BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Saygısızlığın bu kadarı...

Saygısızlığın bu kadarı...

Son vali ve emniyet müdürü tayinlerinde, medyanın belirli kesiminin tavrını, saygısızlığını, ölçüsüzlüğünü, içimize sindirmek mümkün değildir.



Son vali ve emniyet müdürü tayinlerinde, medyanın belirli kesiminin tavrını, saygısızlığını, ölçüsüzlüğünü, içimize sindirmek mümkün değildir. Ne yazık ki, ne Başbakan, ne yardımcıları, ne de İçişleri Bakanımız, bu tavra karşı çıkmamış, yıllarca ülkeye başarı ile hizmet vermiş, bu değerli bürokratları savunmamışlardır. Vali ve emniyet müdürü tayinleri, (ne yazık ki) politik kararlardır. Yani, birçok değerli valinin merkeze alınması, onların başarısız olduğu anlamına gelmez. Aksine, birtakım çıkar hesaplarını bozmuş, Devlet ihalelerindeki yağmaya taş koymuş, mahalli ve merkezi politikacıların emir eri olmayıp şahsiyetli bir idarecilik örneği vermiş, olabilirler. Neticede, hiçbir partinin kontenjanına girmemek erdemini göstermişlerdir. Nitekim, son kararname bunun çok sayıda örneğini taşımaktadır. -Bir gazetenin; “tokatçı, işgüzar, paraşütçü ve çizmeci” olarak, aklınca suçladığı valileri, yakından tanıyan birisi olarak, bu sıfatları şiddetle takbih ediyorum. Bu konuda, suskun kaldıkları için de, Sayın Başbakan ve ilgili Hükümet üyelerine teessüf ediyorum. Bolu Valisi, Nusret Miroğlu, Şanlıurfa Valisi Şehabettin Harput, Samsun Valisi M. İlyas Aksoy ve merkeze alınan birçok vali, (bir kısım Mülkiye’den de tanıdığım) çok değerli fevkalade, dürüst, her görevde başarılı hizmetler vermiş, sicilleri fevkalade parlak, en küçük bir lekenin ve tozun üzerine kondurulamayacağı, pırıl pırıl vatan evlâtlarıdır. (Bazılarına göre, milli ve manevi değerlere sahip olmak suç sayılmakta ise, bu durum kendi acizlik ve değersizliklerini ifade eder.) Herkes biliyor ki, deprem sırasında, Bolu Valisine yapılan hareket bir provokasyondu. (Nitekim, bu kız, hemen medyada işe başlatılmıştır.) Miroğlu’nun bu büyük afet sırasında gösterdiği gayretin, çalışma temposunun en yakın şahitlerinden biriyim. (Bugün çamur atanlar, afet sırasında ortada yoktu. Ama, biz vardık. Beğenmedikleri, inançlı kesim olarak her türlü yardımı organize etmekle meşguldük.) Şanlıurfa Valisini, hiç olmazsa, görev yaptığı şehirlerin, (en son Urfa’nın) halkına sormak gerekir. Ege Belediyeler Birliği olarak yaptığımız seyahat sırasında, bunu yakından müşahede ettik. Ne kadar başarılı olduğunu, tevazuu ve çalışkanlığı ile halkın gönlünde nasıl taht kurduğunu gördük. Şehrine, yurt içinden ve dışından yatırımcı getirmek için gösterdiği performansa ve başarıya hayran olduk. (Konvoy olayı bir bahanedir. İnanmayan Urfa basınını izlesin. Bir fiyasko olan karşılama konvoyunun faturası, Vali ve Emniyet müdürüne kesilmiştir. Havaalanında kaç karşılayıcı vardı? O kadar masrafa, civar illerden gelen otobüslere rağmen, vasıtalar niçin boştu? Sorumlu, DSP İzmir Milletvekili, kendini kurtarmak için, suçu yöneticilere atmadı mı?) Samsun Valisi, İçişleri Müsteşarlığı, Bakanlık Teftiş Heyeti Başkanlığı dahil, tüm görevlerde başarılı olmuş bir insandır. Eşini, elim bir trafik kazasında kaybettiği günlerde bile görevini aksatmamıştır. (Çizme giyerken, korumaların yardımı niye bu kadar abartılmıştır?) Kilis Valisi, Güner Özmen, hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı yoktur. Demek ki, bu karara kadar, masumiyeti esastır. (Elbette, kesin bir yargı kararı olursa, hiçbirimiz savunmayız.) Şu halde, yargısız infaz yapmaya kimin ne hakkı vardır? Bu arada, dürüstlük ve başarı örneği, İstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir’in tayini de içimize sinmemektedir. Aynı şekilde, bir diğer başarılı, tecrübeli, dürüst bürokrat Utku Acun’un yıpratılma gayretleri de ayrı bir saygısızlık örneğidir. (Acun, rahmetli Özal’ın da gözde elemanlarından birisi idi.) Urfa Emniyet Müdürü Orhan Okur, harcanan bir diğer kıymet olmuştur. Nitekim, Urfa halkının ve basınının tepkisi de bunu göstermektedir. Hayatında, birgün bile Devlet hizmeti yapmamış kişiler, böyle değerli insanları, kritik edemezler. Tenkid etmeye de hakları yoktur. Bu kafa ile, elbette bürokrasi kadroları kan kaybeder. Değerli insanlar ayrılır. Kaht-ı rical (yetişmiş insan sıkıntısı) başlar. Dalkavukluk esas olur.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT