BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Farklı bir dünya Avustralya -2-

Farklı bir dünya Avustralya -2-

Avustralya’nın bir yüzü ak, öbür yüzü kara. Bir yüzünde güzelliğin, mükemmelliğin, asaletin, medeniyetin çizgileri gülümsüyor. Öteki yüzünde ise, çirkinliğin, noksanlığın, rezaletin ve vahşetin tikleri zonklayıp duruyor.



Kıt’anın karanlık yüzü Avustralya’nın iki yüzü var. Bu yüzlerden biri, öbürüne hiç benzemiyor. Avustralya’nın bir yüzü ak, öbür yüzü kara. Bir yüzünde güzelliğin, mükemmelliğin, asaletin, medeniyetin çizgileri gülümsüyor. Öteki yüzünde ise, çirkinliğin, noksanlığın, rezaletin ve vahşetin tikleri zonklayıp duruyor. Size önce, Avustralya’nın güzel yüzünü, medenî yüzünü, asil yüzünü gösterdim. Şimdi biraz da, kara yüzünden, vahşi yüzünden bahsetmeliyim. Hemen belirtmeliyim ki, Avustralya’nın bu ikinci yüzünü göstermeye, beni CHP Genel Sekreterliği ile iki İngiliz Milletvekili mecbur etti. Geçenlerde bütün gazetelerimizde yer alan bir haberi okumuşsunuzdur: Güneydoğu Anadolu’muzda yaptırdığımız Ilısu Barajı dolayısıyla, CHP Genel Sekreterliği, iki İngiliz milletvekilini ülkemize davet etti. CHP Genel Sekreter Yardımcısı Şule Bucak, Ann Clwyd ve Peterlylet isimli İngilizler’in önlerine düşerek Güneydoğu Anadolu’muza gitti. Orada, İngiliz milletvekilleriyle bâzı İnsan Hakları Derneği Başkanlarını bir araya getirdi. Basına karşı gizli toplantılar düzenledi. Arkasından iki İngiliz’i yanına alıp baraj bölgesine indi. Onlara, kendi kafasına göre bilgiler verdi. Utanmadan, yüzleri kızarmadan Sonra ne oldu biliyor musunuz? Ann ve Peter isimli İngilizler hiç utanmadan, yüzleri kızarmadan şu açıklamayı yaptılar; dediler ki: “Ilısu Barajı inşa edilirse, 300 kilometrekarelik bir alan su altında kalacak. Bu, orada oturan köylülerin mağdur edilmesi demektir. Bu baraj, insan haklarını ihlâl etmektedir. Türk Hükûmeti halk oyuna başvurmadan baraj inşaasına gitmemeliydi. Barajın yapımına destek veren Dünya Bankası, insan haklarının ihlâl edilmemesini istemişti. Şimdi biz, hem Türk Hükümeti’ne hem de Dünya Bankası’na bir rapor vereceğiz. Burada, insan haklarının ihlâl edildiğini belirteceğiz! Bizim bu raporumuzdan sonra Dünya Bankası’ndan kredi alma işinin çok zorlaşacağını tahmin ediyoruz!” Kim söylüyor bu sözleri? CHP destekli İngiliz Milletvekilleri. Haberi okuduğum zaman, beynimin karıncalandığını hissettim. CHP’nin değişmeyen huyuna da öfkelendim; kendi gözlerindeki merteği görmeyen İngiliz milletvekillerinin saygısızlıklarına da! Avustralya’ya indiğimde öğrendim ki, İngiliz milletvekilinin hazin beyanı, oranın radyolarından da, televizyonlarından da birkaç defa yayınlanmış. Doğrusu hayretler içinde kaldım ve artık ben de, İngilizler’in Avustralya’daki ikinci yüzlerini göstermeyi milli bir vazife bildim. Avustralya’yı, önce Hollandalı gemiciler keşfettiler. 1650 yıllarında, Almanlar’la birlikte adaya çıktılar. İngiltere Krallığı ise, 1766 yılında Avustralya’ya ilgi duymaya başladı. İngilizler, bu yeni kıtayı, önce bir sürgün yeri olarak düşündüler. Ülkelerindeki bütün kürek mahkûmlarını, hırsız-uğursuz güruhunu oraya sürdüler. Sonra, zamanla gördüler ki Avustralya’nın çok zengin kömür, linyit, petrol, tabi gaz, demir, kurşun, kalay, altın, gümüş, bakır, çinko, krom, uranyum, volfram, manganez... kaynakları var. Üstelik toprak, hayvancılık ve tarım için de çok müsait! İngilizler için önemi yok! İngilizler bir halk oylamasına başvurmadan, Avustralya’dan, önce Hollandalıları ve Almanları sürüp çıkardılar. Ve yine bir “halk oylamasına” gitmeden 1891 yılında, Avustralya’yı bir sömürge toprağı haline getirdiler. Yerli halkın rızasını almadan, 1901 yılında Avustralya’yı resmen İngiltere Krallığı’na bağladılar. İngilizler, büyük topluluklar halinde Avustralya’ya akmaya başladıktan sonra, acaba yerli halka, Aborijinlere karşı nasıl davrandılar? İngilizler’in Avustralya’daki bu ikinci yüzleri gerçekten karadır! İnsafsızdır! Vahşidir! Korkunçtur! Beyaz tenli İngiliz asilzâdelerin (!) siyah veya kahverengi derili Aborijinlere tahammülü yoktu. Çünkü: “Aborijinler siyah ırktandır. Boyları uzun, dudakları kalın, burun delikleri iri, saçları düz siyah veya kıvırcıktır. Alt çene kemikleri sanki bir mengeneyle sıkıştırılmış biraz ileriye doğru çekilip bırakılmıştır. Bu Aborjinlerin, Avustralya’nın yüzbinlerce yıllık eski sahipleri olması, İngilizler’e göre hiç de önemli değildir. Önemli olan İngiltere İmparatorluğu’nun ve İngiliz halkının çıkarlarıdır. Beyaz ırk, üstün bir ırktır. Siyah ırkın ise yaşamaya hakkı yoktur!” İngilizler böyle düşünüyorlardı. Halbuki Aborijinler, ülkenin çöl bölgesinde yaşıyorlardı. Çıplak dolaşıyorlardı. Silahları biraz yontulmuş, cilâlanmış taşlarla, ağaç dallarından yapılmış basit oklardı. Hiç kimseye, ama hiç kimseye zararları yoktu. Yamyam değillerdi. Ama İngilizler, yerli halka tahammül edemiyorlardı. Dağdan gelmişlerdi; bağdakini koğmuyor, boğuyorlardı. İnsan haklarını hiçe sayıyorlardı. Devam edecek
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86796
    % -0.47
  • 6.0406
    % 0.28
  • 6.7414
    % 0.12
  • 7.7005
    % -0.46
  • 248.383
    % -0.68
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT