BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hindistan - 3 - : Senaryolar

Hindistan - 3 - : Senaryolar

Geçen yazımda, bir bölge gücü haline gelen Hindistan’ın önümüzdeki yıllarda, Orta Doğu’da ve özellikle Orta Asya’da, oynanacak yeni BÜYÜK OYUN’da, çok önemli bir rolü olacağını belirtmiştim.



Geçen yazımda, bir bölge gücü haline gelen Hindistan’ın önümüzdeki yıllarda, Orta Doğu’da ve özellikle Orta Asya’da, oynanacak yeni BÜYÜK OYUN’da, çok önemli bir rolü olacağını belirtmiştim. Amerikan strateji “düşünce tankları”, Amerika Devletinin siyaset ve savunma planlamacılarının bu gerçeği yeni yeni farketmeye başladıklarını belirtiyor. Bu “Oyuna” gelecek on, onbeş yıl zarfında muhtelif senaryolar biçiyorlar. Bütün bu gelişmeler Türkiye’yi muhakkak yakından ilgilendirecek ve etkileyecek. Faktörler Hindistan’ın önemindeki başlıca faktörler; artan nüfusu, jeopolitik konumu, yayıldığı kocaman alan ve bilhassa bilgisayar teknolojisi sahasındaki muazzam gelişmeleri, nihayet nükleer silah gücüne sahip olması... Negatif faktörler de, bu potansiyellere eşgüdümlü ekonomik gelişmeyi ve klasik silah gücünü geliştirmekteki sorunları! Soğuk savaş döneminde Sovyetler Birliği’ne yakın olan Hindistan, yeni liderler yönetiminde şimdi bugünkü dünyada kendisine yer aramakta. Amerika strateji uzmanları, Amerika’nın çıkarları açısından, gerçek ve potansiyel, Rus ve özellikle Çin tehditleri karşısında, Hindistan’ı taraflarına çekmenin “karşılıklı” zorunlu olduğu neticesine varıyorlar. Hindistan yalnız da olsa stratejik çıkarları için güçlü bir ekonomiye ve nükleer silah dışında klasik silahlarla donanmış bir orduya malik olmak zorunda. Büyük insan gücü var ama şimdiki silahları demode. Ordusu da ve özellikle Çin tehdidi karşısında. Deniz-enerji yollarını korumak için de deniz kuvvetlerinde, sistem, eğitim ve silah devrimi yapmak zorunda. Bütün bu konularda Amerika’nın desteğine ihtiyacı olacak!. Engeller Hindistan’ın önünde önemli engeller var. Pakistan’la, özellikle Keşmir konusundaki ihtilafı ve Orta Asya ülkeleri üzerindeki rekabete karşılık, enerji yolları ve korunmaları hususunda Pakistan’la işbirliği yapması da gerekecek. Pakistanın, Hindistan’ın tabii hasmı Çin’le yakınlaşması da bir sorun. Burada iki ülkeyi uzlaştırmakta Türkiye’ye, kendi uzun vadeli çıkarlarımız açısından görev düşüyor. Esasında Pakistan konusu Türkiye için de ikircilikli. Geleneksel dostu Pakistan’ı “kırmadan” Hindistan’la işbirliği yapması da netameli ve fakat reel çıkarlarımız bakımından ciddi olarak düşünülmesi gereken bir konu! Rusya’da, Hindistan için, şimdi ilişkiler iyi de olsa ve elindeki silahların yedek parçaları için Rusya’ya muhtaç olsa bile, potansiyel rakip ve tehlike... Hind yöneticileri bunun da farkındalar.. Hintliler, İsrail ve Japonya ile uzun vadeli çıkarlarının çakıştığının ve daha da çakışacağının da farkındalar. Şimdi bu parametreler içinde Amerika-Hindistan işbirliğine yol açılmakta.. Önümüzdeki yıllarda muhtelif senaryolar gelişebilir. En muhtemeli, ekonomik ve silah sorunlarına destek olabileceği için ABD ile daha yakınlaşabilir. En kötü senaryo, hatta küçük çapta bir felaket ise, aradıklarını ABD’de bulamayan Hindistan’ın, Çin ve Çin’le flörte başlayan Rusya ile işbirliğine itilmesi olacaktır. Çin ve Rusya, Pakistan’ı kaybetmek pahasına Hindistan’ın teknolojik potansiyeline tamahen bunun için çalışacaklardır. Putin faktörü Vladimir Putin’in Rus federasyonunun başına geçmesini umutla karşılayanlar, Rusya’nın hangi rejim -ister Sovyet ister Demokratik, ister Çarlık- veya kişi işbaşına gelirse gelsin Emperyal dürtülerden kurtulamayacağını unutuyorlar. Putin de kişiliği ile Rusya’yı bu istikametten vazgeçirmeye pek niyetli görünmüyor... Bakın Başkan seçildikten sonra ilk işi Çelyabınsk’deki en önemli nükleer silah dizayn ve geliştirme merkezini ziyaret etti ve “İhmal ettiğimiz Nükleer potansiyelimizi ve etkinliğimizi geliştirmemiz gerekiyor!” Rusya eski nükleer gücüne kavuşmalıdır!” dedi. Tabii Avrupa ve Amerika’dan ekonomik yardım beklediği için, fincancı katırlarını ürkütmemek için nükleer yayılmaya karşı uluslararası anlaşmaya taraftar olduğunu ilave etmeyi de ihmal etmedi. Bu bana ABD Başkanlarından Theodore Roosevelt’in sözlerini hatırlatıyor: “Yumuşak konuş ama elinden büyük sopayı bırakma!” Ve Türkiye Bütün bu gerçekler karşısında, Türkiye, bu yeni Büyük Oyun’d#ki yerini düşünmek zorunda... Piyon mu olacak, yoksa pivotal bir güç, üzerinden hareketlerin yapılacağı bir güç mü olacak? Hatta başlı başına bir güç merkezi mi olacak? Kısa vadede Türkiye’nin, Hindistan’la ilişkilerinin, ticaret ve teknoloji transferi konusunda, inşaat sektörümüze yeni iş alanları açılması hususunda, geliştirilmesi imkanları var. Ankara’daki Hindistan Büyükelçisi Sayın Bahadran Kuman, Orta Asya’da Afganistan’da, Özbekistan’da görev yapmış, buradaki imkan ve sorunları yakından bilen bilge bir kişi. Benim kitaplığımda gördüğü Ecevit’in Tagore’un Gitanjalı şiir kitabının Türkçeye çevirisinin yeni baskısını yaptırmakla başlayarak Türk-Hint ilişkilerine ivme kazandırmaya çalışmakta, Başbakanın iç politikanın en önemli bağlamında Hindistan’a gitmesini sağlamakla Ecevit’e de geniş bir düşünme ortamı hazırladı. Kısacası Avrupa saplantısından kurtularak Doğumuzdaki alternatif ve imkanlara kafa yormamızın zamanıdır... Tabii iç didişmelerimizden vakit bulabilirsek!.. GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Harp, politikanın (diplomasinin) başka vasıtalarla sürdürülmesidir.” KARL VON CLAUSEWITZ
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT