BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Troilos ile Kressida

Troilos ile Kressida

Bir eser sahnede izlenmesine kadar, birkaç aşamadan geçer. İlk olarak rol alan sanatçılar, evvelâ rollerini okurlar; sonra bir masa başında, yönetmenle toplanarak okuma provasına başlarlar.



Bir eser sahnede izlenmesine kadar, birkaç aşamadan geçer. İlk olarak rol alan sanatçılar, evvelâ rollerini okurlar; sonra bir masa başında, yönetmenle toplanarak okuma provasına başlarlar. Birkaç okuma provasından sonra, yönetmenin yaptığı bir düzen içinde oyun sahneye konur. Artık, bütün sorumluluk yönetmene aittir. Bu oyunu seyrederken, bu sıralamayı hatırladık. Yönetmen ve rol alan sanatçılar, "hâlâ okuma" çalışmalarındaydı sanki. Hiçbir sanatçıya sözümüz olmayacak; muhatabımız sadece Avkıran'dır. Dekor olarak, sahnede birkaç set vardı; hepsi yatay olarak sıralanmıştı. Ve hepsi siyah-beyaz renge boyanmıştı. Oyunda set'ler ve renk'ler hakkında bir yorum olmadı. Sanatçılar, gerektiği an, yalnız siyah zemine basarak yürüdüler. Niçin; bu da belirtilmedi. Hepsinin ayağında siyah lastik ayakkabı vardı. Yalnız, bir başka sanatçı, örümceğe benzer bir kostüm giymişti; ayakları çıplaktı, aynı tip ayakkabılar, ellerindeydi... Zaman zaman o da, gene siyah renklere basarak yürüdü. Sanatçılar, zaman zaman koşuştu...Ve dinleyen sanatçılar da, ceketlerini aralıksız ters-yüz ederek giydiler, çıkardılar... Bu sürekli değişim, acaba toplumun "iki yüzlülük" ifadesinin gösterisi miydi? Hiç zannetmiyoruz! Oyunda bir koreografi yoktu. Sadece bir hanım sanatçı, iki-üç adımda bir kalçasını sallayarak yürüdü. Ve gene siyah bölümlere basarak sözde dans etti. Fonda, toplu hâlde duran sanatçılar, tavanda uzatılan mikrofonlara "rollerini okudular." Hareket edenler de gene siyah dikdörtgenler üzerinde yürüdüler. Bir başka özellik, sanatçılar, alınlarından başlayarak, yüzünün iki tarafından inerek çene altına dolanan beyaz çizgiler vardı. Bu sanal maske mi? Avkıran, eğer ayrı inançlara mensup kişilerin, gerçeği göremediklerini belirtmek için, bir simge olarak kullandıysa kutlarız. Ve final... Erkek sanatçılar, önden arkaya doğru yürürlerken, kollarını omuz hizasında (yan tarafa doğru) ve yumrukları sıkılmış olarak uzattılar. Bu hareket "argoda" çirkin bir ifadenin örtülmüş bir ifadesi miydi? Ve gene bu mânidar yürüyüşü sürdüren sanatçılar, kollarını evvelâ dirsekten kırarak, dik olarak yere çevirdiler, daha sonra hafifçe kaldırarak yürüyüşlerine devam ettiler. Bu nasıl final ve anlam neydi?.. Sayın Avkıran cehaletimizi bağışlasınlar; anlayamadık. Son bir nokta..Yıllarca evvel Şehir Tiyatroları'na Genel Sanat Yönetmeni olarak getirilen Muhsin Ertuğrul'a, bu oyunu sahneye koyması önerildiğinde, büyük usta, "Ben bu oyunu sahneye koyamam, çekinirim" demiş. Yazan: W. Shakespeare/Çeviren: Mina Urgan-Sabahattin Eyüpoğlu/Yöneten: Mustafa Avkıran/Oynayanlar: Şehir Tiyatrosu Sanatçıları. Muhsin Ertauğrul Sahnesi (Harbiye) Bilgilere ve ilgililere arzolunur.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT