BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Diyalog

Diyalog

Bir ışıltı yakalarsınız özgür bir kelebeğin gözlerinde. Yavaş yavaş oraya çekildiğinizi hissedersiniz. Kuşlar ötüşür ağaçlarda. Çiçekler el sallar size. Menekşelerin güzelliğine hasta olursunuz. Bir gülün yanağındaki çiğ tanesine ısınır içiniz. "Yaşamak böyle masum olmalı" dersiniz.



Yaşamayı başarabilmek... Bir ışıltı yakalarsınız özgür bir kelebeğin gözlerinde. Yavaş yavaş oraya çekildiğinizi hissedersiniz. Kuşlar ötüşür ağaçlarda. Çiçekler el sallar size. Menekşelerin güzelliğine hasta olursunuz. Bir gülün yanağındaki çiğ tanesine ısınır içiniz. "Yaşamak böyle masum olmalı" dersiniz. Yukarılarda bir serçenin özgürce uçtuğunu fark edersiniz. Mutlaka sizden bir şeyler götürdüğünü düşünürsünüz. Belki de yüreğinizi almıştır, hür maviliklere hediye edecektir. Güneş upuzun kollarını gökyüzünün en ücra köşelerine bile uzatırken sizin düşlerinizi de ihmal etmez. Hayallerinizi ısıtır. Hayallerinizdeki bulutlar güneşle olan dostluğunuza dayanamayarak bulutluktan istifa ederler. Dağların ötesinden şarıldayarak akan küçük dereyle birlikte ruhunuz da akar. Ruhunuzu tırmalayan günahlar çakıl taşlarıyla birlikte akıp gider. Şelalelerin çığlıkları size dünyaları bahşeder. Bir balık yavrusunun özgürlüğün tadını çıkararak zıplaması kalbinizi on kez daha çocuklaştırır. Yaşlansanız da çocuksunuzdur. Yıllar yüzünüze imzasını atamaz. Göz kapaklarınız yaşama sevincinize isyan edemez. Gökkuşağı yalnızlığı Gökkuşağının renklerini özlersiniz. Gökkuşağının çıkması için önce yağmur yağmalı bilirsiniz. Bir ikindi sonrası sağnak yağmurlarında doyasıya ıslanırsınız. Saçlarınız, kirpikleriniz sırılsıklam olur ama üşümezsiniz, içiniz ısınır. Sonra gökkuşağını farkedersiniz başınızın üstünde. Bir güvercinin kanadından tutup oraya uçmak istersiniz. Gökkuşağına dokunduğunuz an dünyanın en şanslı insanı sizsinizdir. Bazen yükselen dağlar boyunca, uzayıp giden yollar boyunca yürümek gelir içinizden. Herşeyi bir kenara bırakıp çıkınınıza yalnız kendinizi alırsınız. Ağaçlar yaprak dökümüne durmuştur. Ayaklarınızın altında sarı yapraklar dans eder. Saçlarınız rüzgârın parmakları arasında darmadağın olur. Siz artık uzaklardasınızdır... Dağların doruklarında buzdan şehirler gülümser. Evlerin bacalarında kıvrıla kıvrıla dumanlar tüter. Karaca bulutlar dumanların kalbiyle beslenir. Sigaranızdan derin bir nefes çeker gibi "dağ başı yalnızlığı" çeker içiniz. "Dağ başı yalnızlığı"nı seversiniz. Dinlenmek istediğinizde irice bir ağacın gövdesine yaslanıp ormanın tertemiz havasından doyasıya soluklarsınız. Bütün yorgunluğunuz gider, yeniden doğarsınız. Ve siz yeşillik adına hiçbir şeyin kalmadığı o dağ başında küçük bir kır çiçeğiyle dost olabiliyorsanz yaşamayı başarabiliyorsunuz demektir... ¥ Yılmaz İMANLIK / ÇANAKKALE Kalbimin özü bayrağım Kalbimdeki kan her zaman azıktır sana, Namusuma leke getirme yazıktır bana, Sevgin yüreklerde, güzelliğin naziktir cana, Ovaların düzü, güllerin yüzü bayrağım, Türkiye'nin gözü, kalbimin özü bayrağım... Ne olur yağan karlar, örtme gözünü, Seni, beni sevmeyenlere verme sözünü, İsterim her gün dalgalan dürme yüzünü, Ovaların düzü, güllerin yüzü bayrağım, Türkiye'nin gözü, kalbimin özü bayrağım... Dalgalandıkça alırsın ay yıldızı kucağına, Sevdalandıkça uçarsın kızıllığın sıcağına, Yakıştıkça yakışırsın devletin uçağına, Ovaların düzü, güllerin yüzü bayrağım, Türkiye'nin gözü, kalbimin özü bayrağım... Cepheden cepheye yakışırsın dağlara, taşlara, Tarihten tarihe konuşursun kurtlara, kuşlara, Nesilden nesile ulaşırsın yurtlara, başlara, Ovaların düzü, kalbimin özü bayrağım, Türkiye'nin gözü, kalbimin özü bayrağım... Şehitlerin uğruna yaşarsın, ay yıldız umutta, Yüreklere sevgi saçarsın, kapılarda hudutta, Uçakların yamacında uçarsın, gökyüzü bulutta, Ovaların düzü, güllerin yüzü bayrağım, Türkiye'nin gözü, kalbimin özü bayrağım... Yağmur yağar melekle, ıslanırsın yaşlara, Güneş doğar felekle, yaslanırsın taşlara, Nöbet beklerim tüfekle, dostlanırsın başlara, Ovaların düzü, güllerin yüzü bayrağım, Türkiye'nin gözü, kalbimin özü bayrağım... Besim sever seni, gördüğüm her yerde, Sevginle sar teni, öldüğüm her yerde, Bırakmaz yar beni, güldüğüm her yerde, Ovaların düzü, güllerin yüzü bayrağım, Türkiye'nin gözü, kalbimin özü bayrağım... ¥ Besim MERT / HOLLANDA Bulut renkli desen Güneş ışığının son hüzmesi sen, Sen de gitsen ışığım yok, çıram yok... Şu dünyada son bestemsin, şarkımsın Sen susarsan ben susarım, çarem yok... Hayat gülmez karanlıktır günlerim, Siyahtan öteye rengi tanımam... Bir bulutsun güneş önünde perde, Küçük gururundur ışığa düşman... Güneş ışığının son hüzmesi sen, Sen de gitsen ışığım yok, çıram yok... Desem ki yaşarım kendi kendime, Ben sana mahkumum, başka çarem yok... Hayatın rengi sen, bestem, şarkım sen Ümit kaynağımda sebil, çarkım sen, Görün artık ey, bulut renkli desen, Ben seninim, inan senden farkım yok... ¥ Mehmet CEBE / ANKARA Hasret Dağlar mı geçit vermiyor, Yoksa o çok sevdiğin yollar mı? Bir haber sal diyarından, Bir selam yolla kuşlarla. Yağmurlara eşlik et de gel, Cesaretin mi yok, şimşek ol yüreğime. Bilirim, aşamazsın sarp kayaları, Yüreğimi gönder yıldızlarla... ¥ Derya TÜYSÜZ / KAYSERİ Kalbimiz Anne, Çocuk kokan sokaklar, Nereye saklanmış hani? Tozlu topraklarda yok, Çemberimin izleri... Sapanımın yerini bilen kuşlar, Uçup gitmiş başka ülkelere Taşlarıyla küçük küçük, Evler yaptığım, O yokuşlar hani?... Bizimle arkadaş olan çeşmeler, Beyaz beyaz gülerdi... Bizi öpmek için konardı, Kelebekler çiçeklere... Uçurtmamı bulutlar alırdı ellerine, En güzel saatimizdi güneşler. Nisanlarda yağmurlarda dururduk, Saçlarımız uzasın diye... Üstümüz başımız toprak kokardı hani... Serçelerin konmadığı yere, Güllerin bitmediği yere, Ölür de gitmezdik... Karınca yuvalarına imrenirdi, Arıların konacağı çiçekleri bilirdi, Kalbimiz, Kanadı kırık bir kuş görsek, Titremeye başlardı ellerimiz hani?... ¥ Selami ŞİMŞEK / ARTVİN Bana kalıyor... Yalnızlığımı hasretine dost yapıp, Resmini saatlerce elime alıp Anılarla o güzel günlere dalıp, Maziye gömülmek bana kalıyor... Saçlarındaki bahar kokuna kanıp, Yüzündeki tebessümü mutluluk sanıp, Acıyla kavrulup, hicranla yanıp, Deryalara gömülmek bana kalıyor... Kelebek misali çiçekten çiçeğe konup, Bir yabancı gibi, giderken arkanı dönüp, Umutlarım tükenirken sevgi ışıkları sönüp, Hüznün karanlığına gömülmek bana kalıyor... Bana da kara bahtım gülerse bir gün, Sevdiğim kadir-kıymet bilirse bir gün, Candan seven bu beden ölürse bir gün, Sevginle gömülmek bana kalıyor... ¥ Mahir TÜRKMEN / İSTANBUL Deniz Dinliyor musunuz siz dalgaların, Çırpınışını şu mavi denizde. Bir dirhem lekesiz kahkahaların, Ahengi alev verir içimize... Gemiler mekik dokur ufuklarda, Kimi sevgi kimi zehir taşır. Coşkun atılımlarla her dalga da, Atom değil, sevgi diye haykırır... ¥ Arif ALTINDAĞ / İSTANBUL Ümit Şimdi yeni sonların Çok yeni başlangıcı Taze bahar çiçeği Gül goncası gibisin Gamze yanaklarımda Sıcacık bir dokunuş Bu yeni başlangıcın Sahibi sen gibisin Yok olan ümitlere Can veren bir heyecan Soğuk sonbaharlarda Açan güneş gibisin Buğulu gözlerimde Üç-beş sevinç damlası Yorgun yıllardan sonra Alın yazım gibisin Şimdi yeni sonların Taptaze başlangıcı Hayatımın anlamı Varoluşum gibisin Sebepsiz sevinçleri Yaşatan bir heyecan Sevgimi yeni baştan Yazacakmış gibisin ¥ Sevda TÜRKÜSEV İSTANBUL
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108153
    % -0.82
  • 3.8325
    % -0.13
  • 4.5073
    % 0.05
  • 5.1169
    % -0.13
  • 153.903
    % 0.01
 
 
 
 
 
KAPAT