BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Nefreti besleyen aidiyetlerden kurtulmak

Nefreti besleyen aidiyetlerden kurtulmak

Kabul edelim; bu ülkenin 100 yıllık geçmişi, örtülü/açık faşizan uygulamalarla dolu... Ulus oluşturacağız diye, ‘o ulusun’ tarifine uymayan ne varsa bastırılmış, dönüştürülmüş, sindirilmiş.



Kabul edelim; bu ülkenin 100 yıllık geçmişi, örtülü/açık faşizan uygulamalarla dolu... Ulus oluşturacağız diye, ‘o ulusun’ tarifine uymayan ne varsa bastırılmış, dönüştürülmüş, sindirilmiş. İnsanlar yurtlarından sürülmüş, mülklerine el konulmuş. 1930’lardan itibaren bu el koyma işi o kadar pervasızlaşmış ki, korkutularak, sıkıştırılarak ellerindekileri yok pahasına devrin mütegallibe zenginlerine satmaya zorlanan gayrimüslimlerin mülkleri gazetelerde ‘bir bina daha millîleşti’ diye haber olmuş. Varlık vergisi denen zulmün mimarlarından devrin başbakanı Şükrü Saracoğlu ‘azınlıkları ortadan kaldırıp piyasayı Türkleştireceğiz’ demiş. Bunlar geçmişte kalmış denilebilir. Lakin o geçmişin gelecekte de tekerrür etmemesi için, o acıları yaşatan zihniyetin, ayrımcı nefretin, fertlerin vicdanında tel’in edilmesi lazım... O zulümleri yapanlar da ‘zulüm olsun’ diye değil, ‘Türk ulusuna iyilik yapma’ saikiyle hareket ediyorlardı. Yani ulusçu/milliyetçi öncelikleriydi o kararları alıp uygulatan... Bugün aynı öncelikler, aynı duygular toplumun içinde karşılık bulmamalı... Bir toplumda yaşayan farklı din ve etnisiteye mensup, farklı hayat tarzları olan herkes birbirinden hoşlanmak durumunda olamaz. Herkes birbirini sevsin demek, sosyal gerçeklerden bihaber romantizmden öteye gitmez. Ancak, o toplumun hiçbir unsuru diğerlerinin hayat, mülkiyet ve tercih hakları üzerinde tahakküm kurma salahiyetini kendinde görmemelidir. Özellikle çoğunluğu teşkil edenler için, diğerlerinin haklarını gözetmek bir vazife olmalıdır. Zira çoğunluk aynı zamanda erki, gücü elinde bulundurur ve onu diğerinin üzerinde tahakküm kurmaktan alıkoyacak olan vicdanıdır, inancıdır, ahlakıdır. Osmanlı’nın mirasçıları olduğumuzu ancak ‘bölgesel güç olma hayaliyle emperyal duygularımız coştuğunda’ hatırlıyoruz. Oysa Osmanlı o gücü adalet, merhamet ve müsamahası ile tesis etmişti. İnşallah bunu da hatırlarız. >> Birleşmezsen yoksun Dün İstanbul’da Türk-Arap Sermaye Piyasaları Forumu yapıldı. Arap ülkelerinin ürettikleri sermaye ve tasarrufu, hep olageldiği gibi, Avrupa ve Amerika piyasalarına yatırmak yerine bölge içindeki sermaye piyasalarında değerlendirmeleri temasının işlendiği forumda, SPK Başkanı Vedat Akgiray her zamanki ‘doğrudan’ üslubuyla, Arap ülkelerinin borsalarına şu tavsiyeyi yaptı: Ekonomide büyük olamayanın şansı olmuyor; birleşmezseniz yok olursunuz’. Bu tavsiye, yüzyıl başında İngiliz siyasetinin bölük pörçük diktatörlükler şeklinde kurguladığı Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesinin siyasi durumuna da uyarlanabilecek bir gerçeğin ifadesi aslında... Dünyanın petrol ve gaz ihtiyacının yarısını üreten, küresel ticaret yollarının kavşak noktasındaki bir bölge, paramparça devlet(çik)ler ile dünya siyasetinde ‘hiç’ mertebesinde... Güçlerini, iradelerini ve menfaatlerini birleştirmeyi başaramadıkları sürece de ‘hiç’ mertebesinde kalmaya devam edecekler. Bir gözlemimi de aktarayım: Katılımcılarının çoğu Arap ve Müslüman olan Forum’un açılış konuşmalarında, Gazze’deki Filistinlilerin üzerine yağan bombalarla ilgili bir tek üzüntü veya protesto cümlesi edilmedi. Ben garipsedim doğrusu...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 107202
    % 0.35
  • 3.5161
    % -0.05
  • 4.128
    % -0.07
  • 4.518
    % -0.41
  • 145.919
    % -0.07
 
 
 
 
 
KAPAT