BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Üniversiteler çıkmazda

Üniversiteler çıkmazda

Başlarken
Türkiye'nin bölünmez bütünlüğüne, milli ve manevi değerlerine, laik ve demokratik cumhuriyete, Atatürk İlke ve İnkılapları'na sadık 21. Asrın Türk vatandaşını yetiştirmekle yükümlü olan üniversitelerimiz, içine düştükleri ekonomik sıkıntıdan ve anlamsız bürokrasiden kurtarılmadır. Eğitimde kalite, fiziki altyapı, özerklik ve ücret konularında aynı düşüncede birleşen rektörler, mevcut sorunların ülkemizdeki bütün üniversitelerde aynı olduğuna ve acil çözüm bulunması konusunda ısrar ediyor Türkiye'nin eğitim manzarasına bakıldığı zaman karşımıza vahim bir tablo çıkıyor. Öğretim elemanı bulamayan üniversiteler, ücretlerin yetersizliği, bilimsel çalışmalarda kaliteyi düşürürken fiziki alt yapının yetersizliği de eğitimde kaliteyi düşürüyor.



Eğitimde kalite düşük Mezun bir gencin iş hayatına atılırken karşılaştığı güçlüklerin arkasında eğitim yetersizliği olduğunu belirten iş dünyasının profesyonel yöneticileri ise üniversitelere teknoloji sağlamanın ötesinde, üniversiteleri eleştirmekle meşgul. Türkiye Gazetesi olarak biz rektörlerin düşüncelerine geniş bir yer ayırdık. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Karadeniz, Marmara Bölgesi, Ege ve İç Anadolu Bölgesi'nde eğitim veren üniversitelerimizin rektörleri ile yaptığımız görüşmelerde onların dertleri ile üniversite sorunlarını inceledik ve siz okuyucularımıza aktardık. ----------------------------------- o ----------------------------------- Üniversitelerin fonksiyonları tam olarak akademik ve idari personel ile maddi kaynaklara bağlı. Ancak 21. Yüzyılda akademik, idari ve maddi sorunlara terkedilen üniversitelerimize yine rektörler sahip çıktı. Rektörler yaptıkları açıklamalarda üniversitelerin bürokrasiye adeta mahkum edildiğini açıkladılar. Üniversiteyi çıkmaza sürükleyen sorunlar arasında, bilimsel araştırma imkanlarının, ücret yetirsizliği ile üniversite yönetim yetkisinin daralması gibi nedenler yer almaktadır. Her akademik yılın açılış törenlerinde yükseköğretim kurumlarının sorunlarını bir kez de olsa gündeme getirmeye çalışan rektörlerimiz, kendisine bağlı binlerce öğretim elemanı ve öğrenci ile idari personelin bütün sorunlarını da taşımakla mükellef oldukları için çok zor şartlarda görevlerini yapmaya çalışıyorlar. Bu yazı dizisinde, gelişmiş ve gelişmekte olan üniversitelerin rektörleri kendi üniversitelerindeki sorunlarını anlatırken özellikle öğrenci temsilcilerinin de görüş ve düşüncelerine dikkat etti. 6 gün sürecek olan bu yazımızda rektörlerimiz ile beraber YÖK Başkanı Kemal Gürüz de 2001 yılında yükseköğretim kurumlarındaki mevcut sorunların çözümü ile ilgili düşüncelerini anlattı. Telefonlar kesildi 11 kampus, 17 fakülte, 11 yüksekokul, 13 enstitü, 30 araştırma ve uygulama merkezi, 5 bin öğretim elemanı, bin idari personeli ve 72 bin öğrencisi ile ülkemizin en büyük ve en köklü üniversitesi olan İstanbul Üniversitesi, siyaset, yargı, idari, dışişleri, bilim adamı olmak üzere çok sayıda değerli insanı yetiştiren bir kurumdur. Ancak son yıllarda ülkemizde meydana gelen ekonomik krizler maalesef bu değerli eğitim kurumunu da olumsuz etkilemiştir. Ekonomik nedenlerden dolayı telefonları kesilen üniversitenin, eğitime ve bilime değer veren yöneticilerimizin ayrıca mezun oldukları bir yükseköğretim kurumu. Bilim adamları küskün Devletin ücret politakasından dolayı üniversitelere küskün olan akademisyenlerin özel sektöre geçişinden en çok etkilenen ise İstanbul Üniversitesi olmuştur. Çünkü büyük bir metropol İstanbul'daki ulaşım ve kira giderleri ise bir bilim adamının yaşamını olumsuz etkilemiştir. Dış dünya ile bilimsel ilişkilere ihtiyaç duyulduğu bu dönemde mali ve idari güçleri siyasetin denetimine verilen üniversitelerde eğitim kalitesini yükseltmek adına yapılacak çalışmaların ne derecede sonuç vereceği ise tartışılır. İstanbul Üniversitesi'ne sadakat borcunu ödemeden giden sözde aydınlar da var. Dün, yükseköğretimde vakıf üniversİtelerini eleştiren bazı bilim adamlarının bugün vakıf üniversitelerinde yüksek ücret ile çalışmaları da dikkat çekiyor. Bu bilim adamlarının derslere girmediği ve özel sektörün bazı birimlerinde kendi alanlarında danışmanlık yaptıkları da yakın zamanda ortaya çıkmıştır. Araştırma görevlisi yok Devletin öğretim elemanlarına uyguladığı ücret politikasının yanlışlığını bir türlü anlatamadıklarından dolayı sitemlerini ifade eden İÜ Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, enflasyonun hızla arttığı ülkemizde bir profesör aylığının 950 dolar olmasının devlet adına utanılacak bir durum olduğunu söyledi. Rektör Alemdaroğlu üniversite sorunlarını çözmek için göreve geldiği günden bu yana çok haksız yakıştırmalar ile mücadele ederken ayrıca görevini de ihmal etmedi. Ancak hakkında çıkarılan asılsız dedikodulara harcadığı zamanın eğitime kalite kazandırmak için harcayamadığına dair sitemlerini de her zaman açıklama ihtiyacı duymuştur. Açık bir ifade ile yükseköğretimdeki olumsuz gelişmeleri ve özellikle ücretlerin düşük olmasını gündeme getiren Prof. Alemdaroğlu, şu an uygulanan ücret politikasının öğretim üyeliği ile araştırma görevliliğini ortadan kaldıracak bir uygulama olduğundan söz etti. Ecevit Rektörleri dinledi... İTÜ, ODTÜ, Hacettepe, Atatürk Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi, Gazi Üniversitesi Rektörlerinin de bulunduğu Rektörler Başbakan Bülent Ecevit'i ziyaret ederek sorunlarını anlattılar. Rektörler arasında Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'da yeraldı. Devlet Üniversitelerinin mali yapılarındaki olumsuz gelişelmeleri bir rapor halinde Başbakan Ecevit'e sunan Rektörler, ayrıca akademik personelin yetersizliği konusunda Ecevit'ten destek istediler. Başbakan Bülent Ecevit ve Bakan Bostancıoğlu yaptıkları açıklamada yükseköğretim kurumlarına gereken ilginin gösterileceğini ifade ettiler. Akademik Personelin Yoksullaşma Süreci konulu rapor, özellikle üniversite öğretim elemanlarının ücretleri, mali ve idari özerklik konularında iyileştirme taleblerini içeriyor. Raporda, "Yükseköğretim Personel Kanunu'nun çıkarıldığı 1983 yılında profesör aylığı orgeneral aylığı ile eşitti. Bugün profesör aylığı orgeneral aylığının üçte birine düştü. 2000 yılı Temmuz ayı başında bir profesör aylığı bir albayın maaşına eşit duruma düşürülmüştür" şeklinde bilgiler yer aldı. Rektörler, ücretlerinin de yüzde 60 oranında artırılmasını istedi.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT