monarşinin yerine yepyeni bir rejim geleceğinden çok az kişinin haberi vardı. Özal’ın mahut Türk parasını koruma yasası faciasına bir anda ebediyen son vereceğine de inanan azdı. Artık açık şekilde beceriksizliğe dönüşen yavaşlığımız, çok büyük bir milletin mâşerî dehâsını dumura uğrattı, yeteneklerini, kapasitesini, potansiyelini açığa çıkartamadı. Birkaç KİT’i devletin üzerinden kaldırdığımıza sevinirken, yeni KİT’ler oluşturduğumuzu fark edemiyoruz. Fabrikasız ve bankasız modern bir devlet hâline gelmemiz daha ne kadar sürecektir? Maaş bakımından zavallı, ancak imtiyaz ve sayı bakımından gerçek bir memur cenneti olan Türkiye’de, sınav açıldı, kadrolar şişirilmek üzeredir. Kadro açıklarını, kadroları dolup taşan kurumlardan aktarma yaparak kapatmak elbette daha çetrefil bir işti, bunu göze alamadık. Olmakla olmamak sınırında bulunduğumuzu anlıyor muyuz, hâlâ anlamazlıktan gelmenin rehavetini mi yaşıyoruz?
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT