BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Farklı bir dünya Avustralya - 4

Farklı bir dünya Avustralya - 4

Avustralya’da bütün müzeler parasız. Devlet, tarih derslerini o müzelerde okutuyor. Öğrenciler kahramanlarını severek, onlara özenerek yetiştiriliyor.



Mehmetçiğin imzası illi Müze’yi arkanıza alarak şehrin öteki ucuna doğru baktınız mı, beş kilometre kadar uzakta ülkenin yeni Savaş Müzesi’ni görüyorsunuz. Bu iki müze arasında kıvrıla kıvrıla masmavi bir ırmak akıyor. O ırmak üzerinden geçerek iki kilometre kadar yürüdünüz mü yeni Savaş Müzesi’nin alanına giriyorsunuz. Bu müzeye yüz metrelik geniş bir yoldan gidiliyor. Yirmi metrelik gidiş, yirmi metrelik dönüş yolu. Bu iki yolun tam ortasında altmış metre genişliğinde iki km. uzunluğunda üçüncü bir şerit daha var. O şerit trafiğe kapalı. Büyük karolarla döşenmiş bir tören bölümü. Gelibolu müzeye taşınmış Trafiği kat’iyyen aksatmamak kaydıyla yüzbin insanın toplanacağı bir yer. Müzeye gidiş-geliş yollarının arkası, yine okaliptüs ağaçlarıyla renkli. Bu ağaçların kaldırımlara bakan yüzlerinde, 100-150 m. aralıklarla gölgeli alanlar açılmış. Ve o alanların herbirine Avustralya’nın savaş kahramanları veya savaşları hâtırasına, mükemmel abideler oturtulmuş. Mesela Savaş Müzesi’ne doğru yürürken kaldırımın sol dış tarafında, sizi olduğunuz yere çivileyen zarif bir abide görüyorsunuz. Bu Anzaklar’ın Birinci Dünya Harbi’nde, Gelibolu çıkarmasındaki kahramanlıklarını anlatan bir sanat şaheseridir. Savaş Müzesi’nin büyük salonlarından birinde, kocaman bir motor gördüm. Saç kaplı gövdesinde, birkaç kurşun yarası vardı. Bu motor 1915’te, Anzaklar’ı İngiliz gemilerinden Gelibolu yarımadasına çıkarmak için kullanılmış. Üzerindeki kurşun yaraları ise, bizim Mehmetçiklerimizin imzaları. İngilizler Çanakkale’den kaçınca o motorlarını da almayı unutmamışlar. Motorun hemen önünde, 1915 yılıdaki kıyafetleriyle Mehmetçiklerimizden birinin canlı bir maketi duruyor. Birden yüreğimin kabardığını hissettim. Sonra eğilerek o kurşun deliklerini birer birer öpmeye başladım. Avustralya’da bütün müzeler parasız. Devlet, tarih derslerini o müzelerde okutuyor. Öğrenciler geçmiş savaşlarda Avustralyalı askerlerin elbiselerini giyerek, maskelerini takarak, silahlarını kuşanarak tarihlerini yeniden yaşıyorlar. Kahramanlarını severek, onlara özenerek yetişiyorlar. Ah ne olurdu Allahım! Bizim Müzeler Genel Müdürlüğümüzden ve Genelkurmay Başkanlığımızdan birkaç kişilik bir ekip Canberra’ya gitseydi de: Müze nedir? Nasıl kurulur, nasıl çalışır? Sorularının cevabını öğrenip gelselerdi. Bizim de, çok zengin tarihimizden, öyle müzelerimiz olsaydı. Yeni abidelerle ayrı bir güzellik kazanan bu geniş yolun sonunda Avustralyalılar kubbeli bir Savaş Müzesi daha yapmışlar. Orada, hem Avustralyalılar’ın yüz yıllık tarihleriyle ilgili bilgileri, belgeleri bulmak, okumak, incelemek; hem de Avustralya ordularının girişmiş oldukları bütün savaşları, adeta cephe cephe yeniden yaşamak mümkün. Savaş meydanları vitrinlerde Canberra’daki yeni Savaş Müzesi’nden, bir savaşa girmiş gibi, bir savaş meydanından madalyalar kazanarak çıkmış gibi ayrıldım. Avustralyalılar, katıldıkları bütün savaşların çok canlı maketlerini yapmışlar. 15-20 vitrinde, bir savaş meydanının küçültülmüş ölçülerle bütün özellikleri gözlerinizin önüne seriliyor. Mesela vıcık vıcık çamurlu siperlerde yaralanmış, ölmüş, pusuya yatmış askerler! Sahipsiz kalmış atlar, devrilmiş arabalar, uçurulmuş köprüler, yanmış-yakılmış evler. Biraz daha ilerlerde kıran kırana çarpışan askerler... Noksansız savaş meydanlarından canlı-kanlı görüntüler... Orada, o vitrinler önünde savaşları yaşamamak, kahramanlara hayranlık duymamak mümkün değil. Kahramanlarını seviyorlar Yüz-yüzelli metre kadar ilerde, yine ormandan kazanılan serin bir köşede, Avutralya ordusunun İkinci Dünya Savaşı’ndaki yiğitliğini gösteren bir başka anıt! Yüz-yüzelli metre kadar ileride, savaşla ilgisi olmayan belki de barışı, huzuru, refahı temsil eden ama insanı hayranlıklar içinde bırakan sularla haşır-neşir bir başka şaheser! Sonra meselâ Japonya’nın, Avustralya’ya saldırısını unutturmayan yeni bir abide. Sonra, Vietnam Savaşı’ndan Körfez Savaşı’ndan başka kahramanlık tabloları... Yani yolun ucundaki kubbeli müzeye ulaşıncaya kadar, Avustralyalı, nesiller, anlıyorlar ki üzerinde yaşadıkları toprakları kahramanlarına borçludurlar. Anlıyorlar ki, milletler kahramanları sayesinde yaşıyorlar ve istiyorlar ki, kendileri de, o kahramanlar zincirinin yeni bir halkası olsunlar. Avustralyalı nesiller, tarihlerini bilerek, kahramanlarını severek yetişiyorlar
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86072
    % 1.74
  • 6.0742
    % -0.37
  • 6.8075
    % -0.15
  • 7.7293
    % 0.17
  • 251.383
    % -0.09
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT