BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kurcalamayın artık!

Kurcalamayın artık!

Dini reforme etmek gibi ‘aldatıcı’ bir kavramın perdelemesiyle, ‘ibadetleri, hatta itikadi esasları bile kendi aklına göre eğip bükmeyi’ din adamlığı zannedenler bugünün değil yüzyılın meselesi... Lakin bilhassa Ramazan ayı gelince, bu ‘ibadetleri reforme etme isteği’ bir histeri halini alıyor neredeyse..



Dini reforme etmek gibi ‘aldatıcı’ bir kavramın perdelemesiyle, ‘ibadetleri, hatta itikadi esasları bile kendi aklına göre eğip bükmeyi’ din adamlığı zannedenler bugünün değil yüzyılın meselesi... Lakin bilhassa Ramazan ayı gelince, bu ‘ibadetleri reforme etme isteği’ bir histeri halini alıyor neredeyse.. Biri çıkıyor, oruç güneş doğunca başlar diyor, beriki çıkıyor teravih namazının dindarlar nezdindeki değerini hafife alıyor, teravih sünnet olan bir namaz değildir diyor. Sandalyede namaz bidatinin vardığı yer ortada... Diyanet ‘sandalyede namaz olmaz’ diye açıklama yaptı. Ama bütün camiler sıralarla, taburelerle dolduktan ve ‘bugün biraz yorgunum’ diyenin keyfine göre bir yer seçip oturarak namaz kıldığı yerler haline döndükten sonra... Yani Basra harap olduktan sonra... Üstelik Diyanet’in açıklamasına rağmen hiçbir camiden de çıkmadı o sıralar ve tabureler, çıkmayacak da... Yüzyıllardır uygulanan, ulemada da halk nezdinde de geniş kabul görmüş ibadet biçimlerini, usullerini ısrarla değiştirmeye uğraşanlar, hulus-i kalble dinini yaşamaya çalışanların zihinlerini bulandıran, ibadetin zevkini ve huşusunu yok edip bir tartışma mevzuu haline getirenler... Yüzyıllardır gönül huzuruyla, nesiller boyu yapılagelen ibadetlere bambaşka formlar, kurallar verme çabasını bırakın. Yüzyıllardır süregelen dünyevi geleneklere, yaşam tarzlarına ‘aidiyet kültürü’ olarak saygıyla yaklaşılırken, kadim dinimizin ibadetlerini kurcalamaktan vazgeçin. Lütfen... Allah dinimizi de dindarlarımızı da ulema-i su’dan korusun. Su-i misal AK Parti iktidarının demokrasi performansının son dönemde yerinde saymasını tenkit edenlerin bir kısmının tek referansı Silivri... Ergenekon davasındaki tutukluluklar sona erse, yani Balbay’lar, Haberal’lar, generaller falan salıverilse, bu beylere göre, ‘ileri demokrasi’ hedefine şıp diye ulaşacak hükümet... Bir ülkede demokrasiyi defalarca katleden bir vesayet düzeninin yürütücülerinin ve taşıyıcılarının yargılandığı davayı ‘demokrasinin ölçüsü’ haline getirmek akıllara zarar bir durum... Gerçi ‘algı yamultucularının’ çok iyi becerdiği bir iş bu; şapla şekeri karıştırıp bir toz bulutu oluşturmak. Lakin Mecelle kaidesidir: Su-i misal misal olmaz. Türkiye’nin demokratik kalitesine yönelik başka birçok endişeden bahsedilebilecekken, konuyu getirip Silivri’ye dayamak, cümleyi tersten okumak gibi bir şey... Demokrasinin bu ülkede geri dönülmez biçimde yerleşmesi, Ergenekon, 28 Şubat, Balyoz gibi soruşturmaların vesayet düzenini tekrar kendini toparlayacak şekilde zayıflatmasıyla mümkün...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT