BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hayat Bazen Tatlıdır

Hayat Bazen Tatlıdır

Eğer; koskoca Sakıp Sabancı gibi bir şahsiyet “hayat” için “bazen tatlıdır” diyorsa ve bunu son kitabının adı olarak kullanabiliyorsa, buna şaşmamak gerekiyor. Sakıp Sabancı böyle diyorsa, ya yoksullar, ya düşkünler, ya naçarlar ne demeli? Hayat, bazen tatlı, bazen acı, çoğu vakit de acımasız, son hızla akıp gidiyor.



Eğer; koskoca Sakıp Sabancı gibi bir şahsiyet “hayat” için “bazen tatlıdır” diyorsa ve bunu son kitabının adı olarak kullanabiliyorsa, buna şaşmamak gerekiyor. Gerçekten de; huzur, sükun, refah kısacası mutluluk içinde geçmesi gereken bir ömrün, sadece “bazen tatlı” olması insanı derin derin düşündürüyor. Üstelik bu “acı” itirafı Sakıp Sabancı gibi, her bakımdan mutlu olması gereken karizmatik bir kişi yapıyorsa, durup düşünmek icap ediyor. Sakıp Sabancı böyle diyorsa, ya yoksullar, ya düşkünler, ya naçarlar ne demeli? Ne yazık ki, toplumumuzun çoğunluğuna dayanan bu insanlar için, “Hayat daima acıdır” dersek, dileriz ki yanılmış olalım. Hayat, bazen tatlı, bazen acı, çoğu vakit de acımasız, son hızla akıp gidiyor. Değerli yazarımız, can insan Ömer Öztürkmen abinin dediği gibi “Hayat, insanın başına gelendir” Yani, yaşananlar hayatın ta kendisi oluyor. İster tatlı olsun, ister acı olsun, yaşananlar da bir bir unutulup gidiyor. İz bırakanlar Ne var ki, her insanın hayatında, kolay kolay silinmeyen iz bırakan olaylar da olmuyor değil. Arzu edilen odur ki, iz bırakan olaylar “mutluluk” “başarı” ve “hayır-hasenat”la dopdolu olsun. Şimdi bu cümlede, acil şifalar dilediğimiz Orhan Gencebay’ın bir halk deyişini hatırlamamak kabil olmuyor: “Ben zaten her acının tiryakisi olmuşum...” Evet, Sabancı “Hayat Bazen Tatlıdır”, derken Gencebay, acının tiryakisi oluşundan adetâ hoşnutluk sergiliyor. Mübarek Ramazan’da Yarın mübarek ramazan ayı, bütün ulviliği, haşmeti ve coşkusuyla başlıyor. Şüphesiz ki, mübarek ayın “yüzü suyu hürmetine” insanlarımız daha “munis” daha “hoşgörü” sahibi olacak “bazen” de olsa, hayatın tadına varamayanlara, şefkatli ellerini uzatacak. Hayatları boyunca “bir lokma bir hırka” anlayışını veya durumunu muhafaza etme çabasını güden insanlarımız, şehr-i ramazan boyunca maddi ve manevi değerleri daha fazla tadacaklar, buluşacaklar... Sabancı gibi Yeri gelmişken, keşke bütün zenginlerimiz Sabancı gibi, “halkın dilinden” anlasalar, zaman zaman seviyesine inerek her türlü yardımlarını çoğaltabilme fırsatları yakalasalar, temennimizi yapalım. Gerçi, Sabancı ayarında onlarca zenginimizin olduğu ve hayır hasenatlarından binlerce vatandaşımızın yararlandığı biliniyor. Biz bu tür, “muhterem” şahsiyetlerin yüzlerce olmasını diliyoruz. Çünkü, fakr-ü zaruret içinde olan insanlarımızın sayısı maalesef milyonları aşıyor. “Fakir ilmühaberi” Bu pazar sohbetimize “ilham” kaynağı olan Sakıp Sabancı’nın son kitabı “Hayat Bazen Tatlıdır”ın tanıtım gecesinde, ünlü işadamımızı can kulağıyla dinledik. Yine çok hayati şeyler anlattı. Ancak, işadamımızın 1956’da İtalya’da konsolosluğumuzdan “fakir ilmühaberi” çıkarmak mecburiyetinde kaldığını ilk defa öğrendik. Zaten, Sabancı, “düşmez kalkmaz bir Allahtır” deyimine, çok güzel bir örnek olan bu durumunu, kitabında bütün ayrıntılarıyla açıklıyor. İşte, Sabancı’dan alınacak bir “örnek” daha. Hem de kulaklara küpe olacak nitelikte...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT