BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ecevit ve Yılmaz, ‘Yeter’ dedi

Ecevit ve Yılmaz, ‘Yeter’ dedi

Her şeyden önce; Başbakan Bülent Ecevit ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'ın dün rejim adına, "cesur" ve "yerinde" bir çıkış yaptıklarını, pek alışılmayan demokratik bir tavır sergilediklerini kabul etmek gerekiyor.



Her şeyden önce; Başbakan Bülent Ecevit ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'ın dün rejim adına, "cesur" ve "yerinde" bir çıkış yaptıklarını, pek alışılmayan demokratik bir tavır sergilediklerini kabul etmek gerekiyor. Ecevit ve Yılmaz'ın bütün dedikleri; cümle cümle, satır satır hatta kelime kelime, tekrar tekrar değerlendirilmesi icap eden ağırlıklar taşıyor. Yine medya Başbakan Ecevit'in sert yalanlamasıyla güne başlayan Ankara, daha sonra Başbakan Yardımcısı Yılmaz'ın ağır suçlamalara kadar varan sözleriyle sarsılırken, fatura yine medyaya çıkıyor. Gerçekten de, eğer Hürriyet Gazetesi'nde, "beyaz enerji operasyonu" ile ilgili şok haber yayınlanmamış olsaydı, belki de bu kadar gürültü kopmazdı. Ne var ki, haberin içeriği ve itham edici yanları, böyle bir yankı uyandırmasını kaçınılmaz kılıyor. Şu veya bu şekilde; son günlerde estirilmek istenen sert rüzgâra, adetâ "tuz biber eken" Hürriyet'in yayını, iki lideri de demokrasi çağrısı yaptıracak kadar etkiledi. Ecevit, medyanın gidişatına yeniden uyarıda bulunurken, sivil yönetimin yıpratılmak istenildiğine de dikkatleri çekiyor. "Vahim olan" ANAP lideri Mesut Yılmaz'ın sözleri ise daha berrak, daha ayrıntılı ve daha dikkatleri çekici oluyor. Mesut Yılmaz'a göre "vahim olan" sivil yönetimin, gözden düşürülmek istenmesi gayretleri. Dediklerinin altını çizmek icap ediyor: "Birtakım çevrelerin, kendilerine güç kazanmak için, güç temerküzü uğruna yöneldikleri siyaset mekanizmasını etkisizleştirme gayretleri, ülkenin geleceğini karartacak sonuçları da beraberinde getirmektedir. İktidarla birlikte muhalefetin de zayıflamış olmasını, sadece muhalefetin başarısızlığına bağlamak eksik bir değerlendirme olacaktır. Bilinmelidir ki zayıflatılan sadece siyaset kurumu değil, Türkiye'dir, Türk insanının geleceğe ilişkin umutlarıdır. Vahim olan, siyasi partilerimizin ve siyasetçilerimizin bir bölümünün de bilerek veya bilmeyerek, isteyerek veya istemeyerek kendilerine yönelik bu çabalara destek vermeleri veya çanak tutmalarıdır. Oynanan oyunun, tüm siyasetçileri ve partileri, kirli, kötü, yanlış gösterme üzerine kurulu olduğunu artık herkes görmek zorundadır." Bir soruya cevap verirken, medyanın takındığı tavrı kasdederek, "askeri rejim özleminiz mi var" diyen Mesut Yılmaz'ın bu sert çıkışı, şüphe yok ki, siyaseti ve siyasetçiyi yıpratanlara ağır bir cevap olarak değerlendirilmeli. "Özlem içindeler" Yılmaz'ın bu konudaki sözlerinin de tamamı şimdiden bir belge değeri taşıyor: "Belki bazıları otoriter bir rejim özlemi içindedirler. Ama çok iyi bilinmelidir ki, toplum bu özlemlere kapalıdır. Dünyanın her yerinde siyasetçiler hata yapar. Siz tümüyle siyaset kurumunu yaraladığınız zaman ortada başka bir çözüm bırakmıyorsunuz. Sivil siyaset yerine geçecek olan sorunları çözecek olan alternatif kurum hangisidir soruyorum? Siyasetçiye yüklenip siyaseti kirli gösteren basına soruyorum; neyin özlemi içindedirler? Ülkenin sorunlarının çözümünü kime emanet edecekler? Yeniden askeri yönetimlerin özlemi mi var?" TSK'nın tedirginliği! Sonuç olarak denilebilir ki, son günlerde estirilmek istenen sert, aslında belirsiz rüzgâra, iki lider tarafından gereken cevap verilirken, belki de bu durumdan en çok Türk Silahlı Kuvvetleri tedirgin oluyor. Her zaman belirtmeye çalıştığımız gibi, Türk Silahlı Kuvvetleri her ne şekilde olursa olsun, olayların içine çekilmemeli. Ve en önemlisi, medya, birkaç "manşet" uğruna, sorumluluğunu yitirmemeli.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 110383
    % 0.96
  • 3.8526
    % -0.29
  • 4.5413
    % -0.19
  • 5.1468
    % 0.06
  • 155.726
    % -0.11
 
 
 
 
 
KAPAT