BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Serdar Turgutça ve Yasemince...

Serdar Turgutça ve Yasemince...

İki gündür, başlıca köşe yazılarını, televizyonlardaki yorumları dikkatle izliyorum, çünkü çoğu yazarların, bunca yıldır milliyetçiliği ve MHP’yi bir bağnazlık .......



İki gündür, başlıca köşe yazılarını, televizyonlardaki yorumları dikkatle izliyorum, çünkü çoğu yazarların, bunca yıldır milliyetçiliği ve MHP’yi bir bağnazlık ve peşin hükümler çuvalına soktuktan sonra, şimdi gerçekler karşısında, kendilerinin bu çuvaldan nasıl çıkacaklarını çok merak ediyorum... Ve görüyorum ki, bütün bilimsel ukalâlıklarına ve küstahlıklarına rağmen işleri çok güç. Mesela Serdar Turgut, kolaylığı “sarkastik” yani müstehzi olmakta bulmuş... Belki de bu kadar ince istihzayı biz alelade vatandaşların anlayamayacağımızı düşünerek, halkın seçimlerde gösterdiği “bilinci” alaya alıyor. Hazret, tipik bir sol-aydın olarak güya temsil ve de hitap ettiği halka tepeden, kınayarak bakıyor. Tabii, halk ÖDP’yi sandıktan veya “sandukadan” çıkarsa idi, bir zamanların komünisti Turgut’un indinde “akıllı proleterya” olacaktı. Serdar Turgut ve onun gibi ÖDP’ye oy vereceklerini ilan etmiş ve MHP’nin barajı bile geçemeyeceğine inanmış, “Brüksel’den” ahkam kesen, Hadi Uluengin sadece zamanlama hatası yapmadılar, kendi düşünce ve ideolojilerini beklentileri ile özdeşleştirdikleri için de, meslekî deformasyona uğradılar... Meslek hayatlarının belki de en büyük hatasını yaptılar! NE ANLAMAZ HALKMIŞ BU! Ve bana bir gerçeği belirtmem için fırsat verdiler, kapı açtılar. Turgut “Onlar (yani ÖDP ve sair solcular) halka bir şeyler anlatmaya çalışıyorlar, halk dinler gibi gözüküyor ama sonra da gidip anlatılanların tam tersini yapıyor” diye hayıflanıyor... Güç dostum, güç ama bu da demokrasinin gereği! Halk dediğin o cahil kitle illa ki de körü körüne senin ve senin gibilerin anlattıklarını yapmaya mecbur değil ki... O küçümsediğin halkın müthiş bir sağduyusu var; bunca yıl solcuların bütün şartlandırmalarına, Mustafa Suphi’den Nazım Hikmet’e, sizlere kadar bütün şartlandırmalara rağmen, Marksist-Komünist sol’u ve söylemlerini bütün seçimlerde ve meydanlarda reddetti... Şimdi de son seçimlerde, gene elinin tersiyle itti!. Bakın, özellikle son yıllarda, medyada köşe başlarını tutmuş olanların, solculuğu pompalamalarına, milliyetçiliği ilkellik olarak tanımlamalarına, “Cumartesi Anneleri”ne, Milliyetçi Hareket Partisi’ni, Susurluk gayya kuyusu, mafya ile, çetelerle özdeşleştirmelerine rağmen, her yanlış olayın altında Ülkücüleri göstermelerine rağmen, büyük bir çoğunluk, o “bilinçsiz halk” dedikleriniz gene de milliyetçiliğe ve MHP’ye oy verdi, desteklediğiniz kıytırıkları ve sol’u çöp sepetine attı. Adeta cani muamelesi yaptığınız Mehmet Ağar’ı baş tacı yaptı... Oysa, sivil toplum örgütlerinin, medyanın, entellerin bu kadar tek taraflı ve yoğun baskısı altında, MHP’nin silinip süpürülmesi, farzı muhal CHP’nin birinci, ÖDP’nin ikinci parti olmaları gerekirdi. Ama ne yaparsınız ki halkımız bu kadar bilinçsiz! Şimdi, ya kendinize yeni ve başka bir “halk” bulun, ya da “Ne olacak halk cahil” diye halka hakaret edeceğiniz veya müstehzi bir eda ile “Bu halk bilinçli abi!” diye kendi halkınızla alay etmeye kalkacağınız yerde gelin fildişi kulelerinizden inin ve kırk yılda bir, olup bitenlerden kendiniz için ders çıkarın. GENE YASEMİNCE... “Washington’ın Sesi” Yasemin Çongar Hanım da, 19 Nisan tarihli Milliyet’te, herhalde seçimin neticelerini görmeden, yazdığı yazıda, bir zamanlama harikası (!) ile “Seçimlere egemen olan coşkusuzluktan” söz ediyor. Amerika’daki “ev ödevi” hocalarımızın “18 Nisan seçimleri Türkiye’de fazla bir şey değiştirmeyecek” dediklerini yansıtıyordu. Ben Milliyet’in Yazı İşleri Müdürü olsa idim, olaylar karşısında anakronik ve gülünç kalan ve zamanlaması da münasebetsiz bu yazıyı yayınlamazdım. Seçimlerdeki “coşkusuzluk” dediği, seçimlere önem verilmemesinden ve ilgisizlikten değil, “gerçek” halkın siyasileri ve mitingleri kanıksamasından ve sandık başında ne yapacağını bilmesinden ileri geliyordu! Nitekim yüksek katılım oranı da bunu kanıtladı. Washington’dan ahkam kesenlerin tahminlerinin tam aksine, bu seçimler Türkiye’de çok şeyi değiştirdi ve daha da değiştirecek. Çongar hanımla New York Times muhabiri Nicole Pope hanım seçimlerin Türkiye’nin ihtiyacı olan güçlü bir hükümeti çıkaramayacağını söylüyorlar... Ne var ki, bugün bu neticeden çok güçlü bir hükümetin çıkması ihtimali her zamankinden fazla! En azından siyaset arenası kıytırıklardan temizlenmiş oldu. Yasemin Hanım, “Seçilmiş hükümetlerin önemli meselelerin çözümünde azalan bir etkisi olduğu” hükmünü de Washington’daki Türkiye uzmanlarından Alan Makowsky’ye atfen “bildiriyor”. Herhalde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin müdahalelerine atıf yapıyor olmalı... Her şeyden önce, acaba Makowsky cenapları ve Çongar bu seçimlere ordunun ve komutanların en ufak dolaylı ve dolaysız, bir müdahalesinden söz edebilirler mi? Aksine, ordu böyle bir izlenim vermemek için azami itinayı göstermiştir... Biliyorum ki, komutanlar bu seçimlerin, Türkiye’yi artık herhangi bir müdahaleyi gerektirmeyecek şekilde, düzlüğe çıkarmasını içtenlikle dilemişler ve de, açıkçası çıkan netice üzerine rahat bir nefes almışlardır. Bunların bekledikleri sadece kuvvetli bir siyasi irade, istikrarlı bir siyasettir. Bu sabah bir yabancı gazetecinin sorusuna karşı söylediğimi tekrar edeyim: “Askerlerin seçmenler olarak siyasi kanaatleri olabilir ama ne kurum olarak ne de kişiler olarak, hiçbir parti ile bağları ve temasları yoktur.” Nihayet, başka bir Yasemince inci: Birçok seçmenler oy verdikleri partinin (herhalde FP ve HADEP’i kastediyor) kapatılacağını veya iktidara gelmesine izin verilmeyeceğini bildikleri için, oy vermekten kaçınacaklarmış... Bu da seçimlere gölge düşürmüş! Bizatihi olayların yalanladığı karakuşî bir hüküm bu! Seçimlere gölge filan düşmedi. O gölgeyi Washington’dan Yasemin Hanım ve onu konuşturanlar Türkiye’nin üzerine itmeye çalışıyorlar. Bakın, HADEP Vural Savaş’ın bence doğru müracaatına rağmen yargı kararı ile kapatılmadı ve Güneydoğu’da birçok belediye başkanlıklarını aldı. (Bu da Savaş’ın dediği gibi ilerde sorun olacak ama Yargının hükmü karşısında boynumuz kıldan ince) HADEP’in aldığı oy oranı da barajı geçemeyecek kadar az ama, mesela ÖDP’den ve diğer partilerden çok fazla. Yasemince yazısının sonunda müthiş bir hükme daha varıyor: “Türkiye’nin istikrar adına hak ve özgürlükleri kuşa çevrilmiş, iç meselelerin oluşturduğu kompleksler, dünyaya açılan penceresine perde indirilmiş bir ülke haline dönüşmesi, uzun dönemde “istikrarsızlık” habercisi sayılıyormuş. (Herhalde Washington’ın ve Yasemin’in penceresinden).. Amerikan kepçesi ile Türk çorbasını karıştırmak münasebetsizlik oluyor Yasemin Hanım!
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 98812
    % -0.52
  • 5.4924
    % -1.28
  • 6.1985
    % -1.51
  • 7.3364
    % 0.15
  • 234.388
    % -0.66
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT